Yazı Tura
34 replies · 841 views
kusura bakma n@n'cim ama biraz fazla savurmuşsun. yazı tarudaki kamera haraketlerinden şikayetçi olanlardan biriyim ve senin eleştirilerinle bağdaşmıyor maalesef -ya da ne iyi ki- tutumlarım.
filmin konusundan kendini soyutlamış falan değilim öncelikle. entel birikimlerimi kusmak gibi bir derdim de olmadı asla. uğur yücel isminden ve filmin konusundan çok şeyler bekleyerek gittim ve türk sineması ve kısıtlı imkanlar sözkonusu olduğunda kayırmacı bir yanım olduğunu da eklemeliyim üstelik (bunun etik olup olmadığı ayrıca tartışılır)
demeye çalıştığım, bu halet-i ruhiye içinde gittigim filmden bir şikayetim varsa art niyetli olamaz. zannedildiği gibi hollywood, tv, dizi müptelası değilim. sinemada alabildiğine alternatif anlatımlardan, denemelerden yanayım. bir aralar, sinema bence rahatsız ettiği ölçüde anlamlıdır gibi laflar de etmiştim hatta. uğur yücel'in kamera hareketleri de elbette belli bir sebebe (sıkı bir sebep) dayanıyor. ancak bunu o kadar yoğun ve bezdirici biçimde yapmış ki, bu anlatım biçimi, mesajı desteklemekten çıkıyor, seyirciyi kösteklemeye başlıyor. tamam ses uyumu için harcadım bir cümleyi ama şu; ben artık o kamera hareketinin o karakterin gözü, algısı olduğunu, yaşananların da tıpkı böyle aritmik, dengesiz, vs olduğunu düşünmekten çıkıyorum ve imdat yeter durumuna geliyorum. başarı, evet dediğim gibi seyirciyi rahatsız etmek olabilir, ama seyirciyi filmden koparmak değildir. ille özdeşleşme kurulmalı da demiyorum, ama seyirci filmden kopmamalı ne konuyla, ne anlatımla, ne başka bi şeyle. başarı buna da bağlı...
Kamera hareketleri bende hiç öyle bir etki bırakmadı - tam aksine çok dozunda ve karakterin o anki durumunu anlatamada çok başarılıydı. İzlerken hiç bir zaman "yeter" demedim.
filmin kamera hareketi olarak bazı yerleri bana WKW'nin Chunging Express'ini hatırlattı, aslında yapı olarakta bu filme benziyor - birbirinden ayrı ve kesişmeyen iki hikaye-(konusu tabi alakası yok Chungking romantik bir aşk filmi).
ayrıca kendi adıma ben bu filme Türk olduğu için tölerans göstermiyorum, beğenmediğim film olursa söylemekten kesinlikle çekinmem.
birkaç planda sadece wong kar wai'nin kullandığı ve yekpare bir isimle anılan, özel bir tekniğin de(kurgu+labaratuvar+çekim) kullanıldığını belirtelim. özellikle cevherin olduğu bölümde birkaç sahne bu yöntemle kotarılmış. filmin antalya film festivalinde (tüy sıklet rakiplerini yerle yeksan ederek) 11 ödül aldığını da belirtelim.
outsider wrote:
birkaç planda sadece wong kar wai'nin kullandığı ve yekpare bir isimle anılan, özel bir tekniğin de(kurgu+labaratuvar+çekim) .
Aaaaaa doğru mu hakikaten? Nasıl detay alabilirim bu konuda?
edit: Chungking Express benim en sevdiğim filmdir. Galiba Uğur Yücel'in de öyle :)
Aslında şaşırmamak lazım zira Yavuz Bey'in Asya filmi tutkunu olduğunu duymuştum bir yerlerden.
Galiba bir yanlış anlaşılma oldu, ben filmde o tekniğin kullanıldığını nasıl bildiğinizi sormuştum.
paralel kurgu olayını ben de filmin sonunda bekledim ama yapmaması daha iyi olmuş olaya anlam katmış bu adamlar asker-gazi bir sahnede cevherin rıdvan ile çektirdiği fotoğrafa baktığında hatırladıkları onun geçmişine hiç de özlem duymadığını aksine hatırlamak bile istemediğini anlayabiliriz bu yüzden belki de uzaktan ikiside sadece bir anı olarak kalmasının kendileri için daha iyi olabileceğini düşünüyor olabilirler.
bir de değinmek istediğim bir konu delikanlılık ile ibnelik olayı teoman ın bir barda abisine nasıl böyle olduğunu anlattığı sahnede ruju sürüp "şimdi bir farkımız kalmadı" demesinden sonra cevher in eline şişeyi alıp ağzını yıkayıp gidip kimsenin görmediği bir yerde ağlaması işte tam bu nokta delikanlılık ile ibnelik arasındaki ince çizgi. Tıpkı barın girişindeki yarı bıyığı olan resim gibi. uğur yücelin bu anlatımıysa gerçekten çok iyi.
