Özcan Deniz
Locked72 replies · 1,237 views
Shattimento;
O arastirma basinda yer aldiysa ben gözden kacirmisim. Bir sekilde ulasmama yardimci olabilirsen sevinirim, benim için önemli.
Ve tartismayi genisletmenden dolayi da mutlu oldum. Oradan devam edeyim.
Senin degindigin noktalara katiliyorum. Hakim bir arabesk kültür mevcut ve mazluma destek hali de sürekli tekerrür ediyor. Cevat Kelle de deginmis, toplumun ekonomik olarak yüksek siniflari, bu adamlarda kendilerinden bir seyler buluyor ve yükselmelerine izin veriyor. Ancak Özcan Deniz vakasinda irdelenmesi gereken farkli bir sey var. Asmali Konak'tan önce Asmali Konak'tan sonra durumu...
Önceki hali, yüksek kesim tarafindan ilgilenilmeyen, kiro, genç jenerasyon bir arabeskçi modeliydi. Ancak su an gelinen noktada baska bir Özcan Deniz'i buluyoruz. Giyim kusamiyla, saç biçimiyle, tavirlariyla Istanbul'un Nisantasi, Levent, Maslak, Etiler civarinda yasayan ya da çalisan kadinlarinin istedigi erkek modeliyle karsi karsiyayiz. Yalniz bu erkek modelinde bir gariplik var. Imaj tamamen Batili, içerikse son derece cool, dogulu, maço... Söyledigi sarkilar ayni, dizide ve filmlerde canlandirdigi karakterler son derece otoriter. Firuze'de canlandirdigi ve yerin dibine soktugu sarkici ise, eski kiro hali. Yani diyor ki; "ben aslinda simdiki gibiydim, lanet olsun piyasa kosullari beni o hale getirdi". Yani diyor ki; Prestij Müzik'teyken bana hayran olan yüzbinlerce insani, sonunda gelmek istedigim nokta için kandirdim. Ancak tekrar belirtiyorum ki; imaj disinda degisen hiç bir sey yok. Arabeskçi hayranlariyla, sosyetik, botokslu hayranlari bu adamdan ayni seyi istiyorlar. Fallik bir idol. Hani bu memleketin feministleri. Özcan Deniz'in sert bakislari, biçimli omuzlari önünde eriyip biten, Istanbul'un sosyetik kokoslarina neden tavir koymuyor feminist cemiyetler.
Çünkü hepsi ayni... Iste bu yüzden Istanbul bir metropol olamiyor. Global köy hikayesi aynen bu. 15 milyonluk Istanbul'da 1000 farkli insan kategorisi bulamiyoruz (kültürel ve sosyal begeniler, trendler, bakis acilari vb). 15 milyon ayni insan. Ve utanip sikilmadan, Özcan Deniz'in oyunculugu konusunda nesnel elestiriler bekleniyor. Ulan siz yarattiniz, hem de neden? Seksüel beklentilerinizin modeli olarak birini göstermek için. Bu adami ve oynadigi filmi adam yerine mi koymak gerekiyor? Yoksa bu adami bu noktaya getiren sözüm ona Türkiye Burjuvazisini, Avrupa'daki ekonomik denkleriyle ayni kefeye mi koymak gerekiyor?
Demek ki neymis? Gerçek bir burjuvazi için, plazalarda çalisip, Metro Citylerde alis veris edip, aksam Club 19'da eglenmek yetmiyormus. Estetik begenilerde de bir farklilasma gerekiyormus.
Simdi anlasiliyor mu Amerika'da master yapmanin, bayramda Prag'da alisveris etmenin, multinational bir sirkette höttürü zöttürü directori olmanin önemi. Disarda ezilip gelirsen, burayi siradan insanlara zehir edersin.
Baudrillard'in transeksüel toplumdan kasti budur. Ne öyle olabilmis, ne böyle olabilmis, sonuç olarak da bir senteze degil, sosyal ucubelige gitmis, üniversite siralarinda okuyan gençlere de Özcan Deniz gibilere yaptigi makyajla, içinde bulundugu ucube yasamin propagandasini yaparak bu igrencligin içine çeken bir sosyal harita içindeyiz.
