Skip to content

Matrix Revolutions

63 replies · 827 views

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Nov 11, 2003, 10:44 AM#6576

1- tas gibi bir proje matrix. matrix'i sadece bir dizi film degil baslibasina bir proje olarak ele almak lazim oncelikle. bu anlamda pazarlama prpjeleri disinda sinema tarihinde farkli anlatim araclarini da arkasina alarak boyle kac film sayilabilir daha onceden yapilmis.

2- bu projenin dusunsel temellerini sevmemis hatta uzaginda durabilirsiniz. sadece bir "aksiyon filmi" dediginizde bile boyle guzel aksiyon filmi tebrikleri hak ediyor.

3- filmin adventure oyunlari ekseninde okunmasi hic mantiksiz degil. zaten ben de hep boylesi bir seyi savundum. yojimbonun soyledigi bu daha aciktan belirtilmeliydi meselesinde cok hak vermedim. cunku matrix projesi tuketici izleyici icin "cok guzel bir aksiyon" iken film okumayi seven daha "üretici izleyici" icin bir cok sey soyleyen bir sanat eseri.

  1. film soylem olarak ana eksenini hristiyan mitolojisinden aliyor. burasi cok acik. neo ile isa ve hatta daha genel olarak peygamberler arasinda ciddi bir bag var. isa da hrisitiyan ogretisine gore insanlarin affi icin kendisini feda etti ve olup olmedigi belli degil. "inanmak" bu filmde de temel alinmis. her ne kadar baslangicta hristiyan ogretisinin yuceltilmesi gibi sig bir mesaj veriliyor tuzagina dusulebilir. ama bence ciddi bir elestiri de getiriyor. soyle ki:

neo yani peygamber insaligi kurtarmak adina "sistem" ile uzlasti. belki de bir anlamda dinler ve peygamberler ve hatta kahramanlar bugun gelinen tum olumsuzluklardan da sorumlular bir yandan. sistem onlarin sayesinde yasiyor. bu yonuyla matrix projesi bunu guzel bir bicimde anlattigini dusunuyorum.

5- Merovingian karaketeri pumking king'in de isaret ettigi bicimiyle seytana denk geliyor. zaten asansorle inilen yerde "hell" yaziyordu. kirmizi giyiyordu. evet sistemi ve onun yarattigi yapay mutlulugu, erdemleri biliyorum ama asla ona hizmet etmiyecegim.

6- matrix, sistemin icerisinde oldugumuz surece devrimlerin de, kahramanlarin da bos islerle ugrastigini soylediler bize. muhalefet de kahramanlar da yine sisteme hizmet icin varlar. onu da bu sistem size sunuyor. tipki macera oyunlarindaki belirlenmis senaryolarda yapabildiginiz kahramanliklar kadar kahraman olmaya izniniz var. ya da beceriniz. her sey belirlenmis durumda bizler icin.

7- medium is a massage.. matrix de kultur endustris icerisinde hayat buldu ve onu anlamanin en iyi yolu kendisine ve tum uretim surecine bakmak.

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Nov 11, 2003, 11:27 AM#6578

Dunku Radikal Gazetesi'nde Serdar Kuzuluoglu'nun yazisi:

**2010-60: **İnsanlar, işçi ve köle olarak kullanmak üzere yapay zekâlı asalak robotları yaratır.

**2069: **Daha sonra Morpheus'un kaptanlık yapacağı 'Nebukadnezar', ABD'de inşa edilir.

**2075: **Yapay zekâ programları gelişir ve bazı robotlar, insan efendilerine öfke duymaya başlar. (Burada Isaac Asimov'un Üç Robot Yasası adlı öyküsü tamamlayıcı olabilir sanırım).

**2077: **Robotların insanlara karşı ilk isyanı patlak verir. Uşak robot b166er iki insanı öldürür. Ardından b166er tipi robotlar yok edilir. Robotlara ve yapay zekâya karşı şiddetli bir tepki doğar.

