Kill Bill
80 replies · 1,582 views
Ya bişey söyliycem çok tepki çekicem ama ben yavaştan yavaştan böyle hissetmeye başlıyorum,Tarantino'nun son zamanlarda tonlarca röp.'ünü okudum eskiden daha bı şunu yaptım bunu yapmaya çalıştım gibi filmin üstüne düşünüyodu da şimdi daha bi biçimci bir tavırla çalışmış gibi,biz bu kadar tartışıyoruz,satır araları falan okuyoruz da Tarantino'nun bunlarla hiç uğraşmamış gibi bi tavrı da var.
ya hani mesela kanların fışkırması için,
Printerson'un dediği gibi
"ama Kill Bill'de sanki "yeteer uleeeyn ben bunu yaptim, size bir asir yetecek vahset var, yeteeeeer" der gibi bir hal var. tabii ki abarttim."
gibi değil de bu misyonla değil,buraya bööle bi sahne koyayım,benim de en sevdiklerimdendir ,ne de hoş olur,herkes de izler gibi bir tavır seziyoum.
Herseyden önce belirtmek istediğim bir şey var. Uzun zamandır herhangi bir film hakkında düşünmenin ötesinde bir şey yapmadım. Doğrusu, oturup yazmadım diyelim. Eh, kişinin hedef kitlesi kendisi olunca fazlasıyla derine inmediğini, keza inse dahi bilinçakışı şeklinde gerçekleşen monoloğun başkalarına da bir anlam ifade edebilmesi için sağlam bir çeviriye ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçektir derim ben. Hala Kill Bill üzerine iki kelam laf etmediğimi farkettiniz sanırım. Bu uzun ve kasıcı girizgahın sebebi okuyacaklarınızın dağınıklığını mazur görmenizi sağlamaya çalışmam olabilir. Neyse, buraya kadar atlamadan okuduysanız bundan sonra ne yazsam olur. :)
Herhangi bir yazıya cevap maiyetinde olmasa da bir yerlerden başlamamı sağlayacak ve genelde Tarantino'yla aynı anda anılan şiddet ve şiddetin sergilenmesi -ki bu, zat'ı muhteremin parlamasını sağlayan hünerlerinden biriydi- hakkında konuşalım. İlk filmi Rezervuar Köpekler'inde hafızamıza kazınan belli başlı bir kaç sahneden biri olan kulak kesme sahnesini hatırlarsınız. Tarantino bana göre selefi olan Peckinpah'ın şiirsel şiddet anlayışının (Martin'e sevgiler) uyak kısmını boşverip yalnızca söylediklerini kapıvermişti. Beklenmedik, yoğun, ve en önemlisi direk bir şiddeti gözler önüne seriyordu. Kamerayı saymazsak şiddetin algılanmasını azaltacak hiçbir filtre kullanmıyordu. Rezervuar Köpekleri'nde yaptığı parlamak için yeterliydi, ve hatta taklit edilmek için de. Hatırlarsınız o dönem Rezervuar Köpekleri'ne benzeyen yığınla film izlemiştik. Şimdi kaçının ismini hatırlıyorsunuz?
Bana kalırsa Tarantino'nun bir diğer yeteneği -aslında asıl yeteneği- hikaye anlatmadaki ustalığıydı. Filmlerinin çoğunda bir şekilde birbiribe benzeyen karakterlerin, dünyaların hikayelerini anlattı. İşin güzel tarafı karakterleri de iyi hikayecilerdi. tamamen kişisel bir yazı olduğu ve öyle olmaya devam edeceği için Rezervuar Köpekleri'nde aklımda kalan açılış sahnesini (Like A Virgin geyiğini ve ardından gelen bahşiş tartışması) hatırlatıyorum. Film benim için bu iki sahneden ibaret olmasa da bunlar benim için önemliydi. Anlatmak istediğimi daha da pekiştirmek için; sanırım çoğunuz Rezervuar Köpekleri'nin olay akışının daha önce çevrilmiş bir Hong Kong filmiyle akılalmaz bir örtüşme içinde olduğunu hatırlayacaksınız. Dağınıklığım ve arşiv oluşturabilme konusundaki dirayetsizliğim ve zayıf hafızam nedeniyle sizlere filmin adını veremiyorum ama hatırlayan varsa kendisinden filmin adını eklemesini rica ediyorum. Bu filmin varlığına ve John Woo'yu taklit eden klişelere rağmen Rezervuar Köpekleri iyi bir film olarak hafızlarımızda kaldı ve kalmaya devam edecek. Film sadece olay akışından ibaret olan olay akışıyla sizi şaşırtmaya çalışan bir film değildi. Tarantino'nun tarzı olarak adlandırabileceğimiz şey bu noktada ortaya çıkıyordu.
