korsan cd vakası
127 replies · 1,875 views
korsan cd vakası
bundan altı yedi sene evvel yani cd teknolojisinin esamesi bile okunmazken sinemalarda göremediğimiz,ülkemize gelmeyen ve çoğu kült filmlerden oluşan seçkileri çeşitli şekillerde çok kötü VHS kopyalarını bulmak için canımızı dişimize takardık.şimdi ise yeni jenerasyon vcd piyasası kasetlerin yerini almış durumda.fakat ok yaydan çıkmış gibi...daha avrupa gösterimine bile girmeyen bir filmi iki milyon lira verebilen her insan evinden izleyebiliyor.ama bence işin kötüsü bu pazarın yeraltının elinde olması ve sektöre büyük bir darbe vurması.peki,siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?nedir bu korsan vcd?
iyi midir kötü müdür?olmalı mı olmamalı mı?yoksa hiç beğenmemeli mi?!!
aslında bu sorular bu alanda çıkan her yeni ürün için söylenilegelen birşey. bence vcd iyi ve kötü yanları da olan birşey tabi bu durumu türkiye nin içinde bulunduğu şartlarında etkilediği bir gerçek şöyle ki hepimizin malumu olduğu üzre vcd ler görüntü kalitesi olarak pek iyi durumda değiller özellikle de türkiye de para kazanma amaçlı olarak her sokakta satılan vcd lerin çoğu ya sinemadan çekim olduğundan ya da satıcıların çekim sırasında yaptıkları yüzünden gerçekten acınacak ve can sıkacak durumdakendi adıma 1-2 defa ortasında kalan filmler takılan filmler çalışmayan cd ler yüzünden film izleme zevkim kalmadı. bunun yanında yukarda bahsettiğim gibi görüntü kalitesi olarak iyi değiller özellikle vcd ler bilgisayarda izleniyorsa veya tv niz küçük bir ekrana sahipse hem görüntü hem de ses açısından iyi sonuç almanız imkansız bu yüzden film izlemek azap verici bir durum olmaktan öteye gitmiyor artık avrupa da ve abd de vcd teknolojisi geride kalmış teknoloji ürünü olarak görülüyor ve giderek daha az kullanılıyor bunların yerini dvd gibi görüntü ve ses bakımından daha kaliteli ürünler almış durumda hatta yurtdışındakiler burdaki vcd çılgınlığına hayret ediyorlar-tabi kim düşük kalite film izlemek ister ki- fakat türkiye vb. ülkelerde bu durumun en temel nedenlerinden biri hala ekonomik dvd tekn. hala ülkemiz için lüks aletlerden biri ve yaygınlığı olmayan bir ürün bunun yanında dvd filmler eğer div x vb. lerinden yaralana azınlığa sahip değilseniz , maalesef çok pahalı bunun yanında pek çok filmin türkçe altyazılı veya dublajlı versiyonları çok sonra piyasaya çıkıyor eğer amazon.com gibi yerlerden sipariş etseniz bile -çok emin değilim ama- bunların türkiye ye girişlerinde çeşitli yasaklar söz konusu olmakta bütün bunları yapmanız halinde sizi yüklü kredi kartı borçlarının beklediği açıkça ortada. İşte vcd teknolojisinin türkiye de yayılmasının en büyük sebebi bence bu ekonomik sebep yani vcd diğer görüntülü ürünlere göre çok ucuz. bu yüzden her sokakta bir cd ci bulabiliyorsunuz. bunun dışında vcd size çok geniş bir yelpaze de film izleme imkanı sunmakta sadece vizyondakilerin dışında daha önce gösterime girmiş fakat bir şekilde izleyemediğiiz filmler, klasik haline gelmiş filmler ve hatta vizyona girmemiş filmler bütün bunlar gerçekten cazip seçenekler çünkü kısaca bakacak olursak vizyona her hafta en az 1-2 film girmekte kötü bir tahminle eğer sinemayı seviyor ve gerçekten takip ediyorsanız ve eğer ekonomik olarak rahat durumda değilseniz viztona giren filmlerin çoğu siz görmeden gösterimden çıkacaktır bugün sinemaya gitme amaçlı dışarı çıktığınızda sinema ücretine eklenen yemek, ulaşım ,ekstralar la birlikte bir vcd nin 2-3 katı bir parayı gözden çıkartıyorsunuz bu yüzden insanlar artık vcd alıp evlerinde izlemeyi sinemaya gitmeye tercih ediyorlar bu da zaten ülkemizde finansal açıdan sorun yaşayan sinema sektörüne büyük darbe vurmaktadır . Bunun yanında vcd tekn. size gösterimden çıkmış pek çok filmi izleme tekrar tekrar izleme imkanı sunmakta bu durum özellikle sinemayla belli bir amaç doğrultusunda ilgilenenler için önemlidir çünkü sinemada bu filmi tekrar izleme şansınız yoktur ayrıca bir filmi sinemada tekrar izlemek ekstra masra olarak karşımıza çıkmaktadır ayrıca filmi izlerken durdurmak, ileri-geri sarmak vb. şanslara da yalnızca video, vcd izlerken yapabileceğiniz şeylerdendir.bugün vizyona girmemiş pek çok filmi de vcd olarak bulabiliyoruz sevdiğiniz bir yönetmenin,oyuncunun filmografisinde olan ama türkiye de gösterim şansı bulamayan filmini tek izleme şansınız şu anda yalnızca vcd olarak mevcuttur bu yüzden de mecburi tek yoldur.