2080-85: Makinelere ve robotlara karşı isyan ve şiddetin artması, robotların büyük şehirlerden kaçmalarıyla ve Ortadoğu'nun ücra bir bölgesinde (Kudüs olabilir mi dersiniz?) 'Zero One' olarak bilinen kendi şehirlerini kurmalarıyla sonuçlanır.

2085-2095: 'Zero One" üstün nitelikli araçlar, bilgisayarlar ve silahlar üreterek, gelişmeye devam eder. Makinelerin işgücünden yoksun kalan insanların ekonomisi çökmeye başlar.

2096: Birleşmiş Milletler, robot medeniyeti 'Zero One'ı egemen bir devlet olarak tanımayı reddeder. Robot ürünlerinin önlenmesi, insanlar ve makineler arasındaki savaşı başlatır.

2097: 'Zero One' ısıya ve radyasyona dayanıklı sakinleriyle nükleer saldırı karşısında ayakta kalmayı başarır. Makineler kayıpları hemen telafi eder. İnsanlara yönelik karşı saldırılar başlar.

2098: İnsanların kontrolündeki şehirlerinin teker teker düşmesi üzerine umutsuzluğa kapılan komutanlar, robot şehrinin ana enerji kaynağı olan güneşi engelleme girişiminde bulunur. Ama bu bile makineleri durdurmak için yeterli olmaz.

2099: Makineler, savaştan sağ kurtulanları ve sivilleri deneyler yapmak için tutsak etmeye başlar. Amaçları güneş yerine insanlardaki biyoenerjiyi kendilerine kaynak olarak kullanmaktır.

2100: Makineler, 1999 dünyasının benzeri bir rüya olan 'Matrix'i yaratır. Matrix, komadaki 'pil insanları' yaşatmak için kullanılmaya başlanır.

**2105: **Matrix'in içindeki insanların arasındaki 'seçilmiş kişi', içinde bulunduğu dünyaya düşüncesiyle müdahale edebildiğini keşfeder ve özgür kalmak için onu parçalar. Sonunda yeraltındaki insan kalesi 'Zion'a ulaşır.

2105-2150: 'Seçilmiş kişi' açıklanmayan bir şekilde ölürken, Zion direniş hareketi doğar.

2161: Morpheus, Matrix'de kozada doğar, çocukken kurtarılarak özgürleştirilir.

2167: Trinity, Matrix'te kozada doğar, çocukken kurtarılarak özgürleştirilir.

2175: Kahin, Morpheus'a, ikinci seçilmiş kişiyi bulacağı kehanetinde bulunur.

2199: Trinity ve Morpheus, Matrix'te hacker olan Thomas Anderson'ı (Neo) keşfederek, onu özgürleştirirler. Matrix'teki gedikleri keşfeden insanları yok etmesi için tasarlanan Ajan Smith'le büyük bir mücadeleye girerler.

2201: Başka bir isyancı gemisi olan Osiris, makinelerin Zion'a ulaşmak için dünyayı kazdıklarını fark eder. Mürettebat, vatandaşlarına, yok olmalarına az bir zaman kala Matrix üzerinden haber gönderir.

2201: Artık Zion'da yaşayan ve isyancılarla makinelere karşı savaşan Neo, Matrix'i yaratan yapay zekâ programı 'Mimar'la yüzleşir.

2201: Mimar, yok edilmek üzere olan Zion'da yaşayan isyancıların da Matrix'in parçası olduğunu, sistemdeki gedikleri temizlemek için daha sonra yok edildiğini anlatır. Neo'ya Zion'un daha önce 5 kez yok edildiğini itiraf eder.

