Big Fish
71 replies · 1,515 views
Bu Big Fish ne kadar güzelmiş ya....
Ben daha geçtiğimiz h.sonu izleyebildim. Hayran kaldığımı açıkça söylemeliyim. Tim Burton büyük adam. Hikayelerin dünya algımız, umutlarımız ve yaşam tadımız için ne kadar önemli bir besin olduğunu çok yalın, diğer yandan da çok görsel biçimde anlatmış.
Edward Bloom'un yaşlı hali ile ilgili yorumlarım olacak. Adam tüm film boyunca "herkes tarafından sevilen biri" diye lanse ediliyordu ama Ewan McGregor'un sevimliliğinden hiç nasibini almamıştı. Yaşlı amcayı(ki adını hatırlayamıyorum) her izlediğim sahnede içime büyük bir tedirginlik duygusu çöktü garip bir şekilde. Ama yine de iyi oynamış. Ne diyeyim. Tim Burton alkışları topluyor. Enteresan bir deneme olmuş. Tüm filmi kaplayan bu kadar pozitif elektriğe pek alışık değiliz ama becerebildiğini gösterdi. Chocolate Factory de oldukça pozitif bir film. Büyük sükse yapacağına inanıyorum... ehe
paranoidandroid wrote:
Tüm filmi kaplayan bu kadar pozitif elektriğe pek alışık değiliz ama becerebildiğini gösterdi.
Budur, tamamına katılıyorum, bold olan kısmı da başından beri anlatmaya çalıştığım, filmden beklediğimi bulamama nedenim.
Pumpkin King wrote:
paranoidandroid wrote:
Tüm filmi kaplayan bu kadar pozitif elektriğe pek alışık değiliz ama becerebildiğini gösterdi.Budur, tamamına katılıyorum, bold olan kısmı da başından beri anlatmaya çalıştığım, filmden beklediğimi bulamama nedenim.
pumkincim tim burton'a duydugun buyuk sevgi ve hayranligi bildigim icin tum yorumlarini saygiyla ve onemle karsiliyorum. fakat galiba filmi begenmeyis nedenini yeniden gozden gecirmelisin. sanatci olduklari ve bize bir anlamda perspektif kazandiklari icin sevdigimiz yaraticilarin duymak ve gormek istediklerimizi degil, duymamizi ve gormemizi istediklerini ortaya koymaya calistiklarini hatirlatmak isterim. o cok sevdigin "karanlik" ve yalniz ruhlarin yonetmeni sana ihanet etmis falan degil. daha baska duygular da oldugunu soyluyor olabilir. birlikte film izledigimiz bir zaman, filmi anlamadigimi soyledikten sonra majere'in de bana dediği gibi "belki de baktigin noktadan filmin ne oldugu tam olarak anlasilmiyordur.."
Aslında Pumpkin'in tavrında ve hayalkırıklığında anlaşılmayacak ya da şaşıracak bir şey yok. Adamın baktığı noktada da bir sorun görmüyorum. Pumpkin filmi anlamadığı için değil, film beklentilerini karşılamadığı ve Burton farklı bir şekilde anlatmayı seçtiği için beğenmemiş. bir dostunuzu belli özellikleri ile tanıyıp sevdiğinizi düşünün, aradan yıllar geçer ve tekrar gördüğünzde farklı bir adam olduğunu anlarsınız. İçiniz nasıl burulursa, pumpkin'in de içi buruluyor. Pumpkin burton'u daha bir "karamsar" soslu seviyor ama menü değişmiş görünüyor. Bu da onu mutsuz etmiş. Ama tahminen bunu üstünden atmıştır çünkü "chocolate factory" Burton'ın kökten değişmediğini, farklı tatları denediğini gösteriyor. Burton hala aynı Burton.
Hail to the Pumpkin King!!!
martinin yazdıkları bana bir türk filmini hatırlattı...
ahu tuğba nın bir filmiydi galiba ama tam emin değilim..orada bir mü mü karakteri vardı...filmin sonuna kadar ahu tuğba nın kader arkadaşı olarak karşımıza çıkan bu karakter filmin sonunda fuhuş şebekesine giderek ahu tuğba yı gammazlamıştı...
belki de pumpkin kardeşim böyle bir hayal kırıklığına uğradı kim bilir...
ya valla çalıştığım yerde,tanıştığım insanlarla muhabbetlerimde mutlaka Burton'ı tavsiye ediyorum.Hatta çalıştığım yere bir Burton karakteri yakışır diyerek,çalışma arkadaşlarıma duvarlara bir karakterinin resmini yapın diye baskı yapıyorum,belki bir gün Pumpkin'in yolu bizim oralara da düşer diye...Seni seviyorum canım arkadaşım.
benim oraya gelmem için bu tür uğraşlara gerek yok güzel kardeşim. sıkma sen canını gelecem bu hafta sonu işine de evine de.
bu başlık da filmden çok benim etrafımda dönmeye başladı. karanlık şatosunda gözlerden uzak yaşamaya çalışan biri için nasıl rahatsız edici anlatamam.
