Skip to content

Nuri Bilge Ceylan

84 replies · 1,416 views

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Feb 25, 2005, 01:16 PM#18385

Ne kadar güzel.

Temelde bu sinema için olumsuz bir eleştiri gibi düşünülüyor. Ama kimse oturup da sinema estetiğiyle fotoğraf estetiği arasında ayrım yapma gereksinimi duymuyor.

Benim kastım, Ceylan'ın bu iki alan arasında bir ilişkisi kuruyor olmasına karşın, kimilerinin iki de bir "İşte buldum bu fotoğraf şeysi, sinema şeysi değil." tarzında bir yaklaşım içinde olmasıdır.

Bu eleştiriyi yapmaya kalkışan kimseyi ele aldığı kavramları ayrımlaştırmaya davet ediyorum.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 25, 2005, 01:23 PM#18388

morrison wrote:
Bu eleştiriyi yapmaya kalkışan kimseyi ele aldığı kavramları ayrımlaştırmaya davet ediyorum.

umarım bu kişi ben değilimdir...çünkü bende senle aynı doğrultuda düşünüyorum ...sadece fazla kurcalamayalım şu adamı diyorum...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 25, 2005, 03:49 PM#18394

fiction wrote:
umarım bu kişi ben değilimdir...çünkü bende senle aynı doğrultuda düşünüyorum ...sadece fazla kurcalamayalım şu adamı diyorum...

bence fazla kurcalamakta yarar var, çünkü "hayat nasılsa nuri bilge ceylan'ın filmleri de öyledir" göründüğü kadar basit bir cümle değil. bir sanat eserinin "hayat gibi" olması gerçek bir sorgulamayı ve derinlemesine bir incelemeyi gerektirir. fazla kurcalanması gerekmeyen bir şeyin "sanat" olduğundan kuşku duyarım her şeyden önce.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 26, 2005, 01:16 PM#18406

darxoul wrote:
fazla kurcalanması gerekmeyen bir şeyin "sanat" olduğundan kuşku duyarım her şeyden önce.

o zaman nuri bilge ceylan,senin bakış açına göre sanat üretmiyor....şunu anlamıyorum bir türlü her şeyin bir nedeni mi olması gerek nedensizliği ve kayıtsızlığı da anlatmak bir sanat değilmidir...üstelik bu nedensizliği yine nedensizlikle anlatmak bence sanat ın en büyüğüdür...büyük olasılıkla picasso ne yaptığının farkında değildi fakat birileri onun önemli bir santçı olduğuna inandırmıştı...yaptığı saçma sapan çizimlere hadinden fazla anlam yükleyen insanları gördükçe herhalde şunu düşünmüştür..."acaba ben yaparken bunu düşünmüşmüydüm ..ne önemi varki ben büyük bir sanatçıyım nasıl olsa..." ..ne yazıkki filmleri bir sinemasever olarak yada çocuksu bir heyecan taşıyan bir sinema aşığı olarak değilde at gözlüğüyle bakan bir eleştirmen ve akademisyen tavrıyla izlemeye devam edersek ve bu doğrultuda filmleri yorumlarsak bizim ülkemizde hiç bir zaman bir "jim jarmusch" bir "quentin tarantino" gibi kült bir yönetmen çıkmayacak ve biz biricik usta yönetmenimiz nuri bilgeyle övünüp durucaz..en azından bari bu adamı bitirmeyelimde adam uzak gibi mayıs sıkıntısı gibi bir kaç film daha çeksin...

DA
darxoul
Joined: Dec 31, 2004
265 posts
Feb 26, 2005, 01:32 PM#18407

o zaman nuri bilge ceylan,senin bakış açına göre sanat üretmiyor....

nuri bilge ceylan bana göre pekâlâ sanat üretiyor.