Sinefiller niçin sinemasalonlarina kaçip soluk aldiklarindan bahsediyorlar bu forumda? Bu kirlilikten kendilerini arindiran sanat dali olarak sinemaya sarildiklar için. Ve ben geriye kalan son kalelerden biri olan sinema salonlarindaki Özcan Deniz isgaline sesimi çikarmayacagim. Yok öyle sey.
pek hizimi alamiyorum bu tartismada kusuruma bakmayin. ama bir seyi eklemeden geçemeyecegim. bu forumdaki Ahmet Cemal'den ders almis sansli kisilerden biriyim. Onun bir sözünün altini çizmeden geçemeyecegim.
"Bu ülkenin okuyan kadar yazan insana ihtiyaci var".
Bu başlığın böyle bir patlamaya ihtiyacı vardı tamamen ikna oldum yazına şu an ekleyecek bir şey bulamadım, Ben sadece bu konunun benim midemi ne kadar bulandırdığını belirtmek istemiştim, yalnız benden de asmalı konağı izleyenlere, medyaya (çaycısına kadar), özcan denize, neredesin firuzeyi izlediğim için kendime ve dünyanın pisliği türk insanına bir fuck off!!!
Gerçekten nefretimi şu dünyaya nasıl kusacağımı bilemiyorum...
caggins wrote:
Bu başlığın böyle bir patlamaya ihtiyacı vardı tamamen ikna oldum yazına şu an ekleyecek bir şey bulamadım, Ben sadece bu konunun benim midemi ne kadar bulandırdığını belirtmek istemiştim, yalnız benden de asmalı konağı izleyenlere, medyaya (çaycısına kadar), özcan denize, neredesin firuzeyi izlediğim için kendime ve dünyanın pisliği türk insanına bir fuck off!!!Gerçekten nefretimi şu dünyaya nasıl kusacağımı bilemiyorum...
ohh yea baba,bir fuck off da benden sana oh yeaaahhh!!!
bu nedir arkadaşım?bu nasıl bir sinema sevgisidir,bu ne şiddet bu celal,gözlerimi yaşarttın helal olsun sana...
Martin Mystere wrote:
sermestcim yanlis anlayacak bir sey yok... "sunu soylemen yeterlidir bence: "hakan peker tartismasinda bu konun tartismaya gerek olmayacagini dusunurek karsi ciktim. ama ikna oldum."
hayır,bu bir ikna olma meselesi değil martinciğim...
mesajın içinde diyorum ki:özcan denize ve günümüz koşullarına bağlı kalmaksızın popüler sinema oyunculuğunu inceleyeceksek kıyasıya tartışalım...
hakan peker meselesinde hala inatla savunuyorum körler sağırlar birbirini ağırlamış o topicte...
üstteki mesaja küçük bir ekleme...
eğer meseleyi buraya aktarırken sadece bir tek modelden(yani özcan denizden)beslenirsek tıkanırız gibime geliyor.altmışlardan itibaren önümüze sunulan oyuncu tiplerine göz gezdirmek bence çok gerekli ve yararlı...
örneğin yetmişlerin başında ses dergisinde birincilik kazanarak sinemaya geçen,bir dönemin yakışıklı popüler çocuğu Tarık Akan,seksen darbesinden sonra nasıl bir değişime girdi?niye girdi?
salon komedilerinden siyasi içerikli yapıtlara onu yönelten açılımlar nelerdi?
yani toplumun gidişatı her zaman tek model yaratmıyor...ülkemizde yaşananlar birbirinden farklı örneklemelere de yol açıyor...
Bence neleri tartışacağımızı konuşmaktan ziyade tartışmaya başlayın,ucu nereye giderse bence sorun diil.
Printerson,
Araştırma ile ilgil haberi bulabildim, araştırmanın kendisini bulamadım.