paranoidandroid wrote:
Aslında Pumpkin'in tavrında ve hayalkırıklığında anlaşılmayacak ya da şaşıracak bir şey yok. Adamın baktığı noktada da bir sorun görmüyorum. Pumpkin filmi anlamadığı için değil, film beklentilerini karşılamadığı ve Burton farklı bir şekilde anlatmayı seçtiği için beğenmemiş. bir dostunuzu belli özellikleri ile tanıyıp sevdiğinizi düşünün, aradan yıllar geçer ve tekrar gördüğünzde farklı bir adam olduğunu anlarsınız. İçiniz nasıl burulursa, pumpkin'in de içi buruluyor. Pumpkin burton'u daha bir "karamsar" soslu seviyor ama menü değişmiş görünüyor. Bu da onu mutsuz etmiş. Ama tahminen bunu üstünden atmıştır çünkü "chocolate factory" Burton'ın kökten değişmediğini, farklı tatları denediğini gösteriyor. Burton hala aynı Burton.
Hail to the Pumpkin King!!!
pumkinin tavrina sasirmiyorum. senin gibi hakli buldugum yonleri de var. fakat sanatci-yonetmen'leri de belli bir tur baglaminda dusunmek ve surekli duymak istediklerini beklemek sakincali ve hatta yaraticinin yaratim surecinde de karin agrisina yol acabilecek bir seydir diyorum. tur sinemasinin kolayciligina goturur bu yaraticiyi. adamin filmlerine surecek karanlik soslari yoksa yoktur. yaraticiligi fazlasiyla ticari eksene cekecek benzetmeler de basimiza bela olabilir tartisirken. burton, isine karsi tavrinda herhangi bir tutarsizlik gostermis degil bu filmiyle. kendi icerisinde gayet tutarli bir is yapmis hatta. hic de oyle pozitif bir yaklasim da yok. siyahi daha az diye boyle sahane filmi gormezden gelemeyiz. derdim budur. hele hele bunu en son tim burton'u cok sevenlerin yapmasi gerekir. pumkin king kadar tim burton'u yakindan izlemiyorum. iyi sinefillerin hayranlik duydugu seylere ergen tripleri ile yaklasmamalari gerektigini dusunuyorum.
Nereden başlasam diye düşünüyorum. Dallı budaklı olabilir. Yapacak bişi yok:
1- Tim Burton'ın Big Fish'inde bir tutarsızlık var. Burton filmografisinde tam olarak koyulabilecek bir yeri yok. Burton film noir diyeceğimiz filmler çekiyor(du). Big Fish ise bu tanıma uymuyor. Bu sebeple adamın noir'ına sempati duyan insanlar tarafından soğuk karşılanması normal bişi.
2- Filmde ağır bir pozitif yaklaşım var.
3- Siyahı daha az diye kimsenin bu filmi görmezden geldiği yok. Burton hayranı biri için sadece daha az sevilen bir filmi o kadar.
4- "İyi sinefillerin hayranlık duyduğu seylere ergen tripleri ile yaklasmamalari gerektigini dusunuyorum." şeklindeki bir yorumu hiç kimsenin hak etmediğini düşünüyorum. Çünkü yönetmen, izleyici ve film üçgeninde kurulan bağların herkes için farklı derinlikler taşıyabileceğini hepimiz biliyoruz. Bazılarımız Star Wars'un son üçlemesini hiç görmemeyi diliyor. Nedn? ÇÜnkü kendince haklı sebepleri var. Bu yaklaşımı nasıl yargılayamazsak, aynı şekilde big fish'i fazla beğenmeyen ve hayal kırıklığına uğramış birini de yargılayamayız.
5- Bence yaratıcılığı ticari eksenden uzaklaştırmak günümüzde pek mümkün değil. Dünya üzerinde üretilen her şeyin yaratıcılıktan nasibini aldığını ve üretilenlerin çok azının salt sanat eseri olsun diye üretildiğini düşünürsek, yanlış bir yerde olmadığımızı görürüz.
6- Ayrıca kişisel olarak bir izleyicinin, tarzına alıştığı bir yönetmenden aynı üslubu taşıyan eserler beklemesini çok doğal buluyorum. SOnuçta pumpkin, bir tim burton protestosu yapmıyor. sadece hoşnutsuzluğunu dile getiriyor. Bu yüzden ona hak veriyorum. Beğenmiyorsa beğenmez. Bunu da büyük bir hayran olsa da açıkça ifade eder. Bence budur... Dinlediğiniz için teşekkürler.
ben tim burton'ın anti-kahraman öyküleri anlatmasını istiyorum. kahraman ya da süper kahraman öykülerini başka ellerden zaten yeterince izliyorum. sen buna ergen tribi diyosan da allah sana akıl fikir ve de anlayış versin diyorum.
ya arkadaşlar,askerde olduğumuz için uzak kalmış bulunmaktayız....Quicktime'ın sitesinde Tim Burton'ın Corpse Bride adında bi fragmanı mevcut..Konuyla alakalı dooru dürüst bi sitede bulamadım..Ne iştir,bilen?
You need to log in to post a reply.