şunu anlamıyorum bir türlü her şeyin bir nedeni mi olması gerek nedensizliği ve kayıtsızlığı da anlatmak bir sanat değilmidir...üstelik bu nedensizliği yine nedensizlikle anlatmak bence sanat ın en büyüğüdür...

bunda anlaşılmayacak bir şey yok. bir şeyi anlatabilmek için önce anlamış olmak gerekir. yoksa en iyi ihtimalle o şeye teğet geçersin. nuri bilge ceylan'ın kayıtsız ya da basit bir üsluba sahip olduğunu düşünmüyorum. uzak filminin her sahnesi çok başarılı biçimde tasarlanmış ve kurgulanmıştır bence. nedensizliği nedensizlikle anlatmanın sanatın en büyüğü olduğuna falan da inanmıyorum. çünkü "sanatın en büyüğü" diye bir şey olduğuna inanmıyorum. bunlar şiirli sözler sadece, bir anlamları yok.

fiction düşüncelerini desteklemek için seçtiği örnek konusunda da oldukça başarısız. picasso ne yaptığını çok iyi biliyordu, bu böyle olmasaydı onun adıyla anılacak bir akımdan söz edilmezdi; bütün sanat tarihçileri geri zekalı değil. picasso kesinlikle resim hakkında çok fazla şey biliyordu ve iyi resim yapıyordu. daha picasso'nun resimlerine "saçma sapan çizim" dediğinde, fiction sanatla arasındaki ilişkiyi tanımlıyor bence. picasso saçma sapan olmadığı gibi nuri bilge ceylan da basit değildir. uzak'ta kentli entelektüelin çelişkilerini, iletişimsizlik ve umutsuzluk sorununu, yabancılaşmasını aramak hiç de sinemaya at gözlüğüyle bakmak değildir; tersine uzak'ın araştırdığı şeyleri yazılı dilin olanaklarıyla araştırmaya devam etmektir. oysa fiction filmi izleyip yıldız verip ayrılmayı öneriyor gibi görünüyor.

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 26, 2005, 01:50 PM#18411

darxoul wrote:
picasso'nun resimlerine "saçma sapan çizim" dediğinde, fiction sanatla arasındaki ilişkiyi tanımlıyor bence..

yazdığının sadece bu kısmına katılıyorum... hemde kesinlikle katılıyorum...diğer şeyler sana göre doğru olabilir ama benim bakış açıma göre saçmalık...

darxoul wrote:
oysa fiction filmi izleyip yıldız verip ayrılmayı öneriyor gibi görünüyor.

buna ise ne diyeceğimi bilemiyorum...bu kadar kısa zamanda beni çok iyi çözmüşsün...aynen bu cümle gibiyim doğru söylemişsin ciddiyim bunda...bence gerçek ilhamda bu yıldız verip ayrılma olayında saklı bence...

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Feb 26, 2005, 03:14 PM#18420

Fiction'ın tavrını hayretle izliyorum ya da izlemeye gayret ediyorum. Söyledikileri arasında öyle derin çelişkiler var ki, biraz ince eleyip sık dokusa işin içinden nasıl çıkacak merak ediyorum.

Sondan başlayayım.

  1. Yıldız mevzunda darxoul'un oy verip ayrıl mantığını örneklyişi, sinemayı eğlence sektörünün bir parçası olarak gören, izledim bitti, daha ne olsun ki diyen anlayışın bir uzantısının simgelenmesidir. Yoksa uzak doğu felsefesinden nasibini almış dingin ve doygun bir bedenin duyduğu gönenmeyle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

  2. Picasso konusunda Ficton'ın gösterdiği keskinliğe şaşmamak elde değil. Sanat tarihini bir tarafa bırakalım. Picasso gerçekten saçma sapan işler mi yaptı? Onun Guernica'sına ya da (daha teknik konuşalım) resmin üçüncü boyut araştırma çabaları içerisnde zamanı bir form olarak resme dahil etmesine saçma sapan denebilir mi? Yoksa yine aynı fazla söze hacet etmeyen bilge mi konuşmakta?

  3. Nedensizlik-neden mevzuuna gelince; aslında Fiction nedensiz yere yazı yazıyor. Çünkü yazdığı zaman neden üretmiş oluyor. Öyleyse niye yazıyor. Kendi yazısı üzerinden bile bu söylediğinin hesabını veremeyecek bir kişi sinema üzerine nedensizlik konusunda nasıl bu kadar kesin konuşabiliyor.

Oruç Aruoba'dan bu çok yaygın olan bu sosyolojik bi inceleme alanı olmak istemiyorumcu yaygara üzerine güzle bir açıklama: "İnsan bir şeyi yazabiliyorsa bu analmlıdır. Çünkü insan anlamsızı yazamaz." (Çengelköy Defteri'nden)

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 26, 2005, 04:41 PM#18425

bu başlık giderek benim hayat görüşüme kaymaya başladı...daha fazla saçmalamadan(!) bu konuya noktayı koymak istiyorum...