Budur;
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=105958&tarih=12/02/2004
burada asil mesele bir oyunculuk meselesi degil.. bir icon meselesi.. neyin neden icon oldugu ve iconlarin iclerinin neyle dolduruldugu, kimlerin o icondan ne anladigi meselesidir. alelade bir oyunculuk tartismasinda ozcan denizi cok da muhatap kabul edecegimi sanmiyorum.
neyse... soylemis olayim dedim..
sana okuman icin nurdan gulbilek'in iki kitabini tavsiye etmek istiyorum (aslinda okumamis olan herkese):
vitrinde yasamak
kotu cocuk turk
80ler ve 90lar kulturel iklimlerini anlamak acisindan oldukca guzel..
elbette can kozanoglu ustadin "cilali imaj devri" ve "pop cagi atesi" kitaplarini okumamis olmanin ciddi bir kayip oldugunu soylememe bile gerek yoktur.. hele hele bunlarin ardindan "yeni sehir notlari" kitabinin tadindan yenmez..
tamam sermest sen söylediklerinin arkasindasin ve haklisin... onu baska bir topic açip tartisalim.
daha buradan yürüyecek çok yol var...
neden böyle oldu, nasil böyle oldu?
bunlari bile bile, göre göre nasil dahil oluyoruz? istemedigimiz yerlerde kalmaya nasil mecbur oluyoruz. ve akabinde neler yapmak gerek?
Bir katkı da ben yapayım dedim.
Özcan deniz "öyleyken" neden kimse eleştirmiyordu da şimdi eski kendini anormalleştirip abartarak, eleştiriyor? Daha önce neden olmuyordu.
Bir sonraki sorum şu. Bunu neden özcan deniz yapıyor? O yapınca popüler oluyor çünkü... iyi bakın kitleyi yönlendiren hala o!
Popüler katılımı sağlayamayan hiç bir düşünce siyasal başarı kazanamaz...
Burada siyasal başarı derken söylemek istediğimi daha geniş bir bağlamda değerlendirin lütfen.
Daha önemli bir nokta özcan denizin söylediği şarkılarda hiçbirşey değişmiyor. Sorun sanırım şu. Eski kitlesi onu hala dinliyor. Fakat şimdi o kitleden olmayanları da bir "trik" ile kendi MÜŞTERİSİ yapmış durumda. Fakat yine aynı şarkıları söylüyor. Garip??
Ayrıca şu tartışmayalım konusunda da birşeyler söylemek istiyorum. Popüler kültür "yaşayan insanların" hayatının çok büyük bir bölümünü kapsıyor. Bunu tartışmamak o insanların hayatının büyük bir bölümünü tartışmamak demek. Ve tartışmak istemeyen kişilerin hayatının büyük bir bölümü de bu insanların yönlendirdiği bir yaşam tarafından sınırlanıyor. öyleyse bu önemli bence.
Bu tartışmayalım tavrının adını koyayım: "terepatik retorik". Nedir bu diyenlere Buyrun işte adını koydum:
Terapatik retorik, vatandaşları, kişisel sorunlarını kendi bireysel davranışlarını değiştirerek çözmeye iter. Kendi kişisel sorunlarının sistemik sorunlardan kaynaklandığını gizler.
Daha tehlikelisi Terapatik retorik toplumsal sorunlara yok demez fakat, bireylerin bu yaşadıkları sorunları halletmekte kendilerinin sorumlu olduklarını ve sistemin içinde halletmelerini söyler.
Siyasal veya kültürel gerginlik ya da memnuniyetsizliğin sonucunda isyan olasıdır ama terapatik söylem direnişi bir "rahatsızlığa" çevirir sorumlu tutmayı ve çözüm üretme sorumluluğunu kişilerin özel alanları ile sınırlar.
örneğin, dallas izleyicilerine sormuşlar burada bir feminist eleştiri yapar mısınız diye, amaaan ne yapıcam sonuçta saçma lafını etmeye değmez birşey demişler. Ayrıca savunma olarak da izlemezsin olur biter. Demişler.