Tarantino'nun ikinci filmini görmeden biraz beklemek zorunda kaldık. Rezervuar Köpeklerinden sonra senaryosu ona ait olan True Romance'la ve ve hikayesi kendisine ait olan Natural Born Killers'la daha da iştahımızı kabarttı. Gerçi Tarantino bu iki filmden birini "kendisine ait" olarak görmez. Ben de öyle. Natural Born Killers Oliver Stone'un elinde fazlasıyla değişime uğramıştı. Hikaye ve karakterler Tarantino'ya ait olabilirdi ama tarz hiç onun tarzı değildi. Yoğun bir sistem ve medya eleştirisi sadece "eğlenmek" isteyen hayatının önemli kısmını bir video dükkanında film izleyip çizgi roman okuyarak geçiren Tarantino için fazlaydı. True Romance ise bana kalırsa Tony Scott yerine Tarantino tarafında çevrilse bile aynı film olurdu.
Burada durup Kill Bill ve Tarantino üzerine bu kadar uzun ve ayrıntılı düşünmemi sağlayan bir şeye geçelim. Bunları oturup evde yazıyorum ve internet bağlantısından yoksunum. O yüzden kimin yazdığını hatırlamıyorum ama birisi ya da birileri sanki yeni birşeymiş gibi Kill Bill'de annesinin ölümünü izleyen küçük kızdan sözediyordu. Bu yeni değil ki. Tarantino'nun filmlerinde ya da hikayelerinde biraz kurcalasınız çıkartabileceğiniz bir şey. Natural Born Killers'tan Pulp Fiction'a kadar şöyle bir göz gezdirin. Natural Born Killers'daki dedektifin annesi Amerika'nın mitleşmiş seri kaltillerinden biri (Oswald'dı sanırım) tarafından gözlerinin önünde öldürülür. Pulp Fiction'da Butch babasının emanet saat öyküsünü dinlerken aynı dozda şiddeti duygusal olarak yüklenir. Bunlar küçük kız temasının yeni bir şey olmadığına dair verilebilecek örneklerden ikisi sadece.
Taratino izleyiciyi şaşırtmaktan hoşlanır. Ani, kazara, soğukkanlılıkla, meslek ahlakıyla ya da zevkle işlenen cinayetleri sunar. Tüm çıplaklığıyla. Ana karakterlerinden birine tuvalette pantolonu inik bir vaziyette bir mlüm bahşedeck kadar zekibiridir. O sahneyi ilk izleyişte kim hazmedebildi ki?
Lakin söz dönüp dolaşıp Kill Bill'e geldiğinde Tarantino'nun yukarıda saydığımız meziyetlerinin izine çok az rastlarız. Hiç denecek kadar. Kimilerine yeni ve etkileyici gelen aksiyon sahnelerinden bahsedersek daha esteik ve işin hakkını veren filmler görmek isteyenler John Woo filmlerini izlesinler. Dövüş sahnelerindeki estetikle filmi övenler Crouching Tiger Hidden Dragon'la başlayıp geriye doğru tür filmlerini bir gözden geçirsinler. Bunu yazdığıma (gelecek tepkileri gözönüne alırsak) pişman olacağım ama adamımız Kill Bill'de çuvalladı. Video dükkanında geçen ergenliğinden aldığı birikimlerle harmanlayıp önümüze sunduğu bu yeni kolaj korkarım daha önce yaptıkları gibi olmadı. Bu kez film beslendiği orjinal türü geçemedi. Silik bir kopyadan öteye gidemedi. "Şaheser" olamadı.