İkinci bölümde ortaya çıkan Mimar'ın sözleri teknoloji tutkunları için gizli mesajlarla dolu:
"İlk matrix kusursuza yakındı, bir sanat eseriydi, eksiksizdi, muhteşemdi. Onu, yaradılışınızın değişken acayipliklerini daha doğru yansıtması için tarihinizi temel alarak yeniden tasarladım. Ama bir kez daha yenilerek hayal kırıklığına uğradım. Şunu anladım; cevap benden sürekli kaçıyordu, çünkü daha az bir akıl gerektiriyordu; ya da belki kusursuzluğun parametreleriyle daha az sınırlı bir akıl..."
Eğer hâlâ ilginizi çekiyorsa birkaç tavsiye:

1- Matrix ve Felsefe kitabını alın, okuyun. Zevkli ve etkileyici bir kitap. (William Irwin / Güncel Yayıncılık / İnternette yaklaşık 10 milyon lira)

2- Birkaç film izleyin: Existenz, Total Recall, Dark City ve Brainstorm. Hepsini internetten sipariş etmek mümkün. Bahsedecek çok şey, kullanacak çok az yer var. Üzgünüm...

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Nov 12, 2003, 05:27 PM#6598

Re: Evet ama?

ElminsteR wrote:
Pumpkin King Matrixle ilgili söylediklerine katılmamam elde değil. Açıkçası ben de filmi beğenen grubun içerisindeyim ama senin söylediklerin pek te yeni değil. Bizler zaten en başından beri bu filmi çizgi romanlara ve bilgisayar oyunlarına olan yakınlığından dolayı sevmemiş miydik? İlk filmde trinitynin ve neonun (ki 3.filmde de var) dizlerinin üzerine inişleri duruşları hangimize çizgi roman karelerini hatırlatmıyor? Ancak benim eklemek istediğim bir şeyler var. Malesef 3. filmin sonu çok beklenebilir bir biçimde bitti. Oysa ben bu forumda matrix içinde matrix tartışmaları ve çok daha heyecanlı finallerin tartışıldığını hatırlıyorum. Aslında söylemeye çalıştığım bizlerin düşündüğü finaller sanırım çıkandan fikir olarak iyidi ya da bize daha yakındı. Dış dünyanın gerçekten dış dünya olduğu gerçeği ile neonun sentinelleri durdurabilmesini de mistik bir güce bağlarsan bu en iyi halde bile alışıldık oluyor. gene de filmi beğenmediğimi söylemiyorum ama sonu belki de beklenti yüksekliği nedeniyle keyif vermedi bana.

az çok içimden geçenleri yazmış elminster...
şu felsefi tartışma noktalarından biraz sıyrılıp işin kökenine dönmek lazım...
ilk iki filmin seyirci üzerinde değişik yansımaları oldu...
benim de içinde dahili bulunduğum grup ikinci filmin seriye bambaşka bir hava getirdiğini ve üçüncü filmle beraber ağızların açık kalacağını düşünüyordu...
bu temeli oluşturan en önemli sebep,dünya mitolojiler geçidini andıran içeriğinde filmin bir noktadan sonra yeni bir ses getireceğiydi...
bu ses kulaklarda çınlamalıydı...olmadı...
çizgi roman kültüründen,bilgisayar oyunlarından dem vuruyoruz da üçüncü filmin ismi bile kendisiyle çelişiyor...
ortada ben bir devrim göremedim...hatta bir devrim mücadelesi bile yoktu açıkçası...tamamiyle teslimiyetçiliğin izlerini gördüm ben üçüncü filmde...serinin ilk iki filminin damarlarına zerk edilmiş olan başkaldırının,savaşımın,mücadelenin bir gramı bile yok üçüncü filmde...
ilk filmde salondan çıkan etkilenmiş olarak çıkan gözlerin sadece efekt hayranlığı sebebiyle olduğunu söylemek ne kadar doğru olur?
özellikle ikinci filmde ortaya atılan fikirleri,yarım bırakılan düşünceler birliğini göz önüne getirirsek üçüncü film için bir kesim seyircinin büyük beklentiler içine girmesini beklemekten daha doğal ne olabilir ki?

