Skip to content

SENAYOLAR...KIYAMET...........

Locked

89 replies · 1,973 views

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 17, 2005, 07:22 PM#18090

dark bilmem ne,

DARK BİLMEM NE,
arkadaş biz seninle yazıştık, konuştuk, sen bana kısa filminden bahsettin, berbat bir şey çektiğini söyledin, yorumumu istedin, filmi bana yollayacaktın, şimdi nedir bu yaptığının anlamı, seninle insanca konuştuk, adamlığa sığar mı bu yaptığın, beni kına, istediğin kadar,

YUKARDA da SENİNLE KONUŞTUK,

MESELENİN SENLE İLGİLİ BOYUTU YOK Kİ.
Ya neden saçmalıyorsunuz, iki gafil benim meselem, iki küfürbaz,

YAHU İŞİM GÜCÜM VAR, KİTAP ÇIKARIYORUM, BENİ BÖYLE MEŞGUL ETMEYİN,
YÖNETİCİ SİL BU MESAJLARI,

SİL ÜYELİĞİMİ...
Benim bu siteye ihtiyacım yok…
Bu site bana hiçbir şey kazandırmadı.

çok saçma bir yere doğru gitti dediklerim,
anlamadılar, anlamadınız……….
Hem yöneticinin saçma hareketleri var.
Bu bana uymaz.
KESİN.
BÖYLE YÖNETİCİK OLMAZ OLSUN.
Bizi böyle yöneticiler mahvetti.
Politikada edebiyatta. Her şeyde.

Hoca ne ki cami neye benzesin.

SİZ BUNUN ANLAMINI BİR SENE DÜŞÜNÜN.
KAFASI BASMAYANLAR.
KAFASI ALANLAR BENİMLE HER ZAMAN.
Konuşturacaksın küfürbazları.
Oh ne iyi.
Kardeşim, ne dediğimi iyi biliyorum, DÖNÜP BAKIN ONLARA, İÇİNDE HAKARET YOK.
YORUM, ELEŞTİRİ, FİKİR ONLAR.
Kafanız basmıyor.

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 17, 2005, 07:40 PM#18092

bu ülkenin insanlarına yerleşmiş.
kolaycılık.
sana laf yetiştirmeye çalışanlar..
boşverin bunları...
önce kendinizi tanıtın.
çoğunuz saçma sapan rumuzlar taktınız.
onları hiç anlamıyorum.
ben delikanlı gibi adımı soyadımı verdim..
siz de verin...
ülke hakkında, ülke insanları hakkında, kolaycılık hakkında ne bilirsiniz.
hiç
ne dedim, bunlar kolaycı dedim.
BUNUN NERESİ YANLIŞ.
HEMEN ÜNLÜ OLMAK.
hemen para kazanmak...
emekten bahseden yok...
bu işler kolay mı gafiller...
hesaplı kitaplı konuşsanıza.
KOLAYCILIK...
SİZ OSUNUZ....
BU ÜLKENİN SAÇMA İNSANLARI..........
DONANIMINIZ NEDİR...
HİÇ.
FİKRİN ZİKRİN NEDİR...
HİÇ.
KÜFÜR ET SİNSİCE.
BU SANA NE KAZANDIRIR.
HİÇ.
bana biri çıkıp kolaycılığı açıklasın.
zekanızdan şüphe duyacağım yoksa...
KARDEŞİM
SİLİN
ÜYELİĞİMİ.
SİLİN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
YAZILARIMI.....................
BEN KİTAP ÇIKARIYORUM.
SİZ.
KÜFÜR MÜ.