Konuyu şiddetin sergilenmesine getirirseniz, 92'den beri Tarantino'nun araladığı kapı artık sonuna kadar açıldı. Onu ve onun tarzını izleyen pek çok film yöntemini kanıksamamızı sağladı. Ve Tarantino'nun hikaye anlatmadaki yeteneği bu filmde kendini gösteremedi.
Tarantino'nun bundan sonraki projesinin Dirty Dozen tadında yine İkinci Dünya Savaşı'nda geçeceğini ekliyor ve merakla beklediğimi söyleyerek bitiriyorum.
Not: Filmin ikiye bölünmesi meselesine gelince; daha fazla para kazanmaktan başka bir amacı olmadığını düşünüyorum.
Everything is but a dream within a dream.
Last edited: Jan 14, 2004, 02:48 PM (1)
shattimento wrote:
buraya bööle bi sahne koyayım,benim de en sevdiklerimdendir ,ne de hoş olur,herkes de izler gibi bir tavır seziyoum.
abarttigimi söyledim, hatta su yazdiginda içimde bir kusku olarak duruyor. ama bir dakika... sinema denilen sey hatta sanatin her dalinda, bir hamle yapiliyorsa, bunun öyle ya da böyle bir anlami var diye bakmak lazim. eger bir seylerin elestirisini yapiyorsak biraz hakkini vermek lazim elestirinin. tekrarliyorum; shattimentonun belirttigi nokta kuskulandirmiyor degil... ama bu kusku bence nasil ortadan kalkiyor biraz onu anlatayim...
bilgi kaynaklarimiz kitle iletisim araçlari, çogunlukla da görsel olanlariyla sinirlanmis durumda. üst düzeyde manipülasyon yapiliyor. daha da vahimi, artik eskisi kadar çaktirmadan da yapilmiyor. tvlerde ne anlatiliyorsa, ahlaksizca, kabaca ve gözüne sokarcasina, izleyiciyi aptal yerine koyarak yapiyorlar. hani 80lerde yapildigi gibi saman altindan su yürüten bir manipülasyon da degil. aleni, açik ve kabaca... iste tam bu dönemde tarantino, "intikam" üzerine bir film yapiyor... ve bu bir sanat eseri... tüm bunlari üst üste koyunca, "canim istedi yaptim" söylemi de, en az filmdeki anlatim tarzi kadar alayci geliyor bana... saniyorum bu eksende söyleyebileceklerimin tamamini söyledim.
Printerson wrote:
... iste tam bu dönemde tarantino, "intikam" üzerine bir film yapiyor... ve bu bir sanat eseri... tüm bunlari üst üste koyunca, "canim istedi yaptim" söylemi de, en az filmdeki anlatim tarzi kadar alayci geliyor bana...
şimdi şu noktada benim düşündüğüm biz izleyiciler bazen filmi yönetmeninden fazla, daha derinlemesine okuyoruz gibi....
printersonun dediklerine katılabilmek isterdim ama bu bence bir kaçış noktası, tarantinonun filmini çekerken bunları düşündüğünü hiç sanmıyorum.zaten beni endişelendirenve hatta üzen de tarantinonun bunu düşünmemiş,yada düşünememiş olması.
evet filmi çekeceği söylentileri dolaşırken bile sömürü sineması söylemleri ayyuka çıkmıştı,sonra kendisi de açıkladı,sonra bizde izleyip gördük ama sanırım hep öyle diyor ama bir eleştirel tavrı vardır,olaya mutlaka farklı bir açıdan yaklaşmıştır diye düşünmüştüm.