sonuçta revolutions ne hatice den ne de neticeden benim gözümde sınıfı geçemedi...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Nov 14, 2003, 01:04 PM#6624

bilim kurgu ve fantazi edebiyatı konusunda yeterince tecrübe sahibi olduğumu düşünüyorum. son filmin üzerine diyeceğim şudur;

evet matrix taş gibi bir projedir ve iyi ki böyle bir üçleme çekilmiştir. ancak onu taş gibi yapan yalnızca sinema tekniğidir. dahası kendi türü içerisinde değerlendirildiğinde alışıldık olandan daha incelikli bir senaryo tekniği göze çarpmaktadır. ancak bu konuda "gizem yaratmak" tan daha öte bir numarası olmaması, gizemin zamanla açığa çıkması ile beraber bumerang etkisi yaratarak, matrixin şaaşalı senaryo tekniğinin kendi ayağına kursun sıkmasını sağlıyor. işte bu noktada temel eleştirim bir sf olan matrix' in sf edebiyatı içerisinde konumlandırıldığında renksiz bir hikaye olduğudur.

daha da ne diim...

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Nov 14, 2003, 10:48 PM#6627

Hatta ben biraz daha ileri gideyim...
O kurşun bacağa değil direkt olarak şakağa gidiyor...

Muaddib
Muaddib
Joined: May 27, 2002
26 posts
Nov 15, 2003, 07:29 PM#6636

Son dönemde izlediğim en iyi aksiyon sahneleri bu filmdeydi. Kısaca "Ellerine sağlık" derim. Kısa bi açıklama, bana kalırsa filmle paralel olarak giden felsefe tartışmalarını ayrmak en mantıklı şey olur. Güzel, gözkamaştırıcı aksiyon sahneleri. Eğlenceli. Ama oturup bunun felsefesini tartışmak anlamsız. Aslında bir taraftan da tebrikler. Farkında mısnız bilmiyorum ama ilk defa bir film sinemayla yakından (hatta akademik olarak) ilgilenenlerin dışında kalan kitleler tarafından bu kadar derinlemesine tartışılıyor. Filmdeki simgeler, altanlamları herkesin dilinde. Güzel olmuş. Popüler olana burun kıvırma tavrını bırakıp bi defa da tebrik edin be kardeşim. (Aynı zamanda bana matrix felsefesi diye de gelmeyin. Yok öyle bi şey.)

CA
caggins
Joined: Jul 27, 2003
472 posts
Nov 15, 2003, 07:53 PM#6639

bu formda bana artık saçma sapan cevaplar verildiğini düşünüyorum. yok bilgisayar programını bilmeden olmaz, animatrixi izlemeden olmaz oyununu oynamadan olmaz, ürünlerini kullanmadan olmaz. o zaman size bir soru soruyorum. tüm bunlar bizi tüketim toplumu haline getiren oyunlar değil mi ve dahası ilk film sağlam bir sistem eleştirisi değil miydi? ayrıca 1. filmi izlediklerinde hiçbirşey anlamamışlarmıydı bunları söyleyenler. ve artık bu tartışmanın biryere varacağı da yok herhalde.

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Nov 16, 2003, 01:01 AM#6643

evet ilk film bir sistem elestiriydi diyebiliriz ama ikinci ve ucuncu filmde de ilkinin tepe taklak edildigini, sistemin yenilemeyecegini, sisteme karsi geldigini sananlarin bile onun bir parcasi oldugunu gorduk. o yuzden bu mesajin biraz gecersiz kaliyor, uzgunum :)

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Nov 16, 2003, 06:03 PM#6648

film cok guzel bir sistem elestirisi. hatta benim uzun suredir icimi kemiren caresizlik psikolojisine cok guzel bir yanit veriyor. onu bir vucuda giydiriyor. evet film sistemin icerisinde kaldiginiz surece oynadiginiz her turlu muhalefet oyunu, devrimcilik onceden belirlenmis bir seydir diyor. ama bu tam bir caresizlik degil. cozum farkina varmakta. balik suda yasadigini bilmez. ama bunu fark ettigi anda ozgurlesim sureci baslayacak ve "ozgur" olmanin agis sorumlulugu uzerine binecektir. elbette bu gune kadar hic soylenmemis seyler degil bu. ama sinema bu surlarla da hasir nesir olmaya basliyor.

devam edicem bu konuya.