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Feb 17, 2005, 07:43 PM#18093

senaristin diyalektiğini--üslubunu görünce **john fante'nin the road of los angales **kitabı geldi aklıma kitabın kahramını arturo gabriel bandiniyi anımasatmakta. çok kitap okuyan, sürekli gittiği kütüphanenin bayan kütüphanecisine tutku ile bağlı olan(takıntılı bir cinsel kabarış söz konusu olan), kendi hariç herkese küfür eden, kendini büyük bir yazar sanan bir karakter bu. elbise dolabının içine girip, mum ışığında çıplak kadın resimlerine bakan(bakarken de elleriaşağılarda boş durmayan, kendi dışında herkesin akılsız olduğunu düşünen bir roman kahramanı, bir dago italyan...

esinlenmenin ötesinde bir benzerlik, çok sevdiğim amerikalı yazar john fante'ninde 1950-60 lı yıllarda hollywood'un ünlü seneristlerinden biri olması ayrı bir ironizme sahip.. bir bakarsınız senarist tılsımlı bir taş gibi ülkemiz sinema sektörünün içinde parlar hepimizde göt oluruz .. ne gülerim o zaman :)

özellikle senariste şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı-- al oku ve ruh ikizini bul...

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 17, 2005, 07:48 PM#18094

Kardeşim, BURAZİ NAZİ KAMPI MI,

BEN ÜYELİKTEN AYRILMAK İSTİYORUM.

YAZILARIMIN MESAJLARIMIN SİLİNMESİNİ İSTİYORUM.

BUNU YERİNE GETİRİN....

OLAY BİTMİŞTİR...

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Feb 17, 2005, 07:51 PM#18096

valla dileğini yerine getirmek isterdim ama moderasyon yetkim yok o yüzden bişey yapamayacam üzgünüm... ama gelir bi moderatör birazdan sen sakin ol yeter.. :)

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 17, 2005, 07:57 PM#18098

İYİ

SAĞ OL...

sağ ol....

böyle de canımı ye,

CEVAP:

Martin eden oku,

JACK LONDON.

AMERİKAN

EDEBİYATININ EN ÖNEMLİ YAZARLARINDAN BİRİ.
O BENİ YAZMIŞ.
BEN ÖYLE BİRİYİM....

DO
dopey
Joined: Jul 03, 2002
914 posts
Feb 17, 2005, 08:10 PM#18100

jack london sıkı heriftir ama bir yere kadar ilk gençlik dönemlerimde 16 17 yaşlarda etkilerdi ama sonra yetmemeye başladı senarist. bu mesajlar silinsede sen dediğim lafı unutma john fante richard barautigan ve jack kerouc'dur senin ilacın. okudukların arasında japon deyişleri varmış. yardır ozaman haiku oku durmadan. yazdıklarınıda göz gezdirdim. belki eleştirim hoşuna gitmeyecek ama bu kadar kötüsünü görmedim. bir tarafını kaybetmiş gibi adlı (ne hikaye diyebiliyorum ne deneme* yazıdan oluşmuş bir şey "the thing" diyebilirim anca) o kadar çok "babam" kelimesini kullanmışsın ki tiksinti veriyor okumayı zorlaştıryor.

yine polisiye edebiyatın üstadlarından grand master Lawrance block'un son kitabından bir alıntı "yazmak esasli iştir"

konun kafanda otursa ve en yapılmaması gereken hataları yapmasan- bu uslubla okunabilir bişeyler ortaya çıkarabilirdin belki.. kim bilir

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Feb 17, 2005, 08:42 PM#18102

iste sinefil gercek bir forum olma yolunda hizla ilerliyor. ne mutlu bizim forumuza da arada bir deliler dadaniyor.

senarist tiplemesini cok tuttum. moderaterlorden rica ediyorum silinmesin. illa sinilecekse bir arsive kaydedilsin.

ben senaristin yazdiklarini okurken gozumun onune emeklilikten sonra yazar olacagi tutmus, ev halkini bile cilden cikartan, surekli ucuz bir seyler yazan, aklinin ermedigini okuyup okuyup kafasini karistiran, karistirdikca da etrafi karistiran huysuz, atletli bir amca geliyor.

pes diyorum...

