david "the lich"
77 replies · 1,548 views
Jon Irenicus wrote:
valla ben de tekrar en başa dönğcem. bu durumda sen şu meşhur ayrımdan klasik anlatıdan daha büyük haz alıyorsun. bense çağdaş anlatıdan. bunda bir problem yok doğrudan haz ile ilgili. ancak benim karşı çıktığım "kötü yönetmen" tanımlamasıydı. bu saydıkların çağdaş anlatının az çok temel özellikleri dolayısıyla bunu yadsımak veya "kötü" olarak tanımlamak pek çok ustayı da aynı tanımlamaya sokmak durumunu gerektirir. o yüzden sanıyorum "bana hitap etmeyen bir tarz" gibi öznelliğe ve alınan keyife dayalı bir betimleme daha makul olur. haksızmıyım.
bence klasik ve çağdaş çok keskin bir ayrım olur.bir insanın öznel gözlemle beğenmediği bir yönetmeni ve tarzını "kötü" olarak tanımlaması tüm yönetmenleri kapsamaz kanımca.lynch sinemasıyla eşdeğerde bir yönetmeni ben daha izlemedim.eğer böyle bir yapıt varsa beni bilgilendrirsen ben de imkanım olursa izleyip yorum yapabilirim.bu sebeple şu tanım çok kaba da olsa cuk oturacaktır:
-öykü benim için herşeyden önemlidir.-
bu açıdan bakarsan haklısın.
birşey daha eklemek istiyorum.aşağıda yer alan metin lynch in kendisine aittir.ve tamamiyle benim hissettiğim duyguların tersini içermektedir:
"Anlamlar ve olaylar hakkında konuşmak hoşuma gitmiyor. Bazı şeylerin ne anlama geldiğini pek bilmemek daha iyidir."
Bi kere Sermest sana taaruz falan yok. Sadece ilk mesajında su votka benzetmene tam bir açıklık getirmeyişin, başa Lynch severler genellemesini koyman yanlış anlaşılmanı sağladı (sen yanlış anlaşıldım diyosun - ben de sana inanıyorum)
Lynch meselesinde adamın sinemasını sevmiyosun diye sana kızacak değilim. Kişisel zevk bi sinefil olarak senin en doğal hakkın.
Ama bence kaçırdığın bi nokta var. Öykü benim için önemli diyosun. Lynch filmleri senin için önemli olan öyküyü derinlemesine, katmanlı, sorgulayarak işleyen filmler. Sen de öyle demek istemiyorsundur ama Lynch filmlerine öyküsüzlük falan yok. Aksine Lynch eksene oturttuğu sağlam hikayeleri üzerine karakter tahlillleri yaparak filmlerinin iskeletini oluşturuyor.
Lynch sinema tarihinde üzerine en çok kafa yorulması, yazılıp çizilmesi gereken yönetmenlerden biri. yani bu topiğin açılması iyi oldu. Biraz daha tartışalım.
SERMEST ÇAPAN wrote:
lynch sinemasıyla eşdeğerde bir yönetmeni ben daha izlemedim.eğer böyle bir yapıt varsa beni bilgilendrirsen ben de imkanım olursa izleyip yorum yapabilirim.bu sebeple şu tanım çok kaba da olsa cuk oturacaktır:
-öykü benim için herşeyden önemlidir.-
bir yonetmen eger baskalarina anlatim olarak benzemiyorsa bu zaten onu olabildigince basarili kilmaz mi ayni zamanda. sanat eseri ozgun oldugu surece deger kazanmaz mi zaten. bir "lynch sinemasi"ndan bahsedebiliyorsak bu bile saygiyi hak eder. gunden gune anonimleşen sinemanin yaninda lynch gibi ozgunlugun pesinde kosanlar ilac gibidir benim icin.
Burada mesele senin o adamin meseleye yaklasimini begenip begenmemen olabili ki buna da dibine kadar hakkin var. ama bu onu kotu yonetmen yapmiyor. hatta daha once yazdigin lacan'ci yaklasim analizi vs. bile ilk basta onun bir hayrani tarafindan yazildigi izlenimi verdi.
sadece hikaye okumak isteyen osmanli vakkanüvistlerini okusun derim. lynch sinemasinda hikaye vardir. ama o "hikaye anlatmaz". hikayenin icerisindeki "karakterleri" arar. Onlarin derinlerine iner. Dibe dalmaktir lynch'i okumaya calismak. o yuzden yuzme bilen bir izleyici arar o.
budur diyecegim.
Sayın Sermest Çapan ın yazmış olduğu 3. maddeye karşı söylediğimi bir daha yinelemeliyim galiba!
"The Silence of The Lamps" filmindeki katili hatırlamayanınız yoktur.Müthiş derinlemesine işlenmiş,felaket psikolojik açımlamaya müsait bir katildir.Jonathan Demme katili "NESNEL" kamera kullanarak dışarıdan betimlemiştir.
"Kayıp Otoban" da lynch,Fred in içine girer ve "öldürme" olayını katilin bakış açısıyla inceler.
Yani lynch askılıkta duran elbiseleri çekmek yerine bizzat elbise olmayı yeğler.İşte onun en büyük erdemlerinden biri de budur.
bu yüzden "lynch filmlerinde karakter yok" gibi bir söylem havada kalır.