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Nov 17, 2003, 08:08 AM#6651

Martin Mystere wrote:
film cok guzel bir sistem elestirisi. hatta benim uzun suredir icimi kemiren caresizlik psikolojisine cok guzel bir yanit veriyor. onu bir vucuda giydiriyor. evet film sistemin icerisinde kaldiginiz surece oynadiginiz her turlu muhalefet oyunu, devrimcilik onceden belirlenmis bir seydir diyor. ama bu tam bir caresizlik degil. cozum farkina varmakta. balik suda yasadigini bilmez. ama bunu fark ettigi anda ozgurlesim sureci baslayacak ve "ozgur" olmanin agis sorumlulugu uzerine binecektir. elbette bu gune kadar hic soylenmemis seyler degil bu. ama sinema bu surlarla da hasir nesir olmaya basliyor.

devam edicem bu konuya.

"önceden belirlenmişlik" diyerek geçiştirdiğiniz paradoksun "diyalektik" denen şeyin operasyonel tanımıyla birebir uyuştuğunun farkındasındır umarım. (bkz:aristoteles)

muhalefet konusuna gelince, sistemin "karşıt"ı olmak ve "değil"i olmak arasında bulunana dağlar kadar farkı atlamak, iktidar merkezli bir "ben" ve "kurtuluş" tanımı yapmak evet tınak içinde muhalefettir. ama zaten sistemi üreten de budur. bu zincir matrix' in popülist algı haritasında kırılamaz belki ama bunun kırıldığına dair bugün burada etrafına baktığında göreceğin o kadar çok şey var ki. zaten küreselleşme dediğimiz şeyin en büyük tehlikesi bireyi yakın çevresinden koparıp merkez eksenli bir "ben" tanımı yaptırarak enerji akışını bireyden merkeze, veri akışını merkezden bireye doğru sabit kılması değil midir. bu metafor yaklaşık 150 yıldır bilinmekte ve bunun ilacının ne olduğu da gayet açık örneklerle gerçek hayat içerisinde var. (bkz: EZLN, brezilyalı topraksız köylüler ve benzeri çeper merkezli direniş gruplarının retoriği) matriksin yaptığı ise yine bildik bir mesih hikayesiyle var olan seçenekleri yokmuş gibi göstermek yani matrix' i üretmek ve yeniden üretmek.(bkz: baudrillard)

üstüne üstlük siz koskoca bir akademisyen olarak sinemanın bunlarla haşır neşir olmaya yeni başladığını mı söylüyosunuz martin bey. yoksa ben mi yanlış anladım. özgürleşim sorunsalının sinemada konu edilmesi neredeyse sinemanın tarihine denktir. dahası popüler sinema adına yapılmış bütün filmler; farkında olarak veya olmayarak, reaksiyoner sağ veya anarşizmden sosyal demokrasiye kadar uzatabileceğin geniş bir skala içerisinden ya da sivil toplumcu bakış açısından özgürleşim konusuna atıfta bulunur hatta bizzat sorun bile eder. (bkz:rocky 1,2,3,4,5, my best friends wedding, aslan kral, pambık pirenses, tarkan viking kanı, turist ömer uzayda)

"kişisel görüşüm küresel özgürlük darboğazları ve krizleriyle, özgürleşimi ana tema olarak gözümüze gözümüze sokan yapıtların ortaya çıkış tarihi arasındaki korelasyonun dikkat çekici olduğu yönündedir."

buyrun devam edin...