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 18, 2005, 12:30 AM#18107

SANAT ESERLERİ

akşamcı abiler, sanat eseri gibi adamlar, boyuna ve yüreğine doğru uzun, sıcak, bir tanımaya görün ki, iklimlerinde uçuşan bir yaprak olursunuz, ben bunlara özenerek büyüdüm, her mahallede vardır bunlardan…
gece yarısı, bahçe kapısında geçtim, şırak diye evin ışıkları yandı nasıl duydular biri mi söyledi böyle kulak düşman başına, sonra birden kapı açıldı, bol köpüklü bir surat gördüm, kimdi neydi seçemedim, tek seçtiğim elindeki odundu, odunu kafama yiyince ayıldım, beni böyle karşılayacak insan babamdan başkası olamazdı, biraz sinirlidir babam, sevgiyle tutmaya çalıştığı kedileri boğar, benim babam köpüklü ballı bir şey, haklı canım, içilmez ki bu kadar, bu saatte eve gelinmez ki, annem çığlığın kırmızısı saldı yıldızlı kış gecesine; iki köpek hemen karşılık verdi anama, başıma inen acı daha derin yerlerime doğru yol almaya başladı, babamın bana şaka yaptığın bir an, neyse…
nedir bu anaların çektikleri, teşekkür ederim baba, ellerin dert görmesin, ah, ah, akşamcı abiler, size borçluyum bütün bunları, içerken iyi de, ben sopa yerken nerdesiniz, bir rakı rüzgarı bir sağa bir sola savuruyor beni, ayakta duramıyorum, sonra gerisin geriye düşüyorum, o bana yaklaşan annemin yüzü mü yoksa bilinç altından yükselen kötü bir hayal mi, yok bu babam, anam onu tutmaya çalıyor…
ah akşamcı akasya abiler, ah, alacağınız olsun, tıraşladınız beni de, rakının verdiği keyifle yürümek garip bir aydınlık yaratır, lamba gibi hissediyorsun kendini, bütün lambaları zihninde yanık buluyorsun, bütün telaşlar sıyrılıp düşüyor alnından, ah anacığım sen bunu bilmiyorsun ki bilsen zaten her akşam içersin beni geçersin sana rakı dayanmaz anacığım, rakının verdiği uçmayan bir neşeyle bütün evler, bütün yıldızlar, bütün insanlar bütün otlar benim oluyordu, rakının verdiği kıpır kıpırlık, bir sopayla, on küfürle, anamın birkaç feryadıyla eskiyecek cinsten değildi, gülüyorum köpek gibi, canım yanıyor köpek gibi…
sonraki birkaç gece dikkat ettim, babam beni yakalayamadı, belki de görmezden geldi baktı bunla baş edemeyeceğim diye,
yıldızlar parlayıp kayıp sönerken ben kış gecelerinde ışıl ışıl yürüyorum sokaklar boyunca, selamsız durmaz köpekler, duvarlar ağaçlar ve üstünde kayıp gittiğim yol garip şeyler fısıldıyor kulağıma, garip bir şey, tuhaf boyutların ürperten fısıltıları, ürperten gerçekler…
nazar boncuksuz, silahsız yürüyorum dumanlı kafayla, rakının verdiği keyifle bütün aşklar benim oluyordu, rakının verdiği gazla bütün hazlar adımı söylüyordu, sonra bütün acılar çıkıp geliyordu, ben hiçbir şeyi reddetmiyordum, ilerliyordum ama adımımı attığım eve çok dikkat ediyordum, yanlış bir eve girmeye çalışmak sakıncalı olabilir, anahtarımı kaybettim, sanki evimi kaybettim, korka büzüle kapıyı çaldım, uykulu köpüklü suratla kapıyı açtı babam, bakışlarıyla jilet attı, ses etmedi, çekildi, rahat bir nefes alarak yarasa gibi süzüldüm odama, midem bulanmaya başlamıştı, neden bunu içtim ki, neden, akşamcı akasya abiler, içerken iyi de sonrası kötü işte, bir yerlerde mühim bir terslik var canım, benim neden midem bulanıyor, akşamcı abiler dinamit gibi olur oysa, akşamcı abiler her rezilliği her acıyı nasıl karşılayacaklarını da bilirler her şeyi, işte bundandır onlara sanat eserleri diyorum, bu adamların işleri güçleri var elbette, o vakte kadar eşek gibi çalışırlar, ama akşam gelir gelmez bir garip memleket olur yüzleri, içleri…