Ben filmi gayet kararında buldum.
Kamera hareketleri konusuna çok da takılmadım.Amacına hizmet ettiklerini düşünüyorum.Ayrıca bence böylesi filmin bütününü daha gerçek,daha hareketli kılmış.Belki biraz daha özenle kullanılabilirdi orası ayrı.
Konu itibariyle diyebilirim ki,mesajı doğrultusunda taş attığı kuyular yerine cup oturmuş.Filmdeki ana problem direk ele alınmaktan çok,göstergelerle ölçülü biçimde yayılmış.
Karakterler temellendirilmiş,süslenmiş,onlara hayat verilmiş,bezden yapılma değil et&kemikten olmuşlar iyi olmuş.
Kurgu konusunda;bahsi geçen et&kemik karakterlerin filmdeki eksik bağları;paralel kurgu olmaması;karakterlerin filmin sonuna değin sadece birkaç ipucu ile kesişmeleri fakat filmin sonunda dahi gerçek anlamda bir bütünlük oluşturmamaları filmin orjinalliğini bir dereceye kadar koruyan özellikler kanımca.
Şöyle olsaydı daha iyi olurdu,böyle olsaydı keşke...Bu mizaçla filmi değerlendirmek belki onun eksikliklerini ortaya koyar;ama bu mizaçla yeniden yaratılan filmin şimdikinden daha iyi olup olmayacağı asla kestirilemez.Her zaman mümkündür ki bir film,izleyicinin belirlediği eksikleriyle bile daha güzel olsun.
Bir filmi iyi yapan,bütün yapan milyonlarca nedenden hangi birinin doğru hangi birinin yanlış olduğunu söylemek;onu yapmaktan çok daha kolay.Ve kanımca Uğur Yücel sırtına aldığı bu zor yükü çok da iyi bir biçimde kaldırmayı başardı.Kendisi izleyicilerinin yaptığı tüm eleştirileri göz önünde bulunduracak ve bir sonraki filminde daha az eksikle çıkacaktır karşımıza.
Bilinçli bir şekilde hareket ettiği sürece,bir filmde gözümüzün gördüğü kulağımızın duyduğu herşey yönetmence ''doğrudur''.Bence bu oldukça önemli,bu yüzden de kutluyorum filmyaparı.
Last edited: Dec 18, 2004, 08:04 PM (1)
Ben çok beğendim
Yazı Tura çok güzel biir film.İkinci yarıda çok şey anlatmaya kalkışması da normal bence.Çünkü zaten Uğur Yücel bu filmi yapabilmek için çok para harcamış.Borçlara girmiş.Türk sineması çok zengin değil.Bir konuyu bir filmde anlatmak gibi lüksümüz olmayabiliyor.
Re: Ben çok beğendim
birsinemasever wrote:
Çünkü zaten Uğur Yücel bu filmi yapabilmek için çok para harcamış.Borçlara girmiş. Türk sineması çok zengin değil. Bir konuyu bir filmde anlatmak gibi lüksümüz olmayabiliyor.
bu ne demek yaa. salona mobilya yerleştirmekten mi bahsediyosun sinemadan mı? bu ülkenin en iyi filmleri eşin dostun hatrıyla neredeyse bedavaya çekildi. hiç kimse de "hazır çekebiliyoken 2 konu anlatalım. 1 konu anlatacak lüksümüz yok" gibi bir saçmasapan bir mazlum edebiyatı yapmadı.
biliyoruz ki uğur yücel'de filmini çekerken 1 konu anlatacak lüksüm yok bari iki konu anlatayım diye bir düşünceye sahip değildi. bu kişisel bir tercihti.
biraz özenli yorumlar lütfen. yoksa rai amca kulaklarınızı çeker :)
Bütün filmler para ister.Konuları tek tek anlatmak çok masraflıdır.
"Bütün iyi filmler bedavaya çekildi" dwemek saçma bence.Bedava oynayan oyuncu var mı memlekette.Misal, "Eşkiya" bedavaya mı çekildi.Fakir edebiyatını bıraksak,rasyonel olsak çok iyi olacak.