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Nov 17, 2003, 09:25 AM#6655

Efendim sinemanin ozgurlesim problemi ile ilgilenmedigini soylemis ya da ima etmis degilim. ancak meseleye bu kadar cok katmanli olarak bakabilen kac film sayabiliyorsunuz? bu cok katmanlilik ve metinler arasi iliski denen mesagatli isi basaran cok film yoktur. elbette sinema -hatta 20.yydan itibaren tum anlati sanatlari- bu mesele ile ilgilenmislerdir. inkar eden izledigi ic bir filmden hic bir sey anlamamis demektir.

boudrillard'in filme bakisi ile ilgili alintiya gecenlerde denk gelmistim. ancak simulasyon kuraminin yaraticisi bu zat filmi fazla hafife almis.

boudrillard o soylesisinde matrixle ilgili uzerinde daha cok durulmasi gereken bir ipucu da veriyordu: midium is a massage. Mcluhan'in isaret ettigi bu kavram matrix'i anlamak icin cok onemli. evet matrix hikaye olarak, sunum bicimi olarak endustriyel sinemanin bir parcasi konumunda. ancak sanat eserlerine deger veren kavramlardan birisi de "caginin aynasi olarak sanat" kavrami degil midir? sanat tarihinin kose tasi sayilabilecek tum eserler bir anlamda caginin her anlamda tanigi ve aynasi degil midir? ahmet cemal'den aldigim derslerde cok guzel bir ornek hatirladim simdi: ornegin empresyonizm. empresyonizm oncesi resimlerde ayrintilar cok daha fazla iken, ornegin bir meydan resmedilirken meydnin tum ayrintilari resme katilmaya calisilirken empresyonizmde meydan adeta "birazdan kaybolacak" giidir. cunku sanayilesme ile birlikte kimsenin meydanlari uzun uzun seyredecek vakti yokur. zaman kavrami saatlere ve dakikalara indirgenmistir. bu durumu "aci bir durum" olarak nitelesek bile doneminin duygulariyla duygudaslik besleyerek boyle resmeden ressami sadece "cagin kurbani" olarak nitelemek haksizlik degil midir? "evet durum bu" demistir ressam biraz da.

simdi hal boyleyken cagin aynasi olarak matrix uygarlik denen tek disi kalmis canavarin sinemadaki resmini cizmis, metinler arasi iliski girisimlerinde son derece yerinde metinler secmis, basarili bir eklektik ornektir.

muzik tarihinden bazi ornekler matrix'i (ve aslinda cyber-punk sinemayi)nasil bir yere koydugumu daha iyi anlatacaktir sanirim. muzigin gecen yuzyil icerisindeki seruvenine bakacak olursak toplumsal ve dolayisi ile ekonomik degisimleri pek bir guzel yansitmistir. ornegin 60'li yillarin yukselen muhalefetinin sesi olmus, yetmisli yillarda muhalefetin cephlesmeye ve hatta siddete varmasiyla muzik de degisimini gerceklestirmis yepyeni anlatim bicimleri olusturmustur. 80lerin apolitik ve neredeyse kich ortami muzikte de kendisini gosteriyor. dijitallesen, daha da hizlanan 90li ve 2000lerin yasami elektronik muzigin muzikal anlamda caginin aynasi olmasina neden olmustur.

bir anlatim forumu olarak matrix'de sinemanin eglencelik seyri ile sanatsal durusu arasinda sikistigi yerde kendisine sekil verme cabasidir.

matrix butun celiskileri ile bu ortamin aynasidir. bir sinema filmi soylemek istediklerini endustri icerisinde yani "eglendirmek vasfi" ile birlikte bu kadar basarili verebilirdi diyorum. populer olanla olan mesafenin entellektuel icin daha da azaltilmasi gerektigi acisandan iyi bir ornektir.

kendinden onceki bir cok eserden ziyadesiyle beslenmesine ve etkilenmesine, bilimkurgu sinemasinda benzer emsallerinin olmasina ragmen matrix'in bilim kurgu sinemasinin arkaik doneminden yavas yavas ciktiginin ve cagini daha kapsamli bicimde ele almaya basladiginin isaretidir.