evet, akşamcı akasya abiler bir diploma hazırlayacaklar bana,
en başta bunu eğlence olsun diye söylediler sanmıştım, oysa bu çok ciddi bir konuymuş, cızır cızır söylediler hatta masaya vura vura söylediler, ama ne hikmetse, sonra gülmeye başladılar, ben gülmeye başlayınca da azarladılar, o andan sonra bu diploma işini ciddiye almaya başladım, diplomayı alabilmem için yapmam gerekenleri anlattı akasyalar, eğer sınavları geçersem artık bütün anlamıyla onlardan sayılacağım, ADAM YERİNE KONMAK KADAR ŞAHANE BİR ŞEY YOKTUR DÜNYADA…
ah onlar gibi olabilsem, her şeyleri var,
sınavları geçersem, abiler adam yerine koyacaklar beni… göğe çıkaracaklar, oysa ben 29 yaşındayım, onlara göre çerezim, onların yaş ortalaması 40, buna göre onlara amca demek gerek, ama onlar abi izlenimi bırakıyorlar insanda, hem içleri taze fırıl fırıl, onların sohbetleri neşeyle geçer, bu yüzden onların arasında yer almak istiyorum, yaşıtlarımdan alabileceğim çok az şey buluyorum, abilerin işleri tıkırında, birinin ayakkabı mağazası var, birinin terzi dükkanı birinin marketi, birinin kahvehanesi, şehir merkezinde, aynı cadde üstündeler…
masa, masa ki unutulmuş güllerden bir masa, görmedim ben böyle bir masa, başlıyoruz içmeye oh ohooo, bu masada her şey var, bana beleş, bunlarla takılmanın yararları işte, birkaç sözle beni cesaretlendirdiler, beni içirip içirip çeşitli sorular soracaklar, ne kadar dayanıklı olduğum ortaya çıkacakmış bütün hareketlerime bir not verecekler, bu akşamki sınav bu, sonra onlar kendi
aralarında derin bir sohbete başladılar, beni unuttular sandığım anda, bütün gözler üstüme çevrildi:
gece uzun, yavaş gitsen iyi edersin…
bir beş dakika sonra nesneleri çift görmeye başladım, onlarla
hiç bu kadar fazla içmemiştim, tam bu sırada bir kadın geldi masaya, hiç görmedim böyle bir kadın,
bu hanımefendinin kaç kolu var?
iki tane dedim abiye baktım.
bilemedin dedi, bir daha bak…
ama şimdi üç kolu var,
evlat, diplomayı alman için sorulara doğru cevap vermen gerekli dedi, büyük bir gülüşme yayıldı masaya, üç kollu bir kadın ilk kez görmüştüm, acayip şaşkındım, kadın sarışındı, dekolte kırmızı bir giysi giyiyordu, masada abilerden biri saz çalıyor,
öteki ise boşalan kadehimi dolduruyor,
adın soyadın nedir?
bunu cevaplamayacak kadar aptal olamam.
görürüz birazdan dedi, içkimi doldurdu.
hadi bize bir fıkra anlat.
ağzımı yönetemiyordum, fıkra kafamdaydı ama çıkaramıyordum bir türlü, pe pe pepe…
ağzın kafanın arkasında olmalı şimdi, dünyan şaşmış lan senin! dedi,
yağlı yağlı gülüşüyorlar, sinirimden rakı bardağına sarıldım, bir el elimi tuttu, dedi ki: oğlum yavaş ol, yavaaaaaş!!!
bağırarak dedim ki: kadının üç kollusu olur mu yahu!!!!
dili uzunsa olur elbette…
kahkahalar havada kül dökmeye başladı.
içiyorum, içiyorum, abiler de içiyor, ama onların içtiği sanki başka yere gidiyor, hiç etkilenmişe benzemiyorlar o kadar içtikleri halde, evet evet içtikle güzelleşiyorlar, arada bana laf atıyorlar, ne diyorlar, farkında değilim, ama farkındayım, maskarası oldum bunların, ama bu bile değerli, kadehimdeki rakıyı bir dikişte bitirdim, güreşe çıkacak pehlivan gibiyim, kim gelirse gelsin deviririm,
hanımefendiye çok iyi bak dedi, abilerden biri, yine soracağım aynı soruyu.
sor, bu kez çok dikkatli bakacağım dedim.
hanımefendinin kaç kolu var?
kadının üç kolu var…
oğlum o biraz önceydi, iyi bak iyi.
bakıyorum, ben üç kol görüyorum!
