Skip to content

okan nereye kosuyor?

59 replies · 2,996 views

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Feb 02, 2004, 03:09 AM#8217

zorluyosun mediazazen... simdi bir sey anlatmaya calisicam, umarim basarabilirim.

muhafazakar birini düsünelim. senin yazdiklarina gönderme yapmak gerekirirse; günlük hayatin içinde bulunanlardan... bu insanlarin tutum ve davranislarinda degisiklik yaratmak için bu insanlarin ikna edilmesi gerekiyor. onlarin da bir ikna olma esigi var ve bir direnç gösteriyor ya da esik asiliyor, böylelikle "ideoloji kendini yeniden üretiyor". tamam. burada bir sorun yok.

ancak isin elestirel saflarinda yer alanlarla ilgili baska bir durum söz konusu olabilir. nitekim bu iletisim dünyasinda yer alan ve elestirel süzgeçlerini devreye sokmus insanlarin, temel, genel geçer ikna süreçlerine kökünden karsi çikiyor olmasi gerekiyor. bu baglamda, baska birinin ona "ben de senin gibiyim" demesi, gerçek yasamda karsisina cikmasi ne denli gerekli? bu durumu da ince isçilik paranoyamla baglayarak tekrar soruyorum.

biraz daha açik olabilmek adina sunu da ekliyim. iktidar bu sifreyi de çözmüs olamaz mi? matrixteki çökmeler misali...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Feb 07, 2004, 02:27 PM#8336

modernizmin en baba kavramlarından biri olan avangard' ı burada anmak gerekiyor. estetiği tanrılaştırmaktan ziyade gündelik yaşamı devrimcileştiren bir sanat anlayışı. (şimdi okan nire, sanat nire, devrim nire diyenler olacaktır ama köprüler aynı biçimde kuruluyor) benjamin' in alegorisinden tutun adorno' nun sanat eleştirilerine kadar varan taş gibi bir kuramsal geçmiş. resim ve müzikten, sinemaya, oradan daha etkileşimli yeni sanat biçimlerine kadar uzanan taş gibi bir pratik. şimdi biz aynı şeyi bir televizyon programında görünce afallıyoruz. olur mu acaba diye düşünüyoruz. ama işte kafamı karıştıran şey de bu, acaba önceden gerçekten olmuş muydu. yani avangard hakikaten ele gelir bir değişim ya da dönüşüm yarattı mı gündelik yaşamımızda?

avangardın imkansızlığı üzerine de taş gibi şeyler yazılıp çizilmekte iken kafam karışmıyor değil.

ME
mediazazen
Joined: Nov 05, 2002
23 posts
Feb 09, 2004, 12:00 PM#8375

Öncelikle şunu belirteyim ki ben zorlamıyorum. Tartışma düzeyini okan programına kimi çıkarmış, seda sayan ne yapmıştan biraz daha başka bir yere taşımaya kavramsal tartışmaya çalışıyorum.

Gündelik yaşamda eleştirel olmak konusunda söylediklerim de tarihsel olarak doğrulanmış şeylerdir. Fransa'da ayaklananların hepsi akademik eğitim almış, yüksek sanat eleştirileri yapabilen bireyler miydi? Hayır!!!

Olmak ya da olmamak, yapmak ya da yapmamak bütün mesele budur. Yapılacak şey de sokakta, gündelik olanın içinde olacaktır diye düşünüyorum.

Burada şunu düşünmek de beynimi gıdıklıyor, televizyon flaneurların pasajlarına dönüşür mü, televizyon sokak olmuş mudur? Reclaim the streets desem? Televizyon ummm...

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
Feb 09, 2004, 12:21 PM#8376

1848' de paris' te kurulan barikatlar 1968' de yine Paris' te son buldu derler hep. ondan sonrası muzlu jöle sanki.

flaneurlarin pasajlarından ziyade, postmodern zevksizliğe batırılıp çıkarılmış bir neo-dandy salonunun konforunu ihtiva etmez mi sizce televizyon. ya da görüntü bir pasaj görüntüsü iken bizler dandy konforu içerisinde olabilir miyiz? olursak buradan ne çıkar?