Bir de lynch sinemasını herkesin kendine göre yorumlaması olayına bayılıyorum.Çünkü sinema budur...
lynch2046 wrote:
...bu yüzden "lynch filmlerinde karakter yok" gibi bir söylem havada kalır...
aman usta sakin olalim ve galiba kimse karakter yok demedi. hikaye meselesi hararetli azcik..
devam devam. cok keyifli oldu tartisma.. karsilikli ogreniyoruz...(sinefil'deki en keyifli tartismalardan biri de bu oldu galiba. allah david abiden razi olsun)
Martin Mystere wrote:
SERMEST ÇAPAN wrote:
lynch sinemasıyla eşdeğerde bir yönetmeni ben daha izlemedim.eğer böyle bir yapıt varsa beni bilgilendrirsen ben de imkanım olursa izleyip yorum yapabilirim.bu sebeple şu tanım çok kaba da olsa cuk oturacaktır:
-öykü benim için herşeyden önemlidir.-Burada mesele senin o adamin meseleye yaklasimini begenip begenmemen olabili ki buna da dibine kadar hakkin var. ama bu onu kotu yonetmen yapmiyor. hatta daha once yazdigin lacan'ci yaklasim analizi vs. bile ilk basta onun bir hayrani tarafindan yazildigi izlenimi verdi.
öncelikle tartışmanın beni de sizin kadar memnun ettiğini belirtmeliyim.özellikle yöneltilen fikirlerde gösterilen düzeylilik,oldukça önemli...
bu onu kotu yönetmen yapmaz tabirini açıklayayım önce.kötü ve iyi kavramları bilindiği gibi doğal kanunlar değildir.herkese göre değişir.ben bunu beğenmedim ama iyidir gibi bir yorumun saçma olduğuna inanıyorum.benim beğenmediğim birşey elbette bana kötü gelecektir.aynı şekilde sizin beğendiğiniz bir iş de size iyi gelecektir.
lacan konusuna gelirsek,bilindiği gibi uzun zamandır nette yazı yazan sinema ve içeriğine karşı oluşturduğum duyguları sinemaseverlere ulaştırmaya "çalışan" kendi halinde bir sinemaseverim.bu noktadan hareket edersek karşı olduğum bir fikre olan zıtlıklarımı dile getirebilmek için karşıt olduğum şeyi enine boyuna bilmem lazım.en azından bilmek için bir çaba harcamam lazım.o yazdığım mesajdaki içerik bir hayranlık göstergesi değil,tam tersine benim yapacağım yorumların sağlıklı olmasına bir ışıktır.
soylediklerinin bazilarina katilmiyorum. eger "ben begenmiyorum ve bu durumda elbette benim icin kotudur" dersen elestiride tamamen olmasi gerekmese de varolmasi gereken nesnelligi kaciririz. zevkler ve renkler de tartisilir. elestirel dusunceden uzaklasmaya baslariz.
ben de mesela oldum olasi tolstoy'dan hoslanmadim ama edebiyat tarihinin en onemli sanatcilarindan biri olmasinin talihsiz bir rastlanti olmadigini da biliyorum.
sermest peki ya bu yeterince anlasilir degil mi?:
Martin Mystere wrote:
eger "ben begenmiyorum ve bu durumda elbette benim icin kotudur" dersen elestiride tamamen olmasi gerekmese de varolmasi gereken nesnelligi kaciririz. zevkler ve renkler de tartisilir. elestirel dusunceden uzaklasmaya baslariz.
merhaba arkadaşlar.
ben yeni üye oldum
ve büyük bir lynch hayranıyım.
en çok wild at heart filmini beğenmiştim.
tabiki lost highway ve mulholland drive filmleri de
inanılmaz.
bir kaç hafta önce the elephant man filmini seyrettim.
pek beklediğim film değildi.
ama genede güzel ve inanılmaz duygusaldı.
twin peaks dizisi de çok hoşuma gitmişti.ama bir kaç bölümü
ne yazık ki kaçırdım.
yakında ilk filmi olan eraserhead gelicek bana.
onu çok merak ediyorum.
aranızda seyreden varmı acaba?
selamlar
iyi de baştan beri derinlemesine öykünün şart olmadığını söylüyorum. bunu da çağdaş ile klasik anlatı tanımları ortya koymuş zaten dedimdi. lynch bir öykü anlatıcısı değil. sen de bu sebepten onu sevmediğini beyan ettin tartışmanın tıkanması normal. katmanlı karakterin ne demek olduğunu biraz daha açarsan belki örnek verebilirim.
Çok katmanlı karakterlerin örneklerinden biri Twin Peaks:Fire Walk With Me de karşımıza çıkan Laura Palmer.Babasıyla olan garip ilişkisini örtbas etmeye çalışan Laura "popülerlik" maskesi altında yaşamını sürdürür.Odasında asılı duran bir resimse nerdeyse onun ruh dünyasının özeti gibidir.Rüyalarında babasının farklı karakter çeşitlemelerini görür,bu onu her lynch filmindeki kaçınılmaz sona ulaştırır.Kasabanın mutlu görüntüsü Laura Palmer ın metaforudur adeta.Lynch aslında filminin çoğu öğesini karakterinin ruhsal yapısı için kullanır.
Bence en iyi filmlerinden olan "Eraserhead" deki kahramanımız da çok farklı simgelerle hayat bulur.Örneğin dünyaya gelen mutant çocuk,o müthiş silgi yapım merkezi ve unutulmaz ses bandı...Hepsi karakterinin ipuçlarını gizlediği alanlardır lynch in!
Lynch filmleri aslında tek öykü etrafında döner:İnsanın kendi kişiliğini tanıması,bunu kabul etme(me)si ve başka kişiliklere bürünmek isteyişin yarattığı büyük düş kırıklığı!
Söylenecek başka bir şey yok sanırım!
You need to log in to post a reply.