Eurovision
57 replies · 630 views
sirf birinci olabilmek icin ingilizce sarkiyla katilmamiza gosterdigimiz tepkinin forum yoneticisi tarafindan bile anlasilmaz bir tepki olarak gorulmesi garip seyler aklima getirdi benim. allah muhafaza bir gun sinefil de en cok hit alan site olmak ugruna icerigini populer sinemaya dogru kaydirip varolan yapisindan uzaklasir mi ki? o zaman biz napariz.
ya amma abartmissiniz konuyu yaa. kazandik iste, ne güzel. sizce bize oy veren tüm ülkeler siyasi oyunlar için mi oy verdi? eger herseyi böyle siyasi bir yapi içinde düsünecek olursak neden ingilizler 0 puan aldi? hatun canavar gibi söylemis sarkiyi. izledik, canli yayinda klibindekinden çok daha iyiydi. ellerine agzina saglik. ayrica bu ingilizce söyleme meselesinin bu kadar abartilmasini ve prensiplerden ödün verme olarak görülmesini de anlamiyorum. türkiye bu konuda prensiplerinden ödün vermeyecek olsa zaten bu yarismaya katilmiyor olurdu. eh madem katiliyor o zaman kazanacak bir formül üretmesine sasmamali. sonuç olarak bir ingilize yaptirmadilar di mi sarkiyi, oturup kendileri yazdilar. türklerin yazdigi bir sarkinin kazanmis olmasi da olsa olsa gurur duyulacak birseydir.
beş puan ve üstü aldığımız ülkelere kurban olduğumuz yıllar..
petrol üzerine önemi söylemler...
operanın a'dan z'ye tarihi..
sufist yaklaşımlar..
ve en sonunda tatlı bir cadı birinci..
bu ülkenin kendi psikolojisinin 28 yıl sonra rahatladığı gecedir eurovision...
müthiş bir boşalma,kendini kendine ispatlama ihtiyacı...
bunlar güzel şeyler
o örnek biraz abuk olmuş be pumkinin kingim. hatta biraz da saçma olmuş. ne alakası var ingilizce şarkıyla. müzik bu kardeşim istediğin dilde söylersin. o vakit vuralım devlet opere balesinin kapısına kilidi hepsi batı kaynaklı müzikler, fazıl say ne peki. müziğini yaparsın meramını nasıl daha iyi anlatabileceğini düşünüyorsan öyle de yaparsın. anlamadım ben bu tepkiyi.
walla sayın forum yönetcisinin söylemini çok mantıklı ve ikna edici buldum.
Evet o zaman neden sinefilin forum yöneticisinin altında "forum manager" yazıyor. Gereksiz polemik olmuş...
ingilizce sarkilara normalde birsey dedigimiz yok. ama ortada bir amac var. birinci olmak. ve bu yil birinci olmak icin odun verdik.
SERMEST ÇAPAN wrote:
İyi de Pumpkin,bugüne kadar bir Allahın gavuru çıkıp da "bravo güzel insanların ülkesi Türkiye,ödün vermeden yıllardır Türkçe söylüyorsunuz,afferim size tebrik,bravo...vs.." demedi ki....
demeleri mi lazimdi?
Birinci olmak için ödün verdik diyorsun.Ödün verebilmek için bulunduğun ortamda sahip olduğun prensiplerin olması lazım.Ve bu prensipler toplum tarafından takdir edilmeli.ben de diyorum ki ortada ödün verilecek yüce bir değer yoktu...
ya arkadaslar neden anlamak istemiyorsunuz. burada mesele sadece "guzel" sarki soyleme meselesi degil ki..
biz dogulular muasir medeniyet seviyesine ulasmayi hep onlara benzemek olarak algilamis bir halde bir zavalli gibi kapilarinda beklemisiz.
bakin biz aslinda mistik yanlari olan bir yeriz ama en az sizin kadar iyi ingilizce konusabiliyoruz. tamam kadinlarmiz cok guzel kivirtiyor ama aslinda oyle kara carsavli degiliz. size cok benziyoruz.
bizi avrupa birligine aliniz bakin ingilizce sarki bile soyleyebiliyoruz.
bunlar okuz altinda buzagi aramak degil. oturup "kuramsal" cercevelerden de tartisilabilir. ancak avrupa bir hristiyan klubu bizi almazlar zaten diyen dogulu turkler acaba simdi de avrupaliyla kendini bir tutmak icin (ne gerek varsa) camilere sira konmasina da hayir demiyebilir. Dinle hic isim olmaz. Ancak avrupaliya yaranmak icin yapmadigi maskaralik kalmayan hatta yeri geldiginde "biz zaten avrupaliyiz" diyenlere bu teklif cok mantiksiz gelmemeli bu durumda.