1-picasso büyük bir sanatçıdır...kendi alanında devrim yaratmış resime gönüllü kişileride etkilemiş bir şahsiyettir...picasso'nun saçma yada aptal bir insan olduğunu düşünmüyorum..picasso'da çoğu sanatçı gibi melankolik yaşamında dşüncelerini bir şekilde ifade etme aracı geliştirmiştir...bunun içinse resme yönelmiştir...kendi içindeki düşünceleri özgürce fırçasına yansıtmıştır...benim karşı çıktığım nokta şu:şimdi bir eserin ne anlatmak istediğini ne anlamlar türettiğini bizzat o eserin yaratıcısından iyi kimse bilemez...yine aynı doğrultuda uzak filmi için oturup nuri bilge ceylan'ı dinleyeceğimize kendi kafamızdan /bir yerimizden anlamlar üretmeye çalışıyoruz entel dürtülerimizi kontrol edemiyoruz...kimse yönetmenin film hakkındaki yorumlarını dikkate almıyor,sonrada kalkıp köylü-kentli-aydın bilmemne çatışması gibi kafadan yorumlar üretiyoruz...uzak ve nuri bilge ceylanla ilgili neredeyse bütün söyleşileri ve yorumları okumuş ve nuri bilge ceylan'lada bizzat gerçektede karşılaşmış biri olarak ben düşüncelerimi dile getiriyorum...ben uzak nedensiz bir film demiyorum...sadece hayatın rutin akışını sade/minimal bir uslupla dile getiren ve bunu yaparkende çok fazla bir ahlaki yapıya bürünmeyen daha çok gündelik hayatın nedensizliğine arkasına alıp bunu anlatan bir fim olduğunu söylüyorum...burdaki nedensizlikten kastım evimizde oturup tv seyretmek yada yemek yemek tuvalete gitmek gibi ..bunların nedeni basittir canınız sıkılır yada acıkırsınız ortada bir neden var ama bahsettiğiniz gibi bir ahlaki çatışma yok....bunu hepimiz hayatımız boyunca yaşamışızdır sadece köyden değil şehirdende bir misafir konuk olsa biz bir şekilde rahatsız oluruz...hele birde kurduğumuz basit düzeni bozmaya yönelik bir niyeti varsa büsbütün uyuz oluruz bir an önce gitmesini isteriz...nuri bilge ceylan bu içerikten yola çıkarak öyküsünü çok iyi görüntülerle donatıyor...dingin sakin bir atmosfer kuruyor...sinemanın görsel bir sanat olduğunu unutmuyor her şeyden önce nuri bilge ceylan...fotoğrafçılık becerisinide kullanarak ortaya bir eser çıkartıyor...sonuç olarak bir eserin içeriğini (burdaki içerikten kastım,eserin bize söylemek istedikleri) yorumlarken ilk önce o eserin yaratıcısına kulak verelim sonra oturup bir şeyler yazalım...

2-morisson oldumu be güzelim ne nedensizliği ne anlamsazlığından bahsediyorsun ya...herkesin bir hayat görüşü vardır kimisi bir şeyi sevmez kimisi o şeyi yüceltir...ben nedensiz yaşıyorsam yada nedensiz yazıyorsam (ki böyle bir gayem kesinlikle yok bende bir neden /amaç uğruna yaşıyorum) seni niye ilgilendiriyor bu.. burda doğru kelime "sanane" galiba bende öyle diyorum...