iktidar ve muhalefet uzerine matrix'in bize soylediklerine gelince. bir onceki mesajimda da soyledigim gibi matrix aslinda "farkindaligin" ise baslamanin en onemli sey oldugunu soyluyor. matrix'in (siz ona kultur endustrisi, bilinc endusturisi, medya cagi da, tek disi kalmis canavar diyebilirsiniz. hepsi dogrudur) icinde yasayan bizler boyle bir seyin icerisinde oldugumuzu fark etmedikce "iceriden" yaptigimiz her turlu devrimcilik oyunu matrix'in size izin verdigi kadardir. cunku diyor ki matrix hayat artik bir advanture oyunu gibi sekillendirilmis. bir anlamda belirlenmisligin icerisinde ne yapmaya calisiyorsaniz onu yapiyorsunuz. once "aydinlanmak gerek". balik denizde yasadigini bilmez. suyun disina cikabilecek sicrayislari yapabilmek gerek.

zion'u savunmaya basladiklarinda o aletlerin icerisinde biraz da grayder operatoru konumundaki insanlarin o hali cok carpici ve sagla bir ironiydi gercekten. cok etkilendim. makinelerin egemenligine karsi makine bedenleriyle yaratiga donusmus insanligin muthis caresizligi ve celiskisi.

aldux huxley'in bize isaret ettigi noktadayiz. kulturun kendisi bir hapisaneye donustu ve insanoglu aslinda zevkaldigi seylerin pencesinde yavas yavas sonunu hazirliyor. cahilligin getirdigi hazzin koleleriyiz hepimiz. "bilmek benim mutlulugumdur" diyen orhan hancerlioglu'nun tam olarak neyi kasdettigini yeniden sorgulamak gerek. dusunce ozgurlugunun, yayin ozgurlugunun agizlardan dusurulmedi ortamda postman'in televizyon icin soyledigi sozu hatirladim: "televizyon kitabi yasaklamaz, onun yerine gecer"..

tum bunlari tartismamiza neden oldugu icin bile matrix projesi son derece onemli ve saygideger bir yere oturuyor benim gozumde.

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Nov 17, 2003, 09:31 AM#6656

Hemen devreye gireyim ve paranoyalarımı belirteyim.

Rai'nin geldiği nokta gerçekten önemli... Karşıtlık ve Değillik...

Karşıtlık beraberinde aynılığı getirir. Karşıt olan, iktidar olmak için mücadele eder. İktidarı devirdiğinde o da kendine yeni karşıtlar bulmak durumdadır. Sözünü ettiğiniz Matrix'in her şeyi tepetaklak etmesi hikayesi budur. İktidar güçlüdür ve karşıtlarını ezer. (Şimdi öteden beri anlatmaya çalıştığım hikayeye geleyim. İktidar varlığını kurumlarıyla sağlar. Kişisel başarıya alan bırakmaz. Kişiler orada çarkları döndürmek ya da çark haline gelmek üzere iş görür).

Matrix delikanlıysa bize "içeride kaybolarak muhalefet yapmayı" anlatsaydı da yere göğe sığdıramasaydık. Değilliği anlatsaydı da tarihe geçti deseydik. Fight Club'a laf edebilen var mı mesela? Şimdi söyleyin... Matrix mi Fight Club mı? Hangisi Sinema tarihi açısından daha önemlidir. Tabii ki Matrix daha önemlidir. Çünkü "yeniden üretim" kavramını olumlayan bir yapısı vardır. Sinema Tarihi'ni yazanlarla Matrix'i yapanlar, aynı zihniyetin çocuğudur. Walter Benjamin'in Tarih Anlayışını okumayan, bilmeyen varsa bu bağlamda tavsiye ederim. Matrix diyor ki; çıkacam desen de içeride kalacaksın. Matrix'i olumlamak da aynı MAtrix'in dediği gibi çıkıyorum derken içeride kalmak oluyor. O zaman da sinema tarihinin o biçimde yazılmasına katkıda bulunulmuş oluyor. Bu eleştirilerimin büyük kısmının da Pumkin'in yazdıklarını olduğunu ayrıca belirtmek isterim.