popüler sinema dergisinde mehmet açar bu konuya değinen bir yazısında avrupa da vizyona giren bir filmin belli bir süre geçtikten sonra daha ucuza izlenebildiğini söylüyor ve bunun türkiye de de uygulanması halinde sinemalara daha fazla sayıda insanın gideceğini belirtiyordu. sektörün şu haliyle korsan vcd piyasasıyla mücadele etmesi imkansız görünmekte ancak bu tür yolların bulunmasıyla bazı şeyler yapılabilir ve insanlar sinemalara dönebilir. ne de olsa FİLM SİNEMA DA İZLENİR!
Günümüz sinemasının yeni örneklerini izlemek için tercih edilen korsan vcdlere karşıyım.Tabi bu tip vcd ler ucuz oldukları için daha cezbedici olabiliyor.Yalnız, sinemalarda izleme fırsatı bulamayacağınız klasikleri korsan olarak almakta bir mahsur göremiyorum.Örneğin Kubrick'in Shining ini ,otomatik Portakal ını korsan olarak satın aldım.Dvd var diyebilirsiniz ama ne bir Dvd player ım var ne de 25-60 milyon arası değişen dvd leri alıcak param.Bu klasik filmlerin korsan versiyonlarını 2,5 milyona edinebiliyorum.Film sinemada izlenmeye de bilir bence.Bir Yüzüklerin Efendisi sinemada izlenmeli belki ama örneğin piyanist filmini evde küçük ekranda izlesem de aynı zevki alırdım diye düşünüyorum.
yeni çıkan divx formatı korsan vcd nin pabucunu dama atabilir belki.Çünkü Lynch in Blue Velvet ini bu formatla seyrettim ve görüntü-ses kalitesi çok üst düzeydeydi.
Son olarak Mehmet açar ın sözettiği konuyu da sonuna kadar destekliyorum.
Re: korsan cd vakası
SERMEST ÇAPAN wrote:
ama bence işin kötüsü bu pazarın yeraltının elinde olması ve sektöre büyük bir darbe vurması
Ben foruma fazla takılmazkenki zamanlarda ne topicler açılmış diye geziniyordum da bu korsan mevzusunu gördüm ve bir düzeltme gereksinimi duydum.
örnekte göstermiş olduğum alıntıda korsan işinin yeraltının elinde olduğu belirtilmiş. kavram kargaşası yaşanmış hemen düzelteyim. yeraltında olan bir şeyden böyle herkesin haberi olmaz merak etmeyin. mafyatik durumlarla yeraltı durumlar birbirine karıştırılmış gördüğüm kadarıyla. yeraltı diye tabir ettiğimiz durumlarda, biçim olarak aynı şekilde çoğaltılan film, müzik albümü vb. şeylerden rant elde edilmez. rantın olduğu ve bulaşamadığımız, karanlık işlerin döndüğü sektöre mafya diyoruz.
Re: korsan cd vakası
örnekte göstermiş olduğum alıntıda korsan işinin yeraltının elinde olduğu belirtilmiş. kavram kargaşası yaşanmış hemen düzelteyim.
Allah razı olsun ne diyeyim ben şimdi?
Acaba benim yazımda mı bir kavram kargaşası mı var yoksa senin yazdığına mı bırak da ona okuyanlar karar versin.sana cevap yazmak istiyorum ama senin yazdığından bir halt anlamadığım için cevap veremiyorum.ancak sevgiler ve selamlar gönderebiliyorum...
sen yeraltını mafya anlamında kullanmışsın ya!