Geçnlerde Tarantino bir söyleşide " Düşündüm ve çok uğraştım; en iyi filmimi yapmaya çalıştım, yeteneğimi nasıl qaşabilirim, ben en iyi ne yapabilirim " sorusunun cevabı için Kill Bill'i çektim diyor ve EFSANE bir filmle batmaz ama bu yaklaşımla hakikaten batabilir. Tarantino bu sefer kötü! Filmi önceden biraz beğenmiştim ama dün bir daha seyrettim ; bir kere daha seyretmek istemiyorum'! Estetikse , şiddetse, alaycılıksa, eleştiriyse her neyse sonuçta her anlamda ve türde herşeyi gördük sinemada. Artık ne anlattığınız giderek daha az önem kazanmaya başlıyor; nasıl anlattığınız öne çıkıyor. Tarantino 'da oraya buraya öykünürken, özenirken, oradan buradan alırken bu sefer gittikçe batıyor...
yapmayin yaaa. gerçekten film o kadar kötüydü de ben mi anlamadim. yasadiklarimin hepsi bi illuzyon muydu?
bence film kotu diiil. adam da batmiyor. ayrica kendisine çok da yakisan bi film çekmis. ne bekliyordunuz ki? her seferinde birbirine benzeyen seyler mi çeksin yani?
bu kez farkli bir tat denemis. çuvalladigi bir nokta da bulamadim açikçasi. vermek istedigi herseyi basariyla vermis adam. mesaj kaygisi yok belli ki. tüm derdi kendini tatmin etmek. eh bunu da basarmis.
Strier wrote:
Geçnlerde Tarantino bir söyleşide " Düşündüm ve çok uğraştım; en iyi filmimi yapmaya çalıştım, yeteneğimi nasıl qaşabilirim, ben en iyi ne yapabilirim " sorusunun cevabı için Kill Bill'i çektim diyor ve EFSANE bir filmle batmaz ama bu yaklaşımla hakikaten batabilir. Tarantino bu sefer kötü! Filmi önceden biraz beğenmiştim ama dün bir daha seyrettim ; bir kere daha seyretmek istemiyorum'! Estetikse , şiddetse, alaycılıksa, eleştiriyse her neyse sonuçta her anlamda ve türde herşeyi gördük sinemada. Artık ne anlattığınız giderek daha az önem kazanmaya başlıyor; nasıl anlattığınız öne çıkıyor. Tarantino 'da oraya buraya öykünürken, özenirken, oradan buradan alırken bu sefer gittikçe batıyor...
iste ben bunu sevmiyorum... herkes begenmek zorunda degil, herkes güzel demek zorunda da degil ama bir sey söylerken gerekçelendirmek zorunda... pekiyi ben strierin söylediklerinden ne anlamaliyim? strier benim göremedigim bir seyi görüyor ve ben bunun ne oldugunu anlamiyorum mu demeliyim? eywallah o zaman...
shattimentonun karsi çikisinda anlamli bir temel var ve tartisiyoruz ama bu "ben begenmedim, o zaman olmamis" tarzindan hiç hoslanmiyorum... hiç degilse "söyle bir beklentim vardi, o beklentim karsiligini bulmadi" gibi bir sey bekliyorum...
WARREN BEATTY NE DEDİ?
Tarantino'dan bir anı: "Uma'dan sonra senaryoyu verdiğim ikinci kişi Warren Beatty'ydi. Bill rolünü, onu düşünerek yazmıştım. Bir süre Beatty ciddi ciddi düşündü de rol almayı. Bir gün bana 'Bir soru soracağım Quentin, ama alınma,' dedi. 'Merak ediyorum, biri sana bu film her bir dövüş sahnesi bir öncekinden daha iyi olan bir dövüş filminden başka ne ki? diye soracak olsa ne cevap verirsin?' Ben de şöyle cevap verdim:
'Warren, bu söylediğin bir dövüş filminin en iyi tanımı. İçindeki her bir dövüş bir öncekinden daha iyi olan bir kung fu filmi. İşte ben de tam bunu yapmaya çalışıyorum. Becerebilirsem de çok mutlu olacağım."
Radikalden bi alıntı.