N@
N@N
Joined: Feb 16, 2004
135 posts
Feb 27, 2004, 10:21 AM#8808

eee haydi devam edin :)

merhaba arkadaşlar
tartışmayı bu noktaya kadar okudum ve çok hoş şeyhler çıkmış ortaya. hem böyle seviyle bir şekile konuşmuş olmanızda iştahımı kabartı. bence bu konu ortalarda boğulup gitmesin. yani okan bayülgenden ziyade olayı getirdiğiniz yerden devam edin derim :)

AR
armageddon
Joined: Mar 28, 2004
6 posts
May 06, 2004, 09:52 AM#11471

Bu haftaki Zagada Okan Bayülgen, Biz Evleniyoruz bekarlığa veda partisi dahil çeşitli görüntülerin ardından medya eleştirisini dolandırmadan söyledi.Sabah sabah Seda Sayanda canlı yayın sırasında telefondaki Caner'e "Senin ananı, babanı, sülaleni, geçmişini ..." diye söven bir kadının görüntülerinin verilmesinin ardından "Türkiyede biz bu özel televizyonculuk işini beceremedik" deyip, bir toplumun eğlence anlayışının onun kültürünü ortaya koyduğunu, televizyonların iyice çıldırdığını, izleyicinin mümkünse kendi programı da dahil, izlemeyerek televizyonların bu haline karşı bir nevi tavır almalarını istedi.Ve yine artık bu haldeki televizyon işi içinde olmak istemediğini yineledi.

Benim açımdan Zagadaki asıl 'acaba' yada sorun sürekli konuk olmasından şikayet edilen aynı kişiler yada konuk olan mankenler yada Okan Bayülgenin bırakıcam deyip TV hayatına devam etmesi değil. Gece Kuşunu atv yönetimi ile olan bir olay sonunda aniden kesmesi sonucu 2 yıl tvden uzak kalmasının ona verdiği zararın farkında. Muhalifi tespitleriyle, sürüyü eğlenceyle, kendini de statüyle tatmin eden bu adamın kendisine bazı marjinal kanallardan gelen teklifleri reddettiğini, ulusal yayın yapan bir kanalda fazla marjinalleşmeden devam etmek istediğini de biliyorum... Yada Şahane Pazar gibi kanal d'nin demirbaşlarından olan bir yayının son haftalardaki reyting düşüşleri nedeniyle aniden kaldırıldığı bir ortamda Zaganın televizyon gerçeğinden uzak kalmasını da beklemiyorum. Kaliteli konuk diye yırtınılmasına rağmen, her ne demekse, kaliteli birileri geldiğinde reytinglerin düştüğünü de...

Bendeki asıl acaba Zaga'nın seyircisinde düğümleniyor. Zira ota boka alkış tutan, söylenen ciddi şeylere bile komiklik olarak bakan bu izleyicinin önünde Okan Bayülgenin özellikle kimi haftalar eğlence kavramının sınırlarını zorlayacak kadar bir yabancılaştırma ile yüksek medya eleştirileri yapması bana anlamsız ve boş tekrar gibi geliyor. Birkaç kez bu adam ne yapmaya çalışıyor dediğim de oldu. Zira en çok televizyon izlenen ülkeler arsında 1.liğe oynadığı söylenen ülkemiz seyircisinin hiç de televizyonlarda gördüklerinden delirdiği yok, deliren sadece Okan Bayülgen! *'Çocuk da yaparım, kariyer de!' diyen bu izleyicinin Seda Sayan'ın sabah programını, Discovery belgesellerini, Cnbc-e dizilerini, Türüt Şov' u, Eyvanına Vardım'ı, bilumum embesil diziyi aynı motivasyonla izleyen, sürekli eğlenlendirilmek isteyen bir aptallar sürüsü * olduğu da bir gerçek. yada gerçekten Zagayı *"Kürt çalsın çingene oynasın" paradigmasının dışında izleyen kaç kişi var memlekette? *
Sonuçta Hülya Avşar Şovdan sonra leblebi niyetine izleyenler yada değil, kaçımız Okan Bayülgenin "Sanatçıyla toplumu fazla laubali etmemek lazım" lafını anladık?