3-son olarak şu yıldız meselesine gelmek istiyorum ...çoğu zaman bende filmlerle ilgili kafamda belli bir fikir kalması açısından filmleri 10 üzerinden/5 üzerinden puanlandırma ihtiyacı duyuyorum ...filmlerin görsel yapısıyla daha ilgili oldumdan filmin görüntü yönetimine/kurgusuna/oyunculuğuna /yönetimine bir süre kafa yorarım fikirlerimi arkadaşlarımla paylaşırım ...eğer içerikle ilgili bir kaygım varsa yani filmde tam olarak çözemediğim bir şey varsa yukarda bahsettiğim gibi yönetmeni okurum onun ne düşündüğünü anlar sonrada kafamda bir değer yargısı belirler konuyuda kapatırım ...filmi izledim-bitti derken bunu demeye çalıştım...yoksa bir filmi izledim takmam hadi eyvallah gibi bir anlayışa kesinlikle sahip değilim...sinefil kelimesinin genel anlamından yola çıkarak şunu söylemek istiyorum..gerçekten filmlerin benim hayatım üzerinde çok büyük bir etkisi var ..ve şunu samimeyetle dile getiriyimki...eğer filmleri bu kadar sevmeseydim kesinlikle farklı bir hayatım olurdu...bu nedenle filmler benim için ciddi anlamda çok önemli...sadece üzerinde çok konuşulacak/tartışalacak filmler vardır...bazı filmlerde fazla tartışmaya gelmez kendi halinde güzeldir...izlerken nedensiz yere hayran olursunuz belkide kendinizden bir şeyler bulursunuz fazla konuşmak yada çok didiklemek istemezsiniz filmi çünkü o film o haliyle güzeldir sizin gözünüzde aksi takdirde büyüsünün kaybolacağından korkarsınız...kısacası uzak'ta böyle bir film benim için...

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Feb 26, 2005, 07:32 PM#18429

pek cok goruse gore sinema bir anlamda toplu ruya gorme eylemidir. (asagi yukari ayni fikirdeyim). yine bu goruslere gore de film yaratisicisinin ruyasi olarak gorulup okunabilir. bir ruya haritasi cikaramayacagimiz gibi sinemada amlamlar haritasi cikarmak da pek mumkun degil. fakat neden ve nicin sorularinin yanitlarini yaraticisi kendisi de tam olarak adlandirmis olmasa da kendisinin de fark etmedigi anlamlandirmalar mutlaka yapmistir. oyle olmali... cunku neden bu filmi cekti, neden boyle bir konu secti, neden bir karakter bu davranisi sergilediye kadar uzanan pek cok nedenin "anlamlari" mutlaka olmalidir. hele ticari nedenlerle hareket etmedigine gore bu film icin onu motive eden seyler olmali. anlatacak bir seyleri yoksa neden film yapsin?

izleyici olarak aslinda bir anlamda ruya yorumlamaya calisarak anlamlari aciga cikartmaya calisiyoruz.

nuri bilge ceylan filmi de bu yonuyle cok da "sig" bir film degil. ama anlatimi, islenisi son derece "basit" araclarla kotarilmis bir film.
zaten hic bir sey soylemeyen bir filmin sadece basit oldugu icin sevilebilecegini sanmiyorum. o filmde bizi derinden etkileyen sey her neyse bulup cikarmak, yonetmenin ruyasini anlamaya calismak da bir sinefilin en sevdigi oyunlardan biri sanirim. zaten yonetmen de filminin bizim anlamlandirmalarimizla tamamlanmasini bekliyor.

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Feb 27, 2005, 12:46 AM#18430

Fiction'ın son söyledikleri başta anlatmak istedikleriyse ya tartışma açmaya çalışıyor olmalı ya da fikirlerini nasıl anlatacağı üzerine tekrar düşünmeli. Bu kadar yanlış anlaşılmaya sebep olmadan da bu konu tartışılabilirdi diye düşünüyorum.

Bununla birlikte Picasso üzerinden sanat anlayışını aktardığı kısımlarda ciddi sorunlar var. Mystere bu sıkıntının farkına varmış ve hatayı işaret etmeye çalışmış.

Sanat felsefesinin en önemli ayrımlarından biridir, sanatçının bulunduğu alanla alımlayıcının bulunduğu alanın ayrımlaştırılması. Daha çok ontolojik bir tabakalanmayı ifade eden bu ayrımlaşma da sanatçı ne yapmak istediğini bilebilir, ama ne yaptığını asla bilemez. İzleyiciyse sanatçının ne yaptığını bilir, ne yapmak istediğini asla bilemez. Bu ayrım için Aristoteles'ten Harttman'a dek pek çok felsefecinin sanat ontolojisi üzerine çalışmalarına bakılabilir. Aynı zamanda Sartre gibi sanatçı-kuramcılar da bunu böyle belirtmişlerdir. Giacommetti'nin de benzer açıklamaları vardır.

