Özcan Deniz
Locked72 replies · 1,237 views
Martin Mystere wrote:
ne oldu simdi.. iki tane sacma sapan mesaj yuzunden sinefilin en onemli yazarlarinin gardi mi dustu.. kumdan kaleler miydik yoksa?
...
ayrica soyle icten bir "siktir cekmek" yerine "fuck you mak yu" diyenlerin "temiz" kalmalari da beni baya bir ilgilendirdi. sinefil olmak filmler hakkinda malumat yiginlari arasinda kaybolmak degildir. anlamak, anlamaya calismak aslolan.. hayati anlamaya calismak... bu hayatta maalesef ozcan deniz ve emrah var ve ben anlamaya calisiyorum.
özellikle o son paragraf yok mu?
tam yüreğimin ortasındaki ateş işte...
imzamı atarım,hatta kazırım helal olsun...
ben anlamıyorum kardeşim. adamlar "ben oldum" zannederek tartışmayı bok etmekten hiç bir rahatsızlık duymuyorlar. kaç zamandır kavramsal bir tartışma yapabilmek konusunda kastırıyoruz kendimizi, bi yerden yakalıyoruz olacak galiba derken dangalağın biri araya girip ne haddineyse bunları tartışmamamızı emrediyor. zira kendisi "olmuş" olduğu için sinefilde böyle topicler görmekten rahatsız oluyormuş. bu ne cüret anlamıyorum. neden hep iki gram fazla koymaya kalkınca birileri hemen salak salak konuşup insanı yazdığına yazacağına pişman ediyo. buyursunlar yazsınlar bakalım. merakla bekliyorum "olmuş" arkadaşlar neler konuşacak diye. gerçi büyük ihtimalle onlar konuşmadan hallediyorlardır her işlerini. biz zavallı aptallar maalesef bunları konuşmaya ihtiyaç duyuyoruz. buyursunlar efendim üst insanları bekliyoruz...
bi süredir takip etmemiştim topiği çok garip noktalara gelmiş. özcan denizdi diğerleriydi salaklar ve takipçileri diye nitelenmiş. benim bilmediğim bişeyler mi var,özcan deniz vs. takip ettiğim insanlar değil ama, bütün dünyada popüler olanla olmayan arasında tabii ki bi fark vardır ama bu salaklık mıdır yani. veya bu ayrımın ortadan kalkmasını mı istiyoruz yani, bütün insanlardan akıllı olup kendi takıntılarımızı sevmelerini mi bekliyoruz. bunlar çok ters geldi bana. pek de toparlayamadım ama neyse.
Arkadaşlar sistem içinde tutmak istemediği uzuvları kendiliğinden eler diyerek ben istediğim noktadan tartışmaya giriyorun,aramızda biraz heyecanlı,sert tepkili arkadaşlarımız var ama iddia ettiklerinin aksine gerçekten olunca rahatça bir konuyu tartışmayı da öğreneceklerdir.
Şimdi,malum tartışmayı Özcan deniz'den açtık,onun her sınıfın beğenilen erkeği durumuna getiren Asmalı Konak Dizisinden başlayalım.
Nedir dizi,iç anadolulu zengin bir aile(ama aynı zamanda özünden,yaşadığı yerden kopmamış,toprağına bağlı)
ataerkil bir aile(aslında anaerkil bkz. Sümbül Hanım)
modern (aynı zamanda törelerine bağlı)
formel değil informel insan ilişkilerinin olduğu ,çocuklarını şehirdışı-yurtdışı vs. okutan (yani sonuçta birçok zıt öğeyi içerisinde barındıran bir aile.
Özcan Deniz'e gelirsek;
Maço(aynı zamanda duygusal)
Taşralı(aynı zamanda kültürlü-iyi okullarda okumuş)
Bir şirkette(bu şirketin kendisinin olması birşeyi değiştirmez) en top pozisyonda ve bir erk sahibi(bu da Nişantaşılı bayanların en çok istediğinden)
Yakışıklı(tartışılır ama ülkemin zevklerine uyduğu su götürmez)
Ve en önemlisi Özcan Deniz'i Özcan Deniz yapan ve inssanlara eski Özcan Deniz'i hatırlatan SESİ yok,yerine oldukça karizmatik,şehirli bir diksiyon ve ses tonu...