Olayı kavrayamamışsın rai amca :) Ellerinden öperim rai amca :)
birsinemasever wrote:
"Bütün iyi filmler bedavaya çekildi"
demedim.
rai wrote:
"bu ülkenin en iyi filmleri eşin dostun hatrıyla neredeyse bedavaya çekildi"
dedim. bu iki cümlenin arasında dağlar kadar fark var. zeki demirkubuz filmlerini, serdar akar'ın gemide'sini, ahmet uluçay'ın bu ararlar vizyona girmiş olan "karpuz kabuğundan gemiler yapmak" filmini, yılmaz güney'in pek çok filmini bu kategoriye sokabilirsin. evet bu filmler bedavaya çekilmedi ama çok komik bütçelerle kotarıldı.
ve bu yönetmenlerin hiçbiri rasyonel olarak
birsinemasever wrote:
"Türk sineması çok zengin değil. Bir konuyu bir filmde anlatmak gibi lüksümüz olmayabiliyor. "
gibi bir düşünceye sahip olmadı. fakir edebiyatı dediğin asıl böyle yapılır,
rai wrote:
"bu ülkenin en iyi filmleri eşin dostun hatrıyla neredeyse bedavaya çekildi"
diyerek yapılmaz.
keza rasyonel olmak para yok diye iki konuyu bir filme koymak değildir. ya da uğur yücel'in bunu parasızlık yüzden böyle yaptığını sanmak hiç değildir.
yine de yazımın sonundaki esprili yaklaşımımı anlayışla karşıladığın için teşekkür ederim.
amerikan sinemasindaki ortalama butceli bir filmin goruntu yonetmenligi kadar bir ucretle film ceken yonetmenlerden bahsediyoruz. bir seyler anlatmak icin film yaparsiniz. paraniz kadar hikaye anlatildigini da nerden cikardiniz sevgili birsinemasever. senin bu mantigina gore parasini bastirdikca filmlerin hikayelerini tek bir konuya odaklayabiliyoruz. bu bile cok sıkıcı filmlerin yapilmasina yol acardi.
yonetmenin hangi konuya, ne bicimde yaklastigi o filmin niteliklerini arttiran ya da azaltan bir unsurdu. butce zaten bu tercihler dogrultusunda olusturulur. butcenize gore hikayeler gelistirmek cok daha endustriyel bir sorundur. ama sanmayiniz ki bu yonetmenler "cok para verdik, firsat bu firsat" deyip de "once varolusculuk ve bireyin yalnizligini iredeleyelim, arkasindan bir ara kamusal alanin tikanmisligina deginiriz. varolusculuga dokundurdugumuz bir anda da modern dunya ile gelenek arasindaki gerilemden soz ederiz. vakit kalirsa da istanbulun trafik ve dogal gaz sorunlarini irdeleriz." diye dusunerek film yapmaktalar... benden uyarmasi.
Fikirlerinize saygı duyuyorum sevgili Martin.Yanlış düşündüğünüz için üzülüyorum ama olsun.Dedikleriniz Türk sineması ayakta olsaydı,yılda yüz-ikiyüz film çekmeye devam etseydik çok doğru olurdu.Ama hayatın gerçekleri böyle değil ne yazık ki.Ben sadece , parasız bir insanın seçim yapamayacağı gibi , ülke sorunlarına kaygı duyan parasız bir yönetmenin de "filmim de bir konuya odaklanayım" gibi bir seçim yapamayacağını söylüyorum.Bu durum aç bir insanın sofraya oturunca bütün yemekleri tıka basa midesine doldurmasına benzer.Neyse lafı fazla uzatmayalım.Hoşcakalın.
Benden uyarması haaa :))
belki biraz balıklama bi giriş yapmış olacağım ama ben bu bi filmde bir ya da daha fazla konuya değinme tartışmasını ve özellikle de bunun para meselesine bağlanmasını saçma buluyorum.
filmi, bir yönetmenin hayata bakışını, yaşadıklarını, acılarını, aşklarını yorumlama biçimiyse ve bir filmde bunları birbirinden ayrı düşünüp, gerçek hayattaki gibi bir karışım yapmayıp sadece bir tanesine odaklanabiliyorsa bu işte zaten ters giden bişeyler var demektir. bunun parayla falan ilgisi yoktur.
güzel yemek sofradakilerin her birinin tadına vararak, sevdiklerine de biraz torpil geçerek, sonrasında karın ağrısı çekmeyecek kadar yenilen yemektir.
You need to log in to post a reply.