o kadar bağırmana lüzum yok, insanlar rahatsız oluyor, bir akşamcı ölçülü olmak zorundadır.
özür dilerim.
bilemedin dedi.
kadına baktım, dört kolu vardı, yoksa kavrayamadığım biçimde sarhoş muydum, ne alakası var, bir boğayı deviririm, gülüyorlardı, abilerden biri boşalan bardağımı dolduruyordu.
ama ben üç kol gördüm, bu dördüncü de nerden çıktı şimdi?
adın soyadın nedir diye hızlı biçimde sordu, hemen cevap ver yoksa diploma alamazsın!
ruhi pes dedim.
bilemedin dedi.
elbet bilemedim, ruhi pes de kim oluyordu, ben öyle birini hiç tanımadım, ruhi pes dilimin ucuna gelmişti, öyle biri var mıydı,
lisede ruhi adında hocam vardı, gıcığın tekiydi sonra sevdiğim insanlardan biri oldu, abiler daldan dala gülüyor, gözlerinden sevgiyle karışık sinsilik dökülüyordu,
beni pes ettireceklerini sanıyorlar, var mı bende o göz, içimdeki isyanı bastıramadım:
bir şey anladıysam Allah canımı alsın! dedim salyalar saçarak, ben kadının üç kolu olduğunu gördüm, nasıl oluyor da o kol dört tane oldu, aklım başımda, sarhoş değilim, ben ne gördüğümü çok iyi biliyorum.
anladık dedi bay ruhi pes…sinirlerine hakim ol, yoksa diplomayı alamazsın…
sonra bir rulo halinde bir belge çıkardı abilerden biri, ciddi ciddi bir belge hazırlamışlar üşenmemişler, aklıma babamın belgesi geldi, nerde nasıl çıkarmışsa bir yerden kılıbık belgesi almıştı,
evet, bu alacağım diplomaydı, bana ilkokulda sonra ortaokulda sonra lisede de diploma verdiler, hiçbiri bir boka yaramamıştır yemin ederim ki, bazı arkadaşlarım o diplomayı yediler ekmek gibi, çünkü bir boka yaramadığını anlamışlardı, ben o diplomaları yemedim, gizli bir köşede uyuyor o diplomalar, ne garip, diploma verirler ama iş vermezler…
diplomaya hasretle bakarken eriyordum âdeta, gördüğüm en şatafatlı diplomaydı, el yazısıyla hazırlanmıştı, üstünde fotoğrafım da vardı, kadın hoş sesiyle hayatını anlatıyordu, bazen dört bazen iki bazen üç kollu oluyor, rakıdan korkmaya başladım, ne yaptığımdan ne gördüğümden haberim yok galiba, bir ara daldım gözlerim kapalı, kimi insan bahçesiyle ilgilenir kimi takımlarıyla, yani futbol takımlarıyla, bu abiler ise içkiyle, uslu içici bunlar, hem derinlikleri de var, iki futbol muhabbeti biraz siyaset biraz da kadınlardan filan konuşmazlar, anlayamadığım bir mizah var bu adamlarda, hep kaygısız hep yalın duruyorlar konuşuyorlar,
başım masaya düşmüştü, sanki kelebekler uçuyordu kafamın içinde, renkli renkli kocaman yüzlerce vınıltı pır pır pır…
dört kollu kadın nasıl oluyor diye düşünüyordum, böyle bir şey olamaz ki, sirkte bile yoktur böyle bir şey, tıp tarihinde yoktur,
evlat, kendine gel,
efendim abi,
hanımefendiye bak,
bakıyorum abi,
kaç kolu var?
beş,
yanıldın, onun on kolu var,
sinirlenmiştim, kadın hayatını anlatıyordu, dudakları boyalıydı,
kadının on kolu nasıl oluyor, bana bunu bir açıklasana! dedim.
ayağa kalktım, sonra bir kova suyla kendime geldim, önümde bir kukla vardı, sarışın bir kukla, dudakları boyalı,
onlar gülerken ben de aptallığıma sövüyordum, hayret ettim, o kukla NASIL KONUŞTU, ama ben onu… hareket ederken gördüm, abilerden birine yumruk patlatacaktım, caydım, bir düşünceyle teselli bulmaya çalıştım, güzel oldu baksana nasıl gülüyorlar, bir düşünce bağırıyordu kalbimde: HER ZAMAN HOŞGÖRÜLÜ OLMAYI BECERMEK, kral bir sessizliğin göbeğinde keman çalmaya benzer, bu keman garip ama çıtı pıtı çiçekler açtırır kalplerde ve ruhlarda,
hayatta öyle insanlar var ki, insanı darmadağın eder türden…
GÖZÜNÜ DÖRT AÇSAN BİLE…