Bu anlamda Ficton'un söylediğinin tam aksi iddia edilebilir. Bir eser çözümlenirken yapılacak en yanlış şey gidip sanatçısına burada ne yapmak istediniz demektir. Çünkü anlattıkları muhtemelen sonunda ürettiği değil, başlangıçtaki düşüncesini ele veren ipuçları olacaktır. Kaldı ki izleyenin muhattabı sanat eseridir, sanatçı kişiliği değil. Psikolojist bir yaklaşımla sanatçıya eğilmek olsa olsa sanatçının kimliğiyle ilgili bilgilerimizin olmasını sağlar. Oysa ki bizim esere eğilmemizdeki temel amaç Ceylan'ın kara kaşı kara gözü değil, onun eserinin dünyanın geri kalanıyla kurduğu ilişkidir.

Ficton'un cevabında açık uçlar, ne demek istediği anlaşılmayan ifadeler de var. Örnekliyorum.

sade-minimal : Bu iki terim çoğunca birbiriyle özdeşmiş gibi algılamasına karşın minimal bir eserin sade olduğu (buradan basite de doğrudan geçiş yapılır) bir yanılgı taşır. Oysa ki minimalizm az malzeme kullanımıyla olabildiğince çok şeyi anlatmayı amaçlamıştır. Bu yüzden sadeliğin aksine komplekslik taşır.

ahlaki yapı: Ahlaktan insan topluluklarının oluşturduğu zaman içerisinde değişen değer yargıları kast ediliyorsa ve anlatılmak istenen Ceylan'ın ahlak dersi vermek istemediğiyse; bu doğrudur. Bununla birlikte Ceylan, kişi-kişi, kişinin kendi ve kişinin toplumla olan ilişkilerini inceleyerek etikle doğrudan bağlı bir çalışma üretmiştir. Buysa hiç de sade ya da nedensiz bir girişim değildir. Kendisi bilsin ya da bilmesin, onu eleştiren kişi Ceylan'ı tanısın ya da tanımasın yukarıdaki olgular açıklıkla anlaşılırsa bu reddedilmesi olanaksız bir ilişkidir.

gündelik hayatın nedensizliği: Allah aşkına nedir bu? Gündelik hayatın hay-i huyu mu kast ediliyor? Yoksa her şey nedensiz, hepimiz öleceğiz yollu, sonu metafizik bir çıkmaz sokakta düğümlenecek olan içli bir nağme midir? Üstelik rastlantısallıkla nedensellik farklı şeylerdir. Neden-sonuç ilişkisi şeylerin tek iletişim biçimi olmadığı halde, nedensellik dikeyde olmasa bile yatayda, yani bir olgunun kendi dinamikleri içerisinde, insanoğlunun yaratabildiği en önemli yaşama araçlarından biridir. Korkulan buysa nedenselliğin tek yorumu iktidarlar ilişkili olan da değildir. (Bu, "oldu mu be güzelim"le biten iletiye bir cevap olmuştur umuyorum. Ayrıca Oruç Aruoba'nın sözlerini altını yeniden çiziyorum. Orada anlatılmaya çaşışılan düşünce çok değerlidir.)

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 27, 2005, 06:18 PM#18447

morisson,benim gerçekten midem bulanmaya başladı bu saçma tartışma yüzünden.. zaten şu aralar evimden uzakta zor bir dönem geçiriyorum...birde nete her girdiğimden böyle abukluklarla karşılaştımmı büsbütün gıcık oluyorum...şayet bu başlıkta yada başka bir başlıkta kaba davrandıysam sebebi tamamen buna bağlıdır özür diliyorum...şimdi morrison aslen dediklerini tuttum yada tutmadım...üslubunun bu kesin tavrı beni rahatsız etmekte...eğer bir cevabın varsa lütfen kendi kişisel görüşlerin ekseninde yumuşak bir cevap olsun...çünkü başka cevap yazmıyacağım...bu arada şayet bundan tam emin değilim ...eğer arsa böyle bir niyetin beni yargılayıcı ifadelerden kaçınmanı rica ediyorum ...çelişki mevzuna gelirsekde ben ne yapıyım yapım gereği çelişkili duygular barındıran bir insanım ...şimdiden teşekkür ediyorum...iyi seyirler

Last edited: Feb 27, 2005, 07:13 PM (2)