Ben de diyorum ki ikisi farklı şeyler. Mafya rant elde eder, yeraltı kurumları rant elde etmez.
printerson wrote:
sen yeraltını mafya anlamında kullanmışsın ya!
Ben de diyorum ki ikisi farklı şeyler. Mafya rant elde eder, yeraltı kurumları rant elde etmez.
**YER ALTI**:
1 . Yerin yüzeyi altındaki bölümü:
"Burası soğuk, ıslak bir yer altı odası..."- M. Ş. Esendal.
2 . (sıfat, mecaz) Gizli ve zararlı (çalışma).
**MAFYA**:
1 . Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan gizli ve zararlı çalışmalarda bulunan örgüt veya bu örgüte mensup olan kimse.
2 . Gizli örgüt.
sanırım bu kafidir...
iyi bir film kolleksiyoncusu degilimdir. denk geldikce sagdan soldan, esden dostan alir cd'leri izlerim. yeni yeni birikrimeye basladim. ancak yillarin muzik kolleksiyoncusu olarak cok acik ve net olarak soyluyorum: yasasin korsan!
bu korsan vakasi muzigin, filmin rahat dolasimini sagladi. bu guzelim sanatlarin aslinda cok pahali metalar olmasini bir nebze olsun engelledi. elbette emege saygi duymak lazim. sanatciyi korumak lazim. ama olaya biraz da sanatsever acisindan bakmak lazim. tuketim kaliplari boyle buyurdugu icin ve benim cebimde albumlere verecek 20 kusur milyonum olmadigi icin mahrum kaldiklarimi korsan piyasasi sayesinde buluyorum. farzı misal, ahmet ertegun kazanacagina korsan ahmet bilmemne kazanmis parayi cok umurumda degil. ben istifade etmisim tas gibi urunlerden ona bakiyorum. gereksiz yere fiyatlari sisirenler utansin. sinema ve muzik internetteki paylasim kulturu sayesinde cok sey kazandi. afiyet olsun..
SERMEST ÇAPAN wrote:
[
YER ALTI:
1 . Yerin yüzeyi altındaki bölümü:
"Burası soğuk, ıslak bir yer altı odası..."- M. Ş. Esendal.
2 . (sıfat, mecaz) Gizli ve zararlı (çalışma).sanırım bu kafidir...
Kafi değil çünkü bir kelimenin sözlükteki anlamının, üstelik (sıfat, mecaz) gibi bir öncülle verilen anlamının altını çizmek, "ben main streamin tam göbeğinde duruyorum, sistemin ta kendisiyim" demek oluyor.
Gizli ve zararlı çalışma. Kimden gizli, zararı kime diye sormazlar mı?
burada yine çılgın bir filolojik tartışma yaratmışsınız sevgili printerson. takıldığınız kelime "underground" kelimesi zannımca. ama yine türkçe'ye birebir çevrilmesine rağmen yan anlamları hususunda problemler var. örneğin bizde "yeraltı dünyasının ünlü babası" gibi kullanımlar mevcut. bunun da yanlış olduğunu zannetmiyorum zira gavur ellerde sizin kasdettiğiniz mafya durumu için muhtekif kelimeler var biz de yeraltı iki anlamda da kullanılıyor diye biliyor veya tahmin ediyorum.
korsan cd sanatçıya fena eyvallah. ancak bizim gibi ekonomik durumu ve gelişmişlik seviyesi sınırlı ülkelerde belli faydaları var. birşeylere hiç ulaşamamızdansa biraz saygısızca da ulaşmamız hem bireysel hem de toplumsal gelişime faydalı olabilir. örnek: rusya bir dönem düştüğü çılgın fukaralık ortamında kaçak yazılımlar ve eloktronik marka taklitçiliğini serbest bırakmıştı. bundaki amaç gençlerin bilgisayardan ve diğer teknolojilerden uzak kalıp dünyanın gerisine düşmemelerini sağlamaktı. tabi gönül ister ki refah içinde yüzelim korsana yüz vermiyip herşeyin parasını bastırıp alalım ancak gidişat itibari ile bu da zor olduğuna göre...
şimdi "underground"ı yer altı olarak Türkçe'ye çevirdikleri bilimsel makaleler var. Kavramı bu bağlamda yaşayan insanlar da yurdumuzda mevcut.
Eğer bir kelime yanlış kullanılıyorsa, bu