batinin doguyu algilama bicimi bir yana, dogulunun kendini batiya pazarlama biciminden (bu ornek olaydaki gibi bir bicimden) oldum olasi tiksinmisimdir.
kimdir "onlar"? onlara bu kadar benzemek zorunda miyiz? dogu bati sentezi denen ucube biraz da batiliya kendini satma yontemi degil midir?
bunlar tipik milliyetci muhafazakar soylemler gibi algilanabilir ilk bakista. bununla da isim olmaz. isin komik tarafi en buyuk alkisi da bu kesim gostriyor birincilik geldi diye...
bu suna benziyor: kendini zaten "avrupali" sayan turkler bir milli macta galibiyet sonrasi "avrupa avrupa duy sesimizi iste bu turklerin ayak sesleri" gibi manasiz bir slogan atabiliyor. siz hic bir ingilizin boyle bir slogan atabilecegini hayal edebiliyor musunuz?
Martin,
bundan bir önceki yazında sonra kızmayın bizi niye kıvıran dansöz şeklinde çiziyorlar diye demiştin.oryantal hava verilmiş olmasını eleştiriyordun.şimdiki mesajında da bu sefer batılılara bizi sizin gibiyiz mesajının verilmesini yadırgıyorsun.asya ile avrupanın ortasında sıkışıp kalmış bu zavallı türkler ne yapmalı o zaman?(mesajımda kinaye yok,ciddi olarak soruyorum..)
bakın benim anlatmak istediğim bizim gerçekte ne olduğumuz değil. bir imajlar sorunuyla karşı karşıyayız. şikayet noktalarimizi biraz da bi yaratiyoruz. batilinin doguluyu algilama bicimini bir yana biraktim. bizim kendimizi sunma bicimimiz de tamamen turusitik mantikla hazirlaniyor ve sonra bunlar bize algilama bicimi olarak dondugunde mizikcilik yapmaya basliyoruz.
sen kalk yillarca turistleri kilic kalkanekibiyle hayda hurra naralariyla karsila, ya da kendine ait klipler hamalarda, haremlerde gecsin sonra "batili" denen sey seni oyle anlattiginda mizikcilik yap. bu isin bir yonu.
bir de onlar gibi olmaya calisma cabasi var ki daha da vahim. hele hele hem onlar gibiyim hem de "kendim" gibiyim, ben aslinda dogu bati senteziyim gibi manasiz girisimler yapildi mi iyice komik duruma dusuyoruz. (dogu kultürü ile bati kültürünün sentezlenemeyecegini inanmiyor falan degilim. zaten saf bir kultur soz konusu olamaz. dogal surec icerisinde zaten senzteleniyor.) ancak bu meselenin bir pazarlama bicimine donusmesidir anlatmak istedigim.
kurusellesme, evresellesme gibi kavramlar dogunun batiliya "benzemeye" baslamasi ve dogunun batiya tasidiklari da turistik degerleri olan imgelerden ibaret kalmasidir beni rahatsiz eden.
bir ulkenin universitelerinde hocanin kantinde "naber eleman" gib sicak bir bicimde konusurken derste "good morning everybody" diyerek yabanci bir dilede ders atlatmasi ne kadar vahim bir manzaraysa avrupayi feth etmek icin ingilizce sarkilar soylenemsi de o kadar vahimdir benim icin.
sadece turkiye degil bir cok ulke ingilizce sarki soyluyor ama savunmasi da yerli yerinde degil. bu kulturel somurulmuslugun ne boyutlara vardiginin isareti olabilir. bir yanlisi milyonlarca insan yapsa da yanlis yanlis olmaktan cikmaz.
opera ornegini vermek de gayet sacma olmus. burada tekrar ediyorum sanatsal bir icra sozkonusu degil. ben ne ingilizceye karsi olabilirim ne de batili bir takim degerlere. bakin cannes'da uzak odul aldi. bu eurovisionla bir tutulabilir mi? birisinde "ozgun" bir sanatsal uretim sozkonusu. o filmde de istanbul geciyor, camiler geciyor ama amac turistik bir istanbul filmi degil. yonetmenin ozgun bakis acisindan bir seyler anlatilmaya calisilmis. kendi evrenini kurmus. bir pazarlama, yaranma durumu sozkonusu degil. eminim anlatmak istedigi mesele ona denk gelseydi nuri bilge ceylan gerektiginde ingilizce cekerdi filmini. sertab erener ingilizce sarkilari ile varolan bir kisi midir ayrica?
