Hero
31 replies · 810 views
yok ya bilgili olduğum filan yok, sadece bu tür wuxia filmlerini çok seviyorum.
Dediğim gibi hepinizin adına çok sevindim ve tekrar hepinize House of Flying Daggers'ı öneriyorum. Madem bu kadar hoşunuza gitti.
Dediğim gibi keşke bende sizin kadar keyif alabilseydim - aaah aaahh
eliza bennet wrote:
yok ya bilgili olduğum filan yok
e bu kadar da mütevazi olunmaz ki canım.
Martin Mystere wrote:
sermest wrote:
filmin başlarında bir merdivenden iniş sahnesi var...beni aldı bir yerlere götürdü..işin garibi nereye götürdü bilmiyorum...çin kulturundeki kati hiyerarsik iliskilerin muazzamligina goturmus olabilir mi sermestcim...
hani şu siyah elbiseli bir karakter böyle parmaklarının ucunda iniyor merdivenden...o inişe takıldım ben...
yine zıtlık çıkarmış olacağım belki ama fikrimce Hero ufak ekranda daha güzel duruyor.. yani siz tabii ki büyük ekranda izleyin, hatta iki üç kere gidin ki bu filmler burada vizyon bulsun (hemde salak Miramax ayaklı değil, direkt kaynağından alınsın).
Yer: Ankara Armada Sinemaları
Tarih: 02.01.2005
Seans: 19:40
Hero başlıyor, yağmur altındaki muhteşem dövüş sahnesinde ilk çatlak ses çıkıyor sinemada, "çüşşş!!". Bu andan neredeyse sinemanın çoğunluğu filmle dalga geçiyor. Filmdeki her fantastik sahnede alaycı gülüşler yükseliyor, filme yoğunlaşmak biraz daha zorlaşıyor, bir yerden sonra da imkansız hale geliyor.
"10 dakika ara" esnasında bir kısım seyirci sinemayı terk ediyor, seviniyorum. Derken ön sıradaki kadın yanındaki adama sesleniyor; "Bir iki sene önce de böyle bir çin filmine girdik ejderha mı yumrukluyormuş neymiş, onda da salak salak ağaçlarda zıplayıp duruyorlardı, ne salak filmler bunlar ya!!!", içim kararıyor. Filmin görsel olarak muhteşem olduğu yaprakların içindeki dövüş sahnesinde seyirci filmle dalga geçmeye devam ediyor, her türlü hareketi "ti" ye alıyor aklınca.
Ay ne kadar sinir bir durum! Yahu bir filme girerken insan biraz araştırır nasıl birşey bu filan diye de öyle girer, hadi araştırdın gittin (benim gibi) ve beğenmedin bari sus be kardeşim de beğenenler güzel güzel izlesinler, değil mi?
Üzüldüm seyir keyfinin heba olmasına - bu yüzden en iyi Cumartesi/Pazar ilk seans - çocuk filmi filan değilse gayet güzel izleniyor bütün filmler.
Bu arada benzer bir deneyimi House of Flying Daggers'ı izlerken ben yaşadım ama o zaman ben de dahil olmuştum o toplu dalga geçmelere - şimdi kendimi kötü hissediyorum, acaba bizim salonda da böyle filmi beğenen ve gerçekten izlemek isteyen biri var mıydı?
ya bu "tarantino sunar" olayi, sadece tarantino'nun tanitim destegi vermesi mi.. yoksa dagitima girmesi icin parasal katkida bulundu mu? humm?
İmdb'deki bilgiye göre Tarantino ;
Presenter
AKA: Presents
A presenter is person (often famous or well respected) who introduces a movie or show on screen or via voice-over. Some films include a credit "Presented by", or "presents", which indicates the person is an executive producer as opposed to someone who appears in the film.
whatdreamsmaycome wrote:
ya bu "tarantino sunar" olayi, sadece tarantino'nun tanitim destegi vermesi mi.. yoksa dagitima girmesi icin parasal katkida bulundu mu? humm?
Ya işte arkadaş Doğu Asya filmi fanatiği ya işte Amerika'da insanlar normalden biraz daha ilgi göstersinler diye işte ismini ortaya koyuyor galiba, başka bir anlamda filme katkısı yok yani.
Tabi Hero iki yıl önce vizyona girmişti Asya'da, Miramax (ya da biz Asya filmi sevenlerin tabiriyle Miramaxe) heba etti filmi senelerce süründürdü ya neyse.
Sinemada eğer yanında birileri varsa ve filmde sarmadıysa ister istemez gülünüyor - o yüzden ben mümkün olduğu kadar yalnız gitmeye bakıyorum.