İşte bunu anlatmaya çalışıyodum ben de...
printerson wrote:
Strier wrote:
Geçnlerde Tarantino bir söyleşide " Düşündüm ve çok uğraştım; en iyi filmimi yapmaya çalıştım, yeteneğimi nasıl qaşabilirim, ben en iyi ne yapabilirim " sorusunun cevabı için Kill Bill'i çektim diyor ve EFSANE bir filmle batmaz ama bu yaklaşımla hakikaten batabilir. Tarantino bu sefer kötü! Filmi önceden biraz beğenmiştim ama dün bir daha seyrettim ; bir kere daha seyretmek istemiyorum'! Estetikse , şiddetse, alaycılıksa, eleştiriyse her neyse sonuçta her anlamda ve türde herşeyi gördük sinemada. Artık ne anlattığınız giderek daha az önem kazanmaya başlıyor; nasıl anlattığınız öne çıkıyor. Tarantino 'da oraya buraya öykünürken, özenirken, oradan buradan alırken bu sefer gittikçe batıyor...iste ben bunu sevmiyorum... herkes begenmek zorunda degil, herkes güzel demek zorunda da degil ama bir sey söylerken gerekçelendirmek zorunda... pekiyi ben strierin söylediklerinden ne anlamaliyim? strier benim göremedigim bir seyi görüyor ve ben bunun ne oldugunu anlamiyorum mu demeliyim? eywallah o zaman...
shattimentonun karsi çikisinda anlamli bir temel var ve tartisiyoruz ama bu "ben begenmedim, o zaman olmamis" tarzindan hiç hoslanmiyorum... hiç degilse "söyle bir beklentim vardi, o beklentim karsiligini bulmadi" gibi bir sey bekliyorum...
Muaddib'in yazısı paralelinde birşeyler söylemeye çalıştım. Alıntı yapmadığım için hata bende. Elbette ben beğenmedim olmamış gibi bir yaklaşım olamaz . Benimde öyle bir niyetim yoktu zaten.
bence mükemmel bir film kill bill... Sinemanın yerleşmiş klişeleriyle geçtiği dalga, kamera ve müziğin inanılmaz uyumu, şiddet içerikli sahnelerde gerek müzik, gerek kamera açıları ve diğer çevresel etmenlerle olayı dengeleyip, başka bir filmde gözümüzü kapatacağımız, tiksineceğimiz sahneleri bize pamuk şeker yer gibi izletmesi inanılmaz geliyor bana. filmdeki öğelerin kimi zaman kovboy filmlerindeki kahramanlar olup bizi gazlarken, bazen de mangalarda rastlanılan öğrenci formalı dövüşçü kız şeklinde karşımıza çıkması. tarantino'nun yine yapacağını yapıp, O'Ren İshii'nin olduğu sahnelerde O'nu başroldeki kahramandan daha çok sevmemizi sağlaması filmi süsleyen etmenler. Video klip tekniğini bile bazı sahnelerde kullanıp, bazılarına "ayarı vermesi" çok güzel bence. En inanılmazı da bu kadar basit bir filmi, bu kadar basit ve bu kadar derin hale getirmeyi nasıl başarmış tarantino hayret!
Bir psikopatın günlüğü
22 Ocak Perşembe
Yav günlük bu tarantino manyak bir eleman.Bugün kill bill diye bir film çekmiş onu izledim.O ne estetikti o ne güzel kan akışıydı öyle..Allah seni inandırsın içim bir hoş oldu önüme geleni doğramak istedim...sinemadan eve doğru gelirken yol köşesinde on yaşında bir çocuk vardı..Tokyo gezisinden hatıra okawai kılıcımla kestim çocuğun başını oracıkta...iyi de kan akmadı şaşırdım kaldım vallahi..en yakın zamanda amerikaya gidip bulmalıyım tarantinoyu...şu işin sırrını öğrenmem lazım...
sermest wrote:
Bir psikopatın günlüğü22 Ocak Perşembe
Yav günlük bu tarantino manyak bir eleman.Bugün kill bill diye bir film çekmiş onu izledim.O ne estetikti o ne güzel kan akışıydı öyle..Allah seni inandırsın içim bir hoş oldu önüme geleni doğramak istedim...sinemadan eve doğru gelirken yol köşesinde on yaşında bir çocuk vardı..Tokyo gezisinden hatıra okawai kılıcımla kestim çocuğun başını oracıkta...iyi de kan akmadı şaşırdım kaldım vallahi..en yakın zamanda amerikaya gidip bulmalıyım tarantinoyu...şu işin sırrını öğrenmem lazım...