Böyleceee (gerçi sanırım dizi ve Özcan'ın özellikleri ile ilgili unuttuğum birçok şey var ama) Türkiye'de yaşayan her insanın prim verdiği değerlerin toplamının yer aldığı bir dizi ve kişilik.
Herkesi yakalayabilmek için bir yem atılmış.ve bence mevcut durumdan söz edersek oldukça mantıklı,başarılı bir strateji.(hedefine de ulaştı bkz.izlenme oranları)
Şimdi buradan şöyle bir popüler kültür çözümlemesine gelebiliriz diye düşünüyorum.
Farklı sınıflardan izleyici kitlesi olan ve bu farklı sınıfların her birine hitap ederek, onların beğenisini toplayan dizinin özelliği, popüler kültür kuramlarından Gramsci’nin farklı sınıflara ait özelliklerin bir pazarlık alanında sunulması yani, farklı sınıfları karşı karşıya getirerek onları çatıştırmak yerine, aralarında uzlaşım alanı sağlanmasını içeren yaklaşımını çıkış noktası olarak alıyor diyebiliriz bu durumda.
Diyeceksiniz ki senaryo yazarının bu kadar teorik düşünmesi mümkün değil,evet bu kelimelerle düşünmesi mümkün değil ama çıkış noktası -herkesin düşünebileceği kadar basit farklı olanların biraraya getirilmesi-
Bu durumda bu forumda bazı arkadaşlarımızın bahsettiği gibi popüler kültüre tamamen halkın kültürel deformasyonu olarak bakmak, ya da tamamen evet biz buyuz demek bana göre yanlış ve çok kesin çizgileri olan yorumlar.
Popüler kültürü, karşıt baskılar ve eğilimler tarafından biçimlenen “güç alanı” ilişkileri olarak nitelendirmek daha doğru gibi görünüyor.
Bunun anlamı karşıt sınıflar arasında ortak bir alanın yaratılmasıdır ki günümüz insanının hoşuna giden ve herkesin kendisini bulduğu durumlar da bu doğrultuda gerçekleşiyor(Asmalı Konak) gibi.
Burada tüm karşıt unsurlar ve bunların bir şekilde dengelendiği gösteriliyor.Çünkü her kesimden insana kendilerini özdeşleştirecekleri karakterleri ve bu karakterlerin ait olduğu sınıfları bir uzlaşım alanı içinde sunuyor.Taşrada geçen bir filmin Amerika'da başlaması hangi kitleyi hedefliyor olabilir ki.Bu nedenle Seymen ağa ne modern ne de gelenekseldir, o her ikisinden de bazı özellikler taşıyor. Birden fazla modelin çakışması sonucunda ortaya çıkıyor. Kadınlarla erkekler arasındaki güç mücadelesi ve kadınların bu mücadelede daha zayıf konumda olması durumu, dizide erkek egemen yapının Sümbül hanım tiplemesiyle, kadınların egemen ya da söz sahibi olduğuna yakın bir kurgulayış ile; işverenle çalışan arasındaki mücadele işverenle çalışanın (Seymen ağa ve ailesi ile ev çalışanlarının) dost şeklinde sunulması ile; kültürel seviyesi yüksek olan kesimle, düşük olan kesim arasındaki güç mücadelesi ise aralarında yakınlık, kültürel seviyesi düşük olanın (Kahya’nın) zekiliği, sorunlara akılcı çözümler getirmesi ve hatta bunlardan bir kısmının kültürel seviyesi yüksek olanla duygusal ilişki yaşaması (Ali bey ile Piraye hanım aşkı ) ile dengelemeye çalışılmış.