İşte bu en temelde bir tüketici davranışıdır. Satın almazsın böylece serbest piyasada satılmayan mal kendiliğinden tükenir. Fakat bunun sonuçta bir tüketici davranışı olduğunun farkına varırsak ne denli sakat bir mantık olduğunu görürüz.
Ben böyle düşündüm.
Shattimento çok tesekkür ederim. Umarim herkes girip bakmistir radikaldeki arastirmaya... buyuz iste, bu kadariz...
dün öylesine düşünürken ikisinin de ne kadar birbirine benzediğini farkettim...
farklı yolların farklı adamları ama hayat hep aynı davranmış onlara...
tayyip erdoğan ve özcan denizden bahsediyorum...
biri siyasete bir diğeri müzik piyasasına girdiği zaman "değerli" bir büyükten destek almışlar.(necmettin erbakan,hilmi topaloğlu)
ikisi de bu ilk hamlelerini gerçekleştirdiklerinde destek aldıkları insanlar kariyerlerinin zirvesindeler.(erbakan parti başkanı-başbakan olmak üzere,hilmi topaloğlu müzik şirketi sahibi)
ikisi de kendilerine destek veren değerli büyüklerine isyan etmişler.(özcan denizin prestij müzikten ayrılışı,erdoğanın abdullah gül destekli fp'yi ele geçirme çabası)
ikisi de bu isyanı başlattığı andan itibaren yükselmeye başlamış aynı anda da değerli büyükleri inişe geçmiştir.(erbakana verilen hapis cezası-siyasetten kopuş,hilmi topaloğlunun yalnız-parasız ölümü)
ikisi de sadece toplumun belirli bir kesiminin ilgisini ve sevgisini görürken "bir anda" bir mucize gerçekleşmiş ve ikisi de halkın sevgisini kazanmıştır.
ikisi de son zamanlarda sıklıkla geçmişteki kimliklerinin yanlış ve farklı olduğunu bugün doğru yolda olduklarını dile getirmektedirler.(erdoğanın ben geliştim açıklaması.yine erdoğanın bir gazeteye verdiği beyanat:geçmişte dini istismar ettik...özcan denizin geçmişteki adam ben değildim demesi,arabesk kültürden -hani şu yıllarca beslendiği kültür- yana sızlanması)
ikisi de toplumun el üstünde tuttuğu adamlardır.(eskiden değildi)
son maddeyi biraz genişletelim.elit diye nitelendirebileceğimiz kesimin ön saf tuttuğu toplumun büyük bir kısmı,özcan denize eskiden kro,arabeskçi."köylü" demekteydi.aynı kesim erdoğanı şeriatçı,rejim düşmanı olarak görmekteydi.şimdi ise o muhteşem toplum sayın hatta çok büyük sayın erdoğanı kahraman,kıbrıs fatihi,laik,cumhuriyetçi olarak görürken özcan denizi de karizmatik,maço,müthiş oyuncu,harika yetenek olarak görmektedir...
Seni çok seviyorum Türkiye...
ya ne lafı dönüp dolaştırıyorsunuz bu olayın felsefesi falan yok özcan deniz embesilini seven kişiler topluluğu, yine özcan deniz gibi embesil olan insanlar topluluğu e Türkiye'dede bir sürü embesil olduğuna göre gayet normaldir abiler son olarak herkesin demeye çalışıpta demediği şeyi söylüyorum tıpkı edward norton'un 25. saat filminde ayna karşısında yaptığı gibi ................
FUCK YOU ÖZCAN DENİZ
sadece bu söyleyecegim için bile nereye sükür etmek gerekiyorsa oraya sükür ediyorum: Aynaya bakip Fuck You demiyorum ulan... Aynada gördügüm uyumlanmamis insanla gurur duyuyorum...
Ve eger aynaya bakip Fuck You diyen insanlar, bunu kabul edip ayni yasamlarina devam ediyorlarsa onlara da en aga babasina da FUCK YOU çekiyorum. Var mi dahasi?
Ayrica sermest, kurban kesme sirasi bana geldi sanirim. Son mesajinin altina imzami koyarim.
This topic is locked, no new replies can be added.