!!!!!!?????!!!!?.....!
Reality is that which, when you stop believing in it, doesn't go away.
Kill Bill'i izledim.Çok beğendim. Bu kadar bekledikten sonra izlediğim şey tam bir Tarantino şaheseriydi ve beni çok tatmin etti. Herkesin her filmi
beğenmesinin mümkün olmadığını biliyorum. Bu sebeple filmi neden beğendiğimle ilgili bir şeyler yazarak, beğenmeyenler için ufak bir empati olanağı vermek istiyorum. Tarantino'nun filmlerini ve tarzını düşündüğümde aklıma belli başlı anahtar cümleler geliyor:
Tarantino'nun,
özgün kurgusu ve anlatımı,
amerikan pop kültürüne olan hayranlığı,
film türleriyle oynayan ve onlarla kafa bulan tarzı,
yoğun diyalogları,
şiddeti sinemalaştırması,
ve aksiyon sevdası.
İşte Tarantino. Bir video dükkanındaki filmlerle oluşturduğu alt yapıyı düşününce olabilecek en iyi çeşni. BU adam aksiyon filmlerini seviyor. Çizgi film anlatımını da sevdiğini düşünüyorum. Her ne kadar Rezervuar Köpekleri'nde ve Pulp Fiction'da şiddetin çok gerçekçi ve şok edici sunulduğunu söylesek de fiktif bir yaklaşımın olduğu ortada. Herşey çok abartılı. Hatta Tarantino'nun bu karikatürize yaklaşıma olan hayranlığını Roberto Rodriguez'in From Dusk Till Dawn'ında ve Desperado'da rol almasından da anlayabileceğimizi düşünüyorum.
İkisi kategorik olarak birbirlerine çok uyuyorlar. Ancak Tarantino'nun
hikayeleri ve anlatımı çok daha iyi. Gelelim Kill Bill'e. Adam yıllarca bir
sürü samuray filmi seyretmiş. Belli ki anime geleneğinden de çok etkilenmiş. Ama yine de bir Amerikalı. Bunları nasıl harmanlarım diye düşünmüş. Ortaya Kill Bill çıkmış. kurgusu, hikayesi, karakterleri, müzik seçimi. Bu kez Japon filmlerinin şiddet ve dövüş anlayışı üzerinden bir tür filmi yapmaya çalışmış. Bu nedenle bir kadının bilmem kaç tane kişi ile kanlı bir dövüşe girmesi anlaşılır oluyor. Üstelik 70'lerin ucuz ninja filmlerindeki amatör duruşu bu filme oldukça stilize yansıtması ve diğer yandan da inceden alay etmesi Tarantino'ya has bir yetenek. Kötü karakterler de en az iyi kadar cazip, karizmatik ve klas duruyor. David Carradine'ın bu filmde oynuyor olması bile Tarantino'nun adamsendeci bir tavırla bu filmi yapmadığının ve uzun bir önçalışma sürecinden sonra bu işe giriştiğinin kanıtı.
Umarım çok karmaşık yazmamışımdır.
kill bill bence en iyi tarantino filmi.burnu havada entellerin önemsemedikleri b-filmlerin aslında ne mene bişi olduunu anlatmaya girişmiş ve altından başarıyla kalkmış.her şeyden öte filmine döşedii nefis ayrıntılar(gelinin ayakkabısının altında "FUCK U"yazar)la unutulmaz bi seyir zevki vadeden kill bill,sadece yaptığı alıntıları filme koymakla yetinmeyen,her alıntının içerdii klişeler üzerine uzun uzadıya düşünüldüünü hissettiren ve "tarantinoyu tarantino yapan ne?" sorusunun cevabını doyuducu bi biçimde veren bi başyapıt.
You need to log in to post a reply.