çok yoruldum ben burada bırakayım,bir ara özcan denize de geleceğim buradan:)
bir kaç noktayı belitmek istiyorum.
kişisel sorunlarımızın hepsi aslında bir takım toplumsal sorunlarla ilişkilidir. yani toplumsal sorunların izini sürüp tanımlamadan bunları çözmek aynı zamanda bizim kişisel sorunlarımızın da çözümü olacaktır. bir fuck you çekip bütün bu gerçekleri hiç bir yere üfüremezsiniz. çünkü insan toplumsal bir varlıktır. hatta açın bakın en mahrem yeriniz olan çükünüzü, o bile toplumsallaşmadan nasibini almış düğün alaylarıyla ucundan accık alınıp pilav yapılmıştır. yani diyeceğim şu ki hiç bir insan ada değildir ve olamaz. içinde yaşadığı toplumun gerçekleriyle yüzleşmek zorundadır. bunu hatırlamak için en azından her çişinizi yapışınızda önünüzdekine bakmanız bile yeterli olacaktır. bunu yapmak zorundadır çünkü insan ancak bu şekilde kayda değer bir eleştiride bulunma hakkına sahip olabilir. fuck you demek davranışsal bir karşı çıkışı bile ifade etmeyen anlamsız bir tutumdan ileriye gidemez. gerçekten türkiyedeki sosyo-kültürel yapıyla sorunları olan insanlar bunu her şeyde olduğu gibi farkına varmak tutum geliştirmek ve bu tutuma uygun davranışları ortaya koymak suretiyle açığa çıkarmak durumundadırlar. sorunların farkına varıp da tutm belirleyen ama bunu değiştirmeye yönelik davranışlarda bulunmayanlar cehennemde en çok yanacak olanlardır.(mecazi olarak)
neyin tartışıldığı değil nasıl tartışlıldığı önemlidir diye yazılmış olmasına rağmen hala konunun özünü anlayamayanlar olduğunu görmek üzücü. birilerinin aynanın karşısında ya da tek başına fuck you demesinden ziyade ortak bir tutum ve hatta ilerisinde ortak bir davranış oluşturmak konusunda bir takım beyin cimnastikleri yapmaktayken bundan neden birilerinin rahatsızlık duymuş olduğunu anlamak güç. bu durum bence bu kişilerin her ne kadar "ben oldum" deseler bile ciddi bir kategorizasyon sorunu yaşadıklarını gösteriyor. yaşadığı toplumdaki bir takım olguları anlamlandırıp kategorize edebilen bireyler aynı zamanda doğru, verimli ve anlamlı bir tartışma ortamını sağlayan insan kaynağıdır. bununla birlikte konuyu absürd örneklerle sulandırarak ya da kendisini bunları halletmiş bir insan yerine koyarak tartışmada saf tutmak ise bir zeka seviyesi düşüklüğüne işaret etmektedir. karşılaştırma yapmak gerekirse ilkokul 2. sınıfa giden yeğenimle yaptığımız sohbetlerde kendisinin de benzer durumlarda bu insanlarla benzer bir davranış repertuarına sahip olduğunu gözlemliyorum. ancak bu arkadaşlar üzülmesinler çünkü zeka eşşek kadar adam olunduktan sonra bile belirli egzersizlerle bir seviyeye kadar geliştirilebilir bir şey. en azından 12 ila 13 yaş seviyelerine kadar çıkarılabilir. bu seviye ise oldukça sınırlı da olsa bir takım kategorizasyonlar ve kavramsal tartışmalar için yeterlidir.
bir diğer nokta ise tartışma içerisinde adı geçen turist kavramına ilişkin. bilindiği gibi turistler gittikleri ülkelerin sosyal, kültürel ve ekonomik yapılarını hiç sorup soruşturmaz aksine bu tip sorular ve sorunların uzağında kalmaya çaba sarpederler. aksi takdirde tatilleri bir takım vicdan muhasebeleri içinde zehir olur gider. aynı şekilde bu ülkenin çok büyük bir çoğunluğunun ekonomik durum ve eğitim seviyesi farketmeksizin yaşamlarının çok önemli bir kısmına soktukları bir takım ikonlar veya olgular tartışılırkan bu tartışmalardan rahatsızlık duyan insanın da uzun yıllardır tatilde olan bir turist olduğu gerçeğini anlamak hiç de zor değildir. umarım tatiliniz kısa sürer arkadaşlar.
ya burda ne manyak adamlar var bayılıyorum bu adamlara bir "fuck you "
dedik kıyamet koptu size ne kardeşim istediğim adama istediğim şekilde küfür ederim bu arada sevgili "rai" denen arkadaş zeka seviyesi ile ilgili bi şey söylemiş fakat kendisi espri amaçlı şöylenmiş bir lafı anlamıcak kadar saf birisiki cümleye anti parantez açma gereği duymuş ulvi bilgilerini benle payşaltığın için açıkçası çok mutlu oldum ...ilkokul 2. sınıfa giden yeğeninede benden selam söyle......