Matrix'in ilk filminde bir çok insanı gazın doruklarına çıkaran gizli anarşist söylem ve "başka bir dünya mümkün mü?" sorusu, aynı Pumpkin'in de dediği gibi tepetaklak edildi. İyi de bu iyi bir şey değil bir. Farklı bir şey değil iki...

Ayrıca Matrix'lerin ortaya çıktığı dönemde, yeni direniş biçimleri, küreselleşme karşıtları, küresel terör, uluslararası sanal sermaye gibi kavramlar, ayyuka çıkmış düzeyde tartışılıyor ve yaşamlara nüfus ediyor. Bu sırada Matrixler bize, "ne yapsanız boş, siz takılın gereken yapılır" mesajı veriyor. Bu mu devrim, bu mu yenilik, bu mu muhalefet... Sindirilmişliğin bir kader olduğunun anlatılması mı artık insanları gaza getiriyor, farklı bir dünya arayışına sürüklüyor?

Pes diyorum yani... Görsel üstünlük, efektler, çizgi roman tekniği bir takım gözleri kamaştırıyor sanırım...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Nov 17, 2003, 10:41 AM#6659

sevgiliniz gibi sahipleniyorsunuz matrix' i. sanki bir hikayeye çok ihtiyacınız var gibi, sanki tarihin ortanca çocuğuymuşsunuz gibi geliyor martin bey, sanırım büyük savaşlar ve bunalımlar yaşamadınız.

çok yazmışsınız ama elle tutlur bir şey bulamadım. özellikle reklamcılık eğitimi veren birisi olarak bumerang etkisi konusundaki eleştirime de bir uzman olarak açıklık getirmenizi dilerdim. özellikle "sizin çok katmanlı yaklaşmak" olarak algıladığınız ve yerlere göklere sığdıramadığınız benim ise "gizem yaratmaktan başka bir numarası yok" diye kaldırıp attığım şeyin nasıl oluyor da aynı senaryo olduğu konusunda aydınlatıcı bilgiler vereceğinizi ummaktaydım. mesajın istendik yönde tutum oluşturmak konusunda başarılı olduğu yazınızdan anlaşılıyor. keza ben de biçem olarak filmin görsel başarısı ve efektleri ile gözleri kamaşmış birisini görüyorum.

mcluhan abimizin o ünlü diktumunun matrix için hafif değil ağır bile kaçtığından ise şüphem bile yok. bu noktada printle argümanımızın daha işin o kısmına bile değinmeden fazlasıyla sağlam olduğunu düşünüyorum.
büyük buhranlar ve savaşlar yaşanmayan bir çağın aynası olarak matrix' i göstermek gerçekçilikten uzak bir tavır dahası işe anlam yamamaktır. siber sosyoloji bile bu kadar kilometreyi kolay kolay atlayamazken siz nasıl zart diye bu geçişi yapabiliyorsunuz şaşıyorum.

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Nov 17, 2003, 11:04 AM#6662

araya girip bi iki sey soyleyim, vakitsizlikten mesajlari cok hizli okudum, bi tarafimdan anlamis olabilirim ama ozellikle printerson'un begenmeme sebebi olarak matrix'in "kacis yok ya da cok zor" demesi oldugunu gordum. bunun nesinin hata oldugunu merak ediyorum. printerson gibi fight club orneginden gidersek boks diye bir sporun var olma sebebi sistemin fight club daki gibi kacis yollarini bile kontrol altina alma cabasi degil midir? ya da 1984'deki gibi (okumadim filmini izledim, alin size bir koz daha) proleterlerin kitabinin bile parti tarafindan yazilmis olmasi matrix ile benzerlikler tasimiyor mu? bunda yanlis olan ne var. hayat bu degil mi?

AN
Anonymous
Joined: May 06, 2002
743 posts
Nov 17, 2003, 12:19 PM#6665

rai wrote:
sevgiliniz gibi sahipleniyorsunuz matrix' i.

iyi dedin

You need to log in to post a reply.