lutfen piyale madra'nin su enfes karikaturunu bir "okuyun"...
http://www.radikal.com.tr/veriler/2003/05/28/adem.gif
vıcık vıcık oryantalizm
martin beyin son yazdığı mesajlara katılmamak elde değil. bir ecnebiyle muhabbet ederken "yok biz öyle sizin sandığınız gibi değiliz" psikolojisine girmekten herzaman kaçınmışımdır. ancak yeter ulan yeter artık...
kuramsal çerçevede bakacak olursak adına "oryantalizm" dediğimiz hadise pek de vıcık vıcık bir şekilde kullanılmıştır. oryantalizm "batının gözündeki doğu" diye kabaca özetlenebilir. batı düşüncesi aklın egemen olduğu bir ideal yaşamı kurmuş olduğunu ve akıldışılığın doğuda yaşayan ilginç bir olgu olduğunu sürekli vurgular. bu aşağılayıcı ve meta-teorik olarak faşist diyebileceğimiz yaklaşım, doğunun geri kalmışlığı içerisine yapılacak turistik bir gezinin de satılabilir olmasını sağlayacağı için sürekli bir takım vurgulamalar yapılır. mesela harem, mesela cami, hamam falan. mistik doğuya seyahat edecek olan modern batılılar böylece tatil dönüşü eşe dosta anlatacak "değişik" şeyler edinirler.
adına oryantalim dediğimiz bu ruh hali zamanla doğuluların da pek sevdiği bir şey olmuş. genelde fransa da yaşayan kuzey afrikalı ve ingiltere de yaşayan mısırlı-hintli entellektüellerde rastlanır. türkiye özelinde gerek entelektüel çevreler, gerekse reklamcılar tarafından pek sevilen bir şeydir oryantalizm. altında yatan faşizan vurguya bakılmaksızın kendimizi "ispat etmenin" dili olarak kabullenilmiştir.
bu bağlamda eurovizyon akşamı karşılaştığımız hadise içerisindeki oryantalist vurgular ve sonrasında açığa çıkan bekle avrupa biz geliyoruz psikolojisi, bizim de kendimizi batılının bizi koyduğu yerde görmekte bir sakınca görmediğimizi, dahası kendimiz ispat etmek için bile yöntem olarak onların bize çizdiği yol dışında başka bir yol çizmekten aciz doğulular olduğumuzu bana bir kez daha hatırlattı.
şarkının ingilizce olup olmaması, daha önceki şarkıların saçmasapanlığı falan değil bence tartışmamız gereken. politik izdüşümlerinin dünyayı kana boğduğu ve boğmaya devam edeceği aşikar olan oryantalizmin tarafımızdan bir reklam stratejisi olarak kullanılması. ahh kapitalizm sen nelere kadirsin diyor, eurovizyon 1.liği sonrası sahillerimizi dolduracak olan(ne alaka anlamadım hiç bi zaman) sarışınların karşısında maymun olan yurdum delikanlılarına bu sezon da başarılar diliyorum :D
not: geniş kuramsal bilgi için bakınız; edward said - şarkiyatçılık. hangi yayınevinden çıktı hatırlamıyorum.
kökeninde basit popüler müziği bulunduran,bizim ülkemiz dışında yıllar boyunca evrensel bazda pek de bir anlam taşımayan,ülkelerin komşularına kıyak çektiği,ama en azından birinci olanın albüm satış stratejisini geliştirebildiği bir yarışmadan böylesine geniş ve sosyolojik olguları en sonuna kadar zorlayarak açıklamalar ve analizler çıkarmanızı hayretle karşılıyorum...
SERMEST ÇAPAN wrote:
kökeninde basit popüler müziği bulunduran,bizim ülkemiz dışında yıllar boyunca evrensel bazda pek de bir anlam taşımayan,ülkelerin komşularına kıyak çektiği,ama en azından birinci olanın albüm satış stratejisini geliştirebildiği bir yarışmadan böylesine geniş ve sosyolojik olguları en sonuna kadar zorlayarak açıklamalar ve analizler çıkarmanızı hayretle karşılıyorum...
Walla getirilen açıklamalar gayet temelli görünüyor. Argümanlar gayet tutarlı. Bu kadar hayrete düşülecek bir durum varsa çökertin derim.
You need to log in to post a reply.