SON NOT:bugün tarkovsky'in" the mirror"isimli filmi var. cnbce saat:22.00 kaçırmayın.
sinemanyak wrote:
ya burda ne manyak adamlar var bayılıyorum bu adamlara bir "fuck you "
dedik kıyamet koptu size ne kardeşim istediğim adama istediğim şekilde küfür ederim
ama canim kardesim evde tek basina degilsin ki.. ulkenin en cok "okunan" sinema mecralarindan birine gorus bildiriyorsun. forumlara yazmak topluluga konusmaktir. kaldiki burada mesele "kufur" meselesi degil. icini doldurmak meselesi.
neyse.. artik olan oldu. yillardir sinefil'de ilk kez bu "bicimde" bir tartisma yasaniyor hatirladigim kadariyla o da ayri bir sey..
bence bu topic cok iyi oldu.. sinefil'in tartisma bicimlerinin bir envanterini cikariyoruz bir yandan..
bazen birilerine o kadar çok kızıyorum ki...
ellerindeki gücün,güzelliğin kıymetine varamıyorlar...
şu an türkiyede sinemaya yönelik elle tutulur tek tartışma alanı sinefildir...
yok mudur akranları özdeşleri?vardır ama gidin bir bakın...
aradaki farkı çok net bir şekilde göreceksiniz...
peki başka bir soru sorayım...
sinefil özel bir alan mı?üyelik kısıtlaması var mı?yeni-eski ayrımı yapıyor mu?
kocaman bir Hayır...
bilmem anlatabildim mi...
himmm birisi bu tartima cok güzel oldu tartışma adabını görüyoruz demiş gercekten de görüouz gayet ateşli bir tartışma:))
bu tartışmanın ateşli olmasından dolayı kişisel olarak mutluyum ama bir şeyi belirtmeden de gecmek istemiorum.ewet burası sinefil in bir forumu herkes ortak bir şekilde tartışıyor ve hepimiz birer sosyal warlığız fakat eninde sonunda birisi kendini nasıl ifade etmek istiyorsa öyle ifade eder.
yani birisi ortak karar,değerlendirme,kavrama,karara varma vb doğrultusunda yol alırken bir diğeride fu.k bilmem ne,diyerek gecebilir olayı.yani bir taraf hayır bunu şu şekilde sölemelisin olaya şu acıdan bakmalısın derse bu gayet saçmadır.haaa bu arada tabi ki genel kabul edilen tartişma kuralları içinde söylüorum bunları çünkü burda ne söylense hemen biri çıkıp şöle de diyebilir.BİRİ:ne yani küfür mü edelim şimdi birbirimize diyebilir.hayır bunu demiyorum!
fakat illa her olaya uygar,o züper bilimsel batı standartlarında bakmak zorunda değiliz diyorum.yani himmm ewet özcan deniz olayına modern,post-modern,toplumsal,kavramsal,göstergebilimsel hebele hübele bize kaktıkları ne warsa işte yukarda yazılan hepsinden de bakabiliriz.bir barbar olarak insanların tepki hakkı wardır,bu hakkı onları uygarlaştırmak isteyen insanlar wermiştir.o zaman bırakın da isteyen olaylara basit? yaklaşma,hatta küfretme hakkına sahip olsun.
ÖZGÜRLÜKSE TAM ÖZGÜRLÜK:))))
açıkçası bu forumda benim asıl amacı anlayan tek
insanın "kafakoparan"olduğunu görüyorum kendisine tüm içtenliğimle katılıyorum. adamın birisi bu foruma dünya üzerinde yaşamaya bile hakkı olmayan halka karşı uyuşturucu bir etkisi olan insan için bir forum açmış çarşaf çarşaf da bu adam hakkında yorumlar yapıyor yok postmodernizm yok sosyolojisi falan bu tür zırvalıklarla lafı dolaştırıp duruyor zaten ö.deniz gibi adamların varolmasının sebebi birilerinin çıkıpda bu adama küfür etmemesinden kaynaklanıyor açıkçası benim için bu adam tek cümleden ibaret. oturupta bu adam için profesör edasıyla makale yazmam o tek cümlenin ne olduğununda daha önce yazmıştın zaten...