Son günlerde tüm bunları düşünmem tam da geçen hafta, Bayülgenle ilgili düzenli olarak alaycı eleştirel yazılar yazan bir sistem karşıtına meselesinin kişisel olduğunu söyledikten sonra medya ve Okan Bayülgen üzerine yazdığım bir yazıya 'Benim obsesyon sorunum olduğunu, istersem tedavi edilebileceğimi' söylemeye vardıracak kadar ileri gittikten sonra kendisiyle hiçbir iletişim içerisine girmediğim ama Bayülgeni eleştirdiğini bildiğim birkaç yazardan da zincirleme yazılar gelmesiydi.Ve bir gazetenin internet sitesindeki, geçen senekiler dahil tüm medya eleştirilerimin silinmesi.
Ne biçim bir durum içinde olduğumu düşünmekle başlayıp zaman içerisinde kafamda oluşan bazı soruların cevaplarını tam da burada buldum.Infotainment, marjinal yada karşıt gibi durarak aslen karşıt durduğun şeye işlemek gibi.Düşündüklerimi pek kelimelere dökemeyebilirim ama bu yöntemin Türk basınında etkin bir şekilde kullanıldığını düşünüyorum. Magazinin ve her türlü ucuzluğun aşırı bir yükle basılmasına zaman içerisinde oluşan karşı tepkiyi dengelemek ama aynı zamanda sistemin devamını sağlamak adına, bir yandan özel hayatlar ve lauballilik pompalanırken bir yandan da bir günah keçisi olarak mankenlerin seçilmesi ve sanki bu düşüklükten onlar sorumlularmış gibi bu kızları bir ülke sorunu haline getirmeye vardırana kadar ahlaksız ve havadan para kazanan insanlar olarak sunulması.Televole kültürünün taşlanacak yumuşak karnı olarak mankenlerin seçilmesi. Oysa manken eleştirisi bizi magazinlerden uzaklaştırmadığı gibi aksine daha çok bunun içine girmemiz sağlanmış oluyor.Ve üstelik Televole adlı programın başladığı ilk 3 yıl içerisinde mankenler hiç yoktu.Onlar futbolcuların magazinlere çıkmasının ortak kararla kulüpler tarafından yasaklanmasından sonra keşfedildiler..

Şu haldeZagaya telefon açan izleyici 'Orada o mankenin işi ne?!'deyip bir şov programına katılan manken onun tepkisini çekerken, kimse 'Bu mankenlerin bu magazinlerin gazete manşetlerinde, haberlerde ne işe var?' demiyor. Microsoft' a bok atmaktan sıkılmayan son kullanıcının oturup da bu linux neymiş yahu? demesi, sürekli medya eleştirisi yapanlarımızın 'dış basında olay neymiş bakalım?' demesi olabilir mi acaba? İşte o zaman (eğer koşuyorsa tabi) Okan Bayülgenin koştuğu yer toplumsal olarak tehlikeli bir hal alacaktır. Çünkü bazen lafı dolandırmadan "Ahlak ve namus 18-19 yaşındaki bu kızların kendilerine çeki düzen vermeleriyde değil, basındaki adamların kendilerine çeki düzen vermesiyle sağlanır" demesi gibi, Rahibe Teresa hayatı yaşamadığı aşikar olan yabancı manken ve top modellerin özel hayatlarının yabancı basında gazete manşetlerini, haberleri süslemediğini; mankenlerle sinema/şov dünyasındaki ünlülere bizdeki gibi rahatlıkla 'ne zaman sevgilinizle tanıştınız? neden kavga ettiniz? aldatıldınız mı?' gibi soruların sorulmadığını ve sorulamadığını; Naomi Campbell'ın havaalanında daha uçaktan inerken üzerine gelen kameralardan korkup içeriye geri kaçmasının onun terbiyesizliğinden değil, bir benzerinin dünyada olmamasından kaynaklandığını; sinema ve moda sektörünün gücü adına ünlülerle halk arasındaki mesafelerin daima korunması gerektiğini gördükleri anda 'x mankeninin cipinin parasını sorgulamak yada y nin yaşam tarzını didiklemek' gibi bireysel algılardan sistemi yargılamaya geçeceklerdir.
Yoksa bu şekilde bir nevi dikkat dağıtma ve hedef şaşırtmaya, sorgulama ve araştırma noktasında sorunlu toplumsal eğilimlerimiz de eklenince tepkiyi ana noktalardan başka yerlere ve kolaylıkla diş geçirilebileceklere yönlendirerek bu yolla tepkinin kontrol altına alınabilmesi sistem tarafından garantili bi biçimde sağlanmış oluyor.
Bundan birkaç hafta önce konuk olan Gizem Özdilli'ye telefondaki kişinin "zekanıza güveniyor musunuz ki siz!" gibi aşağılayıcı bir tavır içerisine girmesine karşı Okan "Bunlar ülkeyi mi yönetiyorlar yada profesörlermiki siz bunlarda zeka arıyorsunuz?" demiştir. Düşündüğümde yıllardır ülkenin yönetiminde olan kişilerin, kaynak vererek yada vermeden alıntı yapmanın hat safhada olduğu yurdum bilim adamları ve akademik persolenimizin etik ve zeka anlayışları bile hiç sorgulanmazken, işleri dış görünüş üzerine kurulu olan mankenlerde bu üstün kavramların ısrarla sorgulanması ve medyanın bir yandan bunu teşvik etmesi bana dikkat ve hedef şaşırtmanın iyi bir örneği gibi gözüktü.