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Feb 18, 2005, 08:01 AM#18110

Sevgili senarist;
nasıl gidiyor işler? senaryo falan? iyi misin? sevgilinle aran nasıl?
okul bitti mi? büyüyünce de senarist mi olacaksın? yalnız bir adaya düşsen yanına alacağın 3 şey ne? hadi 4 olsun...

pan
pan
Forum Manager
Joined: Jul 29, 2003
2,664 posts
Feb 18, 2005, 08:53 AM#18111

Martin Mystere wrote:

senarist tiplemesini cok tuttum. moderaterlorden rica ediyorum silinmesin. illa sinilecekse bir arsive kaydedilsin.
pes diyorum...

ufak bir yanlış anlamayı netleştirmek istiyorum:)
kısa film başlığınını moderatörleri ving ve martin mystere'dir. hHer ne kadar kendi fark etmese de karar mekanizmasında kendisi bulunmaktadır.

Diğer yandan hala yüksek ses olayına karşıyım. Eğer bu böyle sürecekse önlem almaya başlayacağım. Lütfen üslubunuzu bozmayın ve büyük harflerle konuşmayın. Sadece yazarak anlaşılan bir ortamda bu kadarcık bir kurala riayet etmekte ne tür bir zorluk olduğunu anlamıyorum. Evinizde sürekli bağırmadığınız gibi, burada da bağırmayın. İlla da bağıracaksanız stadyumlar bunun için en aklıma gelen ilk yerlerden. elektriğinizi atınız ve sakinleşiniz. iyi eğlenceler...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Feb 18, 2005, 09:51 AM#18114

yazdıklarını okudum ve gerçekten çok kötü buldum. bunları referans alıp millete çelik-çocuk diyorsan hakikaten zor durumdasın. düşene de bir tekme vuracak değilim. ama sen kafanın güzel olmadığına emin misin?yoksa rakıyla kafayı mı dumanladın(bu da ne demekse)? biz de iyi rakı içeriz. bir gün beklerim, çukurcuma tarafında çok kral bi rum meyhanesi biliyorum diicem ama sende rakı masasında kafa siken adam potansiyeli var, mezeleri de hemen silip süpürürsün hem sen, tırsarım ben böylesinden.

yaa bu arada benim bir sürü yazar arkadaşım var hepsi gayet mütevazi tipler. boylarından çok kitap yazmış insanlar bile senin gibi hava basmıyorken sen acaba yeni bir decameron, yeni bir leviathan, yeni bir faust, yeni bir kral lear, yeni bir ilahi komedya mı yazdın ki kitap çıkarıyorum diye hava basıyosun diye sorası geliyor insanın. nedir abi olayın?