FI
fiction
Joined: Mar 16, 2004
365 posts
Feb 27, 2005, 06:36 PM#18449

şimdi,martin dediklerin büyük oranda düşüncelerimi yansıtıyor...elbette biz yönetmenin kendi filminden çıkaramadığı bir anlamı çıkarabiliriz...bunu bende çok yaşadım ..yukarda aksini iddia etsemde ...fakat bu biraz da filmi seyreden kişinin şahsi bakış açısı ile doğru orantılı değilmi...örnek vermek gerekirse "oz büyücüsü " bir çok kişiye göre çocuklar için yapılmış bir masal olarak görülsede,kimine göre sonsuz bir ilham kaynağı..herhalde david lynch'in bir oz büyücüsü hayranı olduğunu bilmeyen yoktur..her filminde mutlaka bir gönderme yapar hatta bana göre mulholland drive birebir oz büyücüsüne çok benzemektedir (bu da benim bakış açım mesela)...uzak filmine dönersek ..bilindiği üzere bu film avrupada bir çok ödül aldı...mesela bu film hakında köylü-şehirli çatışması hakkındaki yorumlardan yola çıkarsak bizdeki köy kavramı hakkında bir bilgiye sahip olmayan avrupalı seyirciler bizim gibi düşünmüşmüdür ayrıca...dile getirmek istediğim ...filmden illeda çıkardın bir anlam yada ince bir nokta varsa bunun nesnel yargılar çerçevesinde değil...öznel yargılara göre yapılmasıdır....ben bu tartışmanın en başında sermest in' söylediklerine cevap verirkende kendi öznel yargılarımdan yola çıkarak söyledim....düşüncelerimiz tam olarak uyuşmasada martin,sonuçta sen kendi bakış açını yazmışsın saygı duyarım...

Martin Mystere
Martin Mystere
Joined: May 27, 2002
1,621 posts
Feb 27, 2005, 09:46 PM#18460

sunu merak ettim: avrupali uzak'a tonla odul verirken neye bakarak odul verdiler. hic bir sey analtmamasina mi? turk aydin tipolojisi hakkinda net fikirleri olmadigi halde "evet bu film hayatin aynasi olmus" derken ellerinde hangi deliller vardi.

morrison verdigin bilgiler icin de tesekkurler...

MO
morrison
Joined: Feb 08, 2005
50 posts
Feb 28, 2005, 10:42 AM#18471

@ Mystere

Ben teşekkür ederim. Gecenin bir yarısı oturup da bir takım bilgileri paylaşmaya çalışmamı anladığın için...

@Fiction

Geçirdiğin zor dönem için üzgünüm. Amacım seni yıpratmak falan olamaz. Forumlara girip iki ukalalık edip kaçanlardan olmadığım da yazdıklarıma verdiğim önemden anlaşılmıştır umuyorum.

Ancak benim (kuramsal anlamda) sert/kesin çıkışlarımın altında senin (çoğu zaman da kuramsal ya da tartışmaya yönelik olmayan) sert ve kesin çıkışların yatıyordu. Dikkat edersen her söylediğim senin söylediklerin üzerine cevap niteliğindeydi. Amacım da ahkam kesmek değil, sanat felsefesi üzerine gördüğüm bir takım ciddi yanlış anlaşılmaları düzeltmek, du tür yanlış anlaşılmaların yayılmasını engellemekti.

NOT: Ficton, "midem bulandı", "abukluklar" gibi ifadelerin de aynı yıpratıcılığı taşımıyor mu dersin? Neyse, "zor bir dönem" diyerek bunun açıklamasını yapmışsın zaten. Tekrar kolaylıklar dilerim.

sermest
sermest
Private Joker
Joined: Jun 06, 2002
1,446 posts
Feb 28, 2005, 10:50 AM#18473

Martin Mystere wrote:
sunu merak ettim: avrupali uzak'a tonla odul verirken neye bakarak odul verdiler. hic bir sey anlatmamasina mi? ..

nacizane görüşümdür,görüntülere hayran oldular.ve üstüne zorlama klişe cümleler koyma gereği duydular."işte doğu ile batının muhteşem farkı!!" veyahut "entelektüel ile köylünün muhteşem savaşı" şeklinde...

yine üstüne basa basa diyorum,uzak filminde bu ayrımlar,karşıtlıklar var mı? evet var.

You need to log in to post a reply.