Bu konu zaten gereğinden fazla uzadı ve başka yönlere gitti. Burada önemli olanın küfür değil birbirimizi eleştiriş biçimimizle ilgili, tabii ki isteyen istediği konuyla ilgili istediği eleştiriyi getirebilir. İstemeyen de beğenmediği konuyu yok sayabilir, sorun seçilen cümlelerde ve seçilen kelimelerde dikkatli olmaktır. Şu başlığın en az iki sayfası boştur bu tür konularda dikkatli olmadığımız için. Ayrıca bu konuya sosyolojik yaklaşımlar sergilemek kadar doğal bir şey de olamaz, çabaladıkça batmanız bunu görememenizden kaynaklanmaktadır sayın sinemanyak...
"biz evleniyoruz"un reytinglerine katkı yapanlardan biriyim,tüm bbgleri sonuna kadar izleyip oyverdim;arabesk kültürün uzantılarını hep takip ettim ve etmeye devam edicem."aşk"denen büyünün yokoluşu üzerine sert bir program denebilir "biz evleniyoruz"için.2 kişinin bile konuşamadığı bi ülkede 15 kişiyi bi eve doldurup "konuşun,koklaşın" diyen bi yarışmaya şapka çıkarmaktan başka napabilirim.özcan deniz firuze de geçmişine fırlattığı oklarla "rol yaptım" dercesine kendi kimliğine keskin bi değişim getirdiğini söylüyor.bununla "arabesk" kültürün içindede büyük değişimler yaşandığı anlaşılabilir."müslüm gürses" yav ben arabeskçiyim şöyle davranıım demez o ve onun gibiler kendisi gibi davrandığı için "arabeskçi"ortaya çıkmıştır.taze kan özcansa bi kalıba uydurduğu kimliğinin yalandan başka hiçbişey olmadığını ortaya koyar.böylece "gerçek arabeskçi"kavramı ortaya çıkar.onların enteller tarafından olumlanmaya hiç ihtiyacı yoktur.kendi dünyalarına,kırık kalplerine sizi de davet ederler.teklif var ısrar yok misali.kendilerini aşşalayanlara "...imden aşşa kasımpaşa" tadında davranırlar.his sudur,havadır,ekmektir onlar için.
açıkçası bu tartışma çok farklı bir noktaya geldi birileri bu adamları sosyolojik yaklaşımlarla değerlendirip o şekilde eleştirilim görüşünde benimde içinde dahil olduğum bir grup bu adamlara karşı ağzımıza ne gelirse söyleyelim görüşünde sevgili "caggins" senin sosyo psikojik yaklaşımlarını radikal gazetesinin pazar eki yıllardır yapıyor ..henüz eleştirdikleri kişiler üstünde bir etkiye sahip olamadılar "lynch" doğru söylüyor bu noktada bu adamlar için hiç bir şey önemli değil hayatlarına aynen devam edip halkı uyuşturmaya devam ediyorlar ..
Özgürlük meselesi doğru. Herkes istediğini söyleyebilir. Küfür de edebilir. Neden buna karşı çıkılıyor. Bu yanlış. Yanlız gözden kaçırılan bir nokta var ki. Burada karşı çıkılan şeyler unutulmuş. Birincisi, özcan deniz olgusunu tartışmak üzere varolmuş bir topik. Tartışmak istemiyorsanız yazmayınız. Bir konu üzerinde herkes kendi birikimiyle birşeyler söylemek ister. Bunu insanlarla paylaşmak ister. Kendinize istediğiniz özgürlüğü bu kişilere de tanıyın ve bu konu tartışılmaz demeyin. Her ne kadar sizin barbarca yaklaşma özgürlüğünüz varsa ve buna hakaret edilmesinden rahatsız oluyorsanız. Sanırım diğer arkadaşlar da yıllar süren çalışmanın sonunda edindikleri birikimlerine modern postmodern höttürü zöttürü denmesinden alınabilirler. Onlara da özgürlük tanınsın bence. Son olarak özgürlük kısıtlamasının nereden başladığını hatırlatırım. Hiç kimse şu konu tartışılabilir bu konu tartışılamaz dememelidir. Bu yaklaşım forumların oluşmasının mantığına aykırıdır.