Bazan da tersi oluyor - bir kere Fitaş'ta Zoolander'a gitmiştim ve dolu salonda kahkahalar atan sadece ben ve bir iki sıra arkadamda oturan 3-5 kişilik gruptu. Yani kalan %90 put gibi izliyordu filmi - sanki Schindler's List oynuyor. (hadi espriler çok salak ve one joke bir film anladık ama yani bir tane espriye bile gülmez mi insan?)
uzakdoguya amerikan ilgisi ve hero
Kaplan ve ejderha ile baslayan sonra shaolin soccer ile devam eden uzakdogu sinemasına olan ilgi Hero ile daha da bir ivme kazandı. Amerikalılarda internet paylaşımı sayesinde kopyalanan, konusulan ve seyredilen bu filmlere olan ilgiyi ve işin ticari boyutunun farkına vardılar.
Hero, zihin dövüşleri, bu sırada arka planda calan yaslı adam ve kullandıgı enstruman, suikast planı,su üstü dövüşleri,saraydaki dövüş sahnesi, inanılmaz okcu saldırısı, yaprakların düşüşü ve renk değiştirmeleri, filmde renklerin senaryoya göre değişimi gibi ayrıntılarıyla son dönemdeki bir çok yapımı gölgede bırakıyor.
Last edited: Jan 12, 2005, 09:29 PM (1)
ya aslında ben bu filmle ilgili bir yazı yazmıştım,tam göndere bastım,zarttt! deye takıldı computer.yada sinefil zartt! oldu bilmiyorum:)
neyse.filmi bir kaç gün önce izledim.gerçekten de full action beklerkene,en azından bana anlatılanlar bu yöndeydi,biraz daha farklı bir film buldum.etkileyici doğa ve renkler olsun vb güzel bir tad bıraktı teknik olarak.
ama asıl takıldığım nokta,filmin kabaca üstünde durduğu ve konunun oturtulduğu ulus-devlet,azınlık,kültür,dil gibi kavramları çağrıstıran kısımdı.film fedakarlık,birlik ve birarada huzur içinde yaşamak gibi olumlu bir mesajla bitmesine rağmen,bilinçaltında farklının ortamı bozduğu,ve güzel bir dünya için buna son vermemiz gerekir gibi abes bir anlam kurcaladı durdu kulağımı,kafamı,beynimi.
söylemek istediğim film bize didaktik olarak herşeyi söylemelidir değil tabi ki:)ama paranoyak zihniyete sahip birisi olarak filmin orta yol fikri hakkında bir şey bile çaktırmamasına ayar oldum.(ayar olmak:ayarsızken bir şey yüzünden, o şeye ya da başka bir şeye takar duruma gelmek,takmak,takılmak,takılırken kıllanmak bkz oxford english dikşinary)yani 7 krallık varsa ya bunlar hep savasır,yada bunlar birleşmelidir?bu 2 siyah-beyazlık dısında olması gereken düşünülemez.filmin içinde bir sahnede kral,hükümetim bile benim zorba oldugumu düşünüyor diyor,halbuki ben bariş için herkesi tek dil tek bayrak vb altında toplamaya çalışıyorum vb diyor.kardeşim buna zorbalık denir zaten,baska adı var mı bunun?:)kime kemik atıyorsunuz ki?filmde bir anlamda bunu kılıç kullanmadan yap dese de geyik işte neyse:P
filmler ister istemez bir şekilde bilinçaltına,bilinçyanına,bilinçüstüne,ötesine, berisine,bilinç diye bir şey yoksa ona yakın bir yerlere bir şekilde bir şeyler bırakırlar??bu hero da öyle bir şey bıraktı.tabi ki anlattıgı çin tarihi,ama bahsettiği konu yukarda bahsettiğim gibi ulus-devlet,azınlık,kültür vb şeylerle kabaca ilgili.yani günümüzdeki özellikle son 10 yılda ki bir kaç çetin meseleye dokunan bir film.
bu arada kill bill'de kılıçlardan iyi para kazanan tarantino dingilinin bu filme para yatırıp yatırmadıgını bilmiyorum,yapımcı olarak adı geçiyor,ama o işini bilir:)) ne hindir o,ne tilkidir,çakal tarantino:Pdaha kılıçlar ve uzak doguyla ilgili bayagı bir film izleyecekmişiz gibi geliyor.(zaten baslamıştı bu yeni moda)üstelik kılıç,kahramanlık,fedakarlık,barış gibi kavramların arkasına sıgınıp,farklı olanı yoksaymaya ya da kabul edildiği kadarıyla varsayan bir arka ideolojiyle beraber. anlamsız mıyım?evet.sen de anlamsız mısın?evet sende anlamsızsın.
finito.fin.
Bana daha çok bir masal gibi geldi ve sanki bir masal dinlemenin yanında izleme adına güzel bir deneyimdi. Tekrar tekrar üzerine düşündüğümde de sanki filmde öykünün farklı kişilerce anlatılması da bu 'masalsı ya da masalımsı' yapıyı destekler nitelikteydi.
Yukarlarda heryerlerde çoğu kişinin söylediği üzere ben de filmin görüntülerine özellikle de hikayenin her farklı anlatımında uygulanan farklı renkleri çok sevdim.
**(Değişik renk kullanımının amacı konusunda ve seçilen renklerin neden seçildiği konusunda bir bilgisi ve görüşü olan var mıdır?)
You need to log in to post a reply.