Aslında magazin yada sistem karşıtlığına soyunanlar pekala da yüksek bir verimle sistemin çarklarına hizmet edip onu besleyebiliyorlarmış.aynı şey Televole kültürünü eleştirenler için de geçerli değil mi?Ertuğrul Özkök'ün yaptığı Televole eleştirisi ne kadar inandırıcı oluyor? ama artık kitleler Eminem gibi marjinal olup sisteme tepki gösteren insanlara ilgi gösterip bu akımları destekliyor. Peki bu noktada kim sistem karşıtı yada değil bunu nasıl anlayacağız? Ben bunun sadece önbilgi yada sezgiyle değil mutlaka düzenli takibi gerektirdiğine inanıyorum. Her ne kadar bana disipline olamamanın yanında, kendini ifade edememe,anlaşılamama ve değer görmemenin verdiği rahatsızlığı bazen kendini düşürerek dışa vurduğunu fark etsem de Okan bayülgenin kendisine ve izleyicisine duyduğu güven bana çok fazla gelebiliyor bazen.

RA
rai
Joined: May 30, 2002
645 posts
May 06, 2004, 01:23 PM#11503

bir bahar öğleden sonrası rasladım size,
sevincimden havalara sıçradım. hoşgeldin armageddon. umarım hep buralarda olursun.

CE
Cevat Kelle
Joined: Jan 27, 2004
174 posts
May 07, 2004, 06:43 AM#11524

Armageddon'un bir çok söylediğine katılmakla birlikte aşağıdaki alıntıya katılmıyorum. Ne Avrupa magazin basınının ne de USA magazin basınının bizimkinlerden en ufak bir farkı yok, hatta ekipmanları daha iyi olduğu için (gizli kamera-dinleme sistemleri ...) fazlalıkları var. Bu konudaki genel yozlaşmaya katılıyorum ama ne yazık ki bu sadece Türkiye'de olan yerel bir sorun değil.

armageddon wrote:
... Rahibe Teresa hayatı yaşamadığı aşikar olan yabancı manken ve top modellerin özel hayatlarının yabancı basında gazete manşetlerini, haberleri süslemediğini; mankenlerle sinema/şov dünyasındaki ünlülere bizdeki gibi rahatlıkla 'ne zaman sevgilinizle tanıştınız? neden kavga ettiniz? aldatıldınız mı?' gibi soruların sorulmadığını ve sorulamadığını;..."

pan
pan
Forum Manager
Joined: Jul 29, 2003
2,664 posts
May 07, 2004, 08:55 AM#11530

ben yazılanları okumakla yetinenlerdenim. sadece dikkatimi çeken bir şey oldu. bu başlığın altındaki tüm yazıları birden okudum. ocak ayı gibi yayınlanan bir programında okan sanırım uğur dündar'ın programına çıkacak gençlerin para almasını yayınlamış. o programı izlememiştim. ama sonra aklıma okan bayülgen'in ardı ardına yaptığı Arena programından alınmış sahnelerle hazırlanan medya arkaları ve uğur dündar'a yapılan komplimanlar geldi. o zaman izlediğimde gündemin gerisinde olduğum için kendime sormuştum. neden bu zaga ile arena arasında böyle bir "kardeş program" alliance'ı gerçekleşti? diye. sebebi anlaşılıyor galiba... çok da anormal bulmuyorum. her ne kadar okan zaman zaman, içinde bulunduğu medya ortamını yadsıyacak bir depresif süreç yaşasa da sistemin biraz daha sivrilmiş mızrağı olmaktan öteye gidemeyeceğinin farkında. her halükarda sistemin gate keeper'ı konumunda olan kanal yöneticileri, sahipleri, ortaklar ve daha üst kademedeki kişiler en az bizim kadar olanların farkındalar. amiyane olacak ama tasması biraz gevşek tutulan bir okan'ın ilgi çektiğinin , yukarıdaki metinlerde anlatılan "sistemin şişen tarafının gazının alınması" görevini az da olsa yerine getirdiğinin çok bilincindeler. okan'ın playground'unda takılmasına müsaade ediliyor demek istiyorum. kum havuzundan çıkmadığı sürece istediğini yapabilen bir okan da seyirciye ilginç geliyor. uzadı galiba...