Fakat şu açıdan çok memnunum ki. Hala tartışıyoruz. Bu ne kadar da güzel birşey.
Sinemanyak'ın bir kaygısı belki de bu özcan deniz gibi adamların tartışılarak popülerliklerine popülerlik katmış olabilecekleri yönünde. Fakat bir başka yönü daha var konunun eğer tartışılmazsa o zaman da gözümüzü kapatmak olmaz mı bu. İkincisi bakın ciddi yazılan yazıların içeriği tartışılmıyor ve tavrı tartışılıyor neden içeriklerine bir eleştiride bulunmuyorsunuz? İçeriği mi batıyor tavrı mı batıyor? İçeriğine de karşı çıkın ya da yanında olun.
Felsefi yaklaşmak ile yaşamak arasındaki ayrım temel bir kutuplaştırma yanlışı. Ya kitaplara dalmak ya da hayatta yaşamak. İyi ama ikisi birden de olabilir. Bunu da değerlendirmek gerekir.
Saygı gösterilmesini isteyen saygı göstersin, özgürlük isteyen özgürlük versin.
Saçmalıklarını turistlere anlat demek ne kadar özgürlükçü ve saygılı bir tavır bilmiyorum.
Rahatsız olduğunuz biçimde bir tartışma adabı sizi rahatsız ediyorsa bence insanın yeterli cesareti toplayıp şöyle bir kendisini değerlendirmesi de gerekir bundan neden rahatsız oluyorum diye.
Özcan denizden çok kendi arkadaşlarınıza vurdunuz farkında mısınız?
sinemanyak wrote:
açıkçası bu tartışma çok farklı bir noktaya geldi birileri bu adamları sosyolojik yaklaşımlarla değerlendirip o şekilde eleştirilim görüşünde benimde içinde dahil olduğum bir grup bu adamlara karşı ağzımıza ne gelirse söyleyelim görüşünde sevgili "caggins" senin sosyo psikojik yaklaşımlarını radikal gazetesinin pazar eki yıllardır yapıyor ..henüz eleştirdikleri kişiler üstünde bir etkiye sahip olamadılar "lynch" doğru söylüyor bu noktada bu adamlar için hiç bir şey önemli değil hayatlarına aynen devam edip halkı uyuşturmaya devam ediyorlar ..
yaa zaten kimse buradan özcan deniz' e bir mesaj yollamıyor ki. radikal' in ekleri de eleştirdikleri şeylerin üreticisini değil tüketicisini hedef alıyor. biz özcan deniz topic' i altında özcan deniz' in kendisine ilşkin şeyler tartışmıyorduk ki. tartıştığımız şey özcan deniz' i izleyen insanlar. yani içinde yaşadığüımız toplum. yani biraz çaba sarfedersen anlayacaksın ki konu aslında özcan deniz değil başka bir şey. bütün dünyada popüler kültür veya sosyolojiye ilişkin bir tartışma yapılırken önce bir örnek ortaya atılır. bu örneğin senin sinir olduğun bir adam olması bu konuyu konuşulamaz ilan etmeni gerektirmez. bunca yazılandan sonra hala bu ayrımı yapamıyor olmanı anlamıyorum.
bu gün var olan sıkıntılarından bunalıp nefes almak için gittiğin her köşenin senden önce gelenler tarafından, bu sıkıntılar üzerine, tam da bu gibi salak örnekler üzerine yapılan tartışmalardan sonra oluşturulup sana bırakılmış olduğunu unutma bence.
üstüne üstlük sosyolojik açıklamalardan kaçınılması gerektiğini emrederken "halkı uyuşturmaya devam ediyorlar" gibi bir sosyolojik çıkarım yapmaktan da geri kalmıyorsun. üstelik yarım yamalak, kartezyen ve bu yüzden de son derece tehlikeli bir sosyoloji bilgisi. hem de bu konuda sosyolojik ya da iletişim bilimine has bir takım açıklamalar yapmamalarını emrettiğin insanların işinin belki de "sosyoloji veya iletişim" olduğunu düşünürsen yaptığının ne kadar büyük bir kabalık olduğunu umarım anlarsın.
This topic is locked, no new replies can be added.