bir de "yöneticiler silin beni" deyişin sokak ortasında "çıkarın beni burdan ben deli değilim" diye bağıran tipleri hatırlatıyor. çok rahatsızsan kendi mesajlarını sil, bir daha da yazma. ama hoşuna gidiyor biliyorum, gözlerini ekrandan, ellerini klavyeden ayıramıyorsun, sürekli birşeyler yazmak istiyorsun, yazıp yazıp siliyorsun, neden böyle yapıyorsun of!

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Feb 18, 2005, 10:30 AM#18117

paranoidandroid wrote:

Martin Mystere wrote:

senarist tiplemesini cok tuttum. moderaterlorden rica ediyorum silinmesin. illa sinilecekse bir arsive kaydedilsin.
pes diyorum...

ufak bir yanlış anlamayı netleştirmek istiyorum:)
kısa film başlığınını moderatörleri ving ve martin mystere'dir. hHer ne kadar kendi fark etmese de karar mekanizmasında kendisi bulunmaktadır..

aylak bakkal ta..ağını tartar demişler. sayın M.M. de o hesap sanırım.

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Feb 18, 2005, 04:39 PM#18135

bu tip silme islemini adminler yapabiliyor, modlarin isi degil saniyordum. o acidan. ben silmem. bu arada ben bu moderatorluk isini iyi beceremedigimden baska bir arkadasa devretmek niyetindeyim. habiriniz olsun.

SE
SENARİSTT
Joined: Jan 29, 2005
36 posts
Feb 19, 2005, 03:10 AM#18148

rai

dediklerin gülünç.

Martin Mystere
rumuzlu şahsı tuttum, ama o beni önce tuttu, saygılar büyüğünden.
sevgiler ona...........

kişisel boyutta kaldık….
ne var ki bu toplum benim gibi tipler konuşunca cevap verme gereği duyuyor, linç başlıyor…
bazı insan öyle konuşur ki, kimse duymaz onu.
bazısı benim gibi konuşur.
başınıza silah dayasam o öyküyü okumazdınız.
okudunuz.
lehime oluyor her şey.
farkında mısın.
ben her yazımla kazanmaktayım.
sesini çıkarmayan birçok kişi var, eminim, onlar size katılmaz.

arada öyle kelimeler çıkıyor ki bazı arkadaşlar ağzından, nasıl çıkıyor anlamadım, benim edep ölçülerime göre: şok, buraya hanımefendiler de giriyor, bunları hesap etsenize, hem o türlü konuşanlar siteden atılır, derlermişşşşşşşşşşşşşş.
ben çıkmayayım, boyuna konuşayım, boyuna reklam yapayım,
değil mi, kitabım da basılacak, çalışıyorum, ben boyuna konuşayım, nasılsa fikrim var, nasılsa can sıkan şey çok ülkede,
neyse,
öykünün uzmanı değilseniz, emek vermemişseniz, YETKİLİ GİBİ konuşma hakkınız yoktur, konu hakkında yürüttüğünüz fikir başla başına hezeyandır, olabilir, bilmiyorsunuz ki, öylesine göz attınız, bana karşısısınız çünkü, neyse, kavga olur geçer gider, tartışma olur geçer gider, boş verelim bunları arkadaşlar, kişisel boyutta olduğu kadar toplumsal boyuta da gidelim, yoksa bizim bencilliğimiz bir boka yaramaz, bir şey olmaz bizden, sizi küçük düşürmeye çalışmıyorum, ama siz bunu yapıyorsunuz, yapmayın,
şimdi benim yazılarımı silseler ve üyeliğimi iptal etseler, hiç önemli değil,
anlatabildim mi,

İSA KANTARCI.
REKLAMCI......SENARİST/YAZAR/ÖYKÜCÜ/ŞAİR

This topic is locked, no new replies can be added.