en sevdiğimiz kitaplar
71 replies · 3,488 views
keyser soze wrote:
bu vesileylede genel bi soru soruyım.isaac asimov'un foundation(vakıf vede imparatorluk şeklinde çevirileri var.) serisinin uzun aramalarıma rağmen yalnızca ilk(imparatorluk) ve son(vakıf ve dünya) kitaplarını bulabildim.(nipple en sevdiği kitaplar listesine yazmış ama bende ingilizcelerini okumuş gibi bi izlenim bıraktı)bu kitapların yeni yada eski baskılarını bulabileceğim yerler varmıdır acaba diye merak etmekteyim.
yanılmıyorsam seri 5 kitaptan oluşuyordu ve hepsi de türkçeye çevrildi. ben de serinin iki kitabini bulup okuyabildim henüz ve şu an elimde sadece vakıf ve dünya var. kitapların yeni basımı yapılmadığı için sahaflarda falan bulunabiliyor zaten. yani biraz şans işi.
bu arada bir kaç hafta önce asimov'un sonsuzluğun sonu adıyla çevrilen end of eternity kitabını okudum. onu da burada listeme eklemek istiyorum. mükemmel kurgulanmış hiç açık vermeyen bir zamanda yolculuk kitabı. ayrıca tom cruise kitabın film haklarını almış. film su an senaryo asamasinda ve yönetmen adayları arasında ridley scott'ın da adı geçiyor.
Cross of iron/Willi Heinrich
The Keep/Paul F. Wilson
Watchers/Dean R. Koontz
A bridge too far/Cornelius Ryan
inanmıyorum nasıl unutursunuz yahu
OĞUZ ATAY TUTUNAMAYANLAR
Yine Tutunamayanlar'daki ifadeyle söylemem gerekirse 'İncilimdir' bu kitap. Sayesinde kendimi şaşırmışlığım bir tarafa, Panait Istrati, Nabokov, Gonçarov vs gibi amcalarla tanışmışlığım vardır. En büyük hayalim onun filmini yapabilmek ama yapılamayacağını da biliyorum tabii bir taraftan. Ah usta ah, 43 yaşındayken de ölünmez ki be!
Bi yerde okumuştum "YAZMAK ÖLÜMDÜR" diye.Bi yazar söölemişti,böyle kafama dank diye çarpmıştı bu cümle de nerde okudumu ve kimin sööledeini de hatırlasam iyi olacak.Bu cümle beynimde öyle yer etmiş ki sonra Sait Faik'in "ölümden kurtulmak için yazıyordum" açıklaması bana çok ilginç gelmişti.
heralde yazmak iki şey temelde
*ölmek ve
*yaşama bağlanmak
yazarına göre değişiyor galiba.
Yaşşa:)
palahniuk görünmez canavarlar ile yine tavan yapmış, kaç gün oldu biteli hala etkisindeyim.
başka hiç bir yerde bu kadar güzel karakterler, bu kadar hüzünlü öyküler, bu kadar engin bir hayalgücü görmedim.
üzerine çay damlattığımda kalbime bıçak yemiş gibiydim.
benim için değeri olduğu kadar kütlesi olsaydı kara deliğe dönüşürdü.
istiridye çocuğun hüzünlü ölümü
kesinlikle en sevdiğim kitap.
adam ilan-ı aşk için kum tepesini
düğün için deniz kıyısını seçti.
ve dokuz günlük balayı
capri adasında geçti.
ilk akşam yemeği: balık yahnisi
doğrusu çarpıcı bir yemek.
adam yumuladursun
kadından bir dilek.
dileği yerine geldi: bir bebek
ama bir sorun doğdu o an:
bir insan mıydı bu doğan?
gerçi beşer parmak vardı
ellerde ayaklarda
işitip hissediyordu da
öyleyse
mesele neydi ki?
ah bu çocuk
öyle tuhaf bir şeydi ki!
o aşk hikayesinin sonu buydu
bu doğum o mutluluğun sonuydu
çıkıştı doktora kadın:
"benim olamaz bu. çok farklı huyu suyu.
kokusuna bakın:
okyanus, yosun ve deniz suyu!"
doktor içerledi
"hanımefendi,
kabahat benim mi oğlunuz yarı-istiridyeyse
siz yine şanslısınız dün bu ilde
gagalı bir kız doğdu. üç kulaklı. her neyse. siz
en iyisi şirin bir eve taşının: sahilde
uygun isim arandı epey. sonunda
sam oldu adı. tabii aslında
"midyeye benzeyen o şey"
sonra herkeste bir merak bir merak
istiridye çocuk ne zaman kabuğundan çıkacak?
bir gün thompson dördüzleri onu görünce
"çift kabukluuuu" diye alay edip kaçtı çabucak
bir bahar günü sokakta unuttular
sam yağmur altında kaldı.
biriken suyun mazgaldan gidişine
baktı-daldı.
annesi arabayı otobanda durdurmuş
ön panele vurup duruyordu
keder,
hüsran,
ızdırap.
tahammül etmek zordu.
bir gece "hayatım" dedi kocasına
"sakın alay ettiğimi sanma
bana tuhaf gelen bir şey var
kızmaca yok ama. anlaşılan
yataktaki sorunlarından ötürü
oğlumuzu suçluyorsun her an"
adam perişan.
macunlar merhemler denedi
umutlanıp zaman zaman
iksirler losyonlar
ve kaşındıkça kaşındı kan-revan.
doktor dedi ki adama
"kesin bir şey denemez ama, belki
derdinizin devası derdinizin sebebi.
istiridye seks gücünü arttırır derler. kim bilir,
oğlunuzu yerseniz
saatlerce sevişmek size vız gelebilir."
gece adam usulca
süzüldü oğlunun odasına
gözünde kan,
alnında ter,
dilinde yalan.
"mutlu musun evlat? doğrusu
cennet dururken
çekilmez böyle hayat
düşün bi kere bezip de bu hayattan
ölmek istemez mi insan?"
gözlerini kırpıştırdı sam
ama cevap vermedi.
babası iyice kavrayıp bıçağı
gevşetti kıravatı.
tam tutmuş kaldırırken
oğlu ceketine damladı
adam kabukları ağzına dayadı
ve gidiverdi sam boğazından aşağı
sam'dan arta kalanları
hemen götürüp gömdüler
deniz kıyısına, kumsala.
bir damla gözyaşı, bir dua.
ve pürtelaş döndüler yuvalarına.
istiridye çocuğun mezarı:haç
sahile vurmuş olan
bir tahta parçasından
ve kuma yazılmış bir söz:
"kurtarır hazret-i isa"
ama silindi haritası
denizin ilk kabarmasıyla.
American Physco'yu bende eğlenceli bulmuştum - hele Whitney album eleştirisi - hala da gülerim hatırladıkça.
Film kesinlikle aynı tadı vermiyor - ayrıca Christian Bale kadar o role uymayan bir adam var mıdır acaba?
Ben şu aralar Junichiro Tanizaki'nin 7 Japanese Tales diye bir öykü kitabını okuyorum. Tavsiye ederim.
You need to log in to post a reply.