N@
N@N
Joined: Feb 16, 2004
135 posts
May 07, 2004, 11:44 PM#11577

"paranoidandroid söylediklerinin altına imzamı atarım" demek için yazdım...

pan
pan
Forum Manager
Joined: Jul 29, 2003
2,664 posts
May 11, 2004, 01:12 PM#11655

eyvallah:)

BA
bakko
Joined: Mar 11, 2004
47 posts
Nov 04, 2004, 09:30 AM#15599

Sevgili Pumpkin King'in
"sonuçta o başlıkta yazılmış sayfalarca mesaj var. insanlar kafa patlatmış dil dökmüş. onları bir anda yok sayıp sıfırdan başlamak yerine yeni fikirleri de onların üstüne ekleyip gerekirse tartışma eksenini de başka taraflara çekmek daha doğru olmaz mı."
mesajı beni tatmin etmiş olup dileyenler yazmak istediklerini burdan devam ettirebilir....

BENİM İLK MESAJIM ŞÖYLEYDİ...
Şimdi biraz klasik bir konuya girmek istiyorum. Tartışması klasik değil konu klasik Okan Bayülgen...Daha önce burda tartışıldığını hatırlar gibiyim ama bu sefer sadece olumsuz eleştirileri bekliyorum. Aslında banane Okan B. den fakat şöyle düşündüğüm vakit ekranda belkide ilk defa zeki gibi gelen cumartesi gecelerinde sevgilim olmadığı zaman benden vakit çalan programın yapımcısıyla vakit geçirmeye alışmışsam ve seviyorsam aslında birazda ilgilendiriyor gibime geliyor.

Şu an ekranda 4 nedenle izliyoruz.

  • ZAGA
  • HERKES BUNU KONUŞUYOR
  • SİZE BABA DİYEBİLİR MİYİM
  • BANKA KARTI REKLAMI

Kendi eleştirimi şimdi yapmak istemiyorum ama sizin eleştirileri mutlaka bekliyorum. Bu arada eksisozlukte benım şifrem artık girmiyor. Eğer bir eksisozluk kullanıcısı gönüllü varsa oraya burda yazılanlara link atmasını rica edeceğim. Eksisozluk hastası okan burda yazılanları da mutlaka okumak isteyecektir.

Last edited: Mar 16, 2005, 11:21 AM (1)

IN
indigo
Joined: Dec 10, 2003
55 posts
Nov 04, 2004, 05:13 PM#15607

okan b. bence sıradanlaşma sürecini tamamlamaya doğru koşuyor ama hadi hayırlısı...

printerson
printerson
Joined: May 06, 2002
1,034 posts
Feb 13, 2005, 07:48 PM#17907

okan bayülgen hakkında olumlu söylediğim her şeyi geri alıyorum...
rezil adam, dün gece "o şimdi asker" isimli şeyi söyleyip kıçını sallayan hatuna hiç bir laf etmeyerek, daha beteri onun promosyonuna katkıda bulunarak bana kafayı yedirtti. kendini "tavırlı" olarak gösterip, hababam sınıfı katliamına bırakın ses etmeyi, onun iğrenç film müziğine katkıda bulundu.

yazıklar olsun, beni de kandırıyorlar...

Pumpkin King
Pumpkin King
Joined: May 19, 2002
2,100 posts
Feb 13, 2005, 09:41 PM#17908

bu arada okan her ne kadar laf etmemis olsa da programa baglanan bir konugun yaptigi da gozden kacmamali. okan'in o kadin konuklarini haddinden fazla asagiladigini soyleyip konu uzayinca o igrenc sesleriyle daha fazla sarki soylememeleri gerektigini savunarak okan'a da destek cikmis oldu bi bakima. danisikli dovus olabilir, ilginc bi programdi.

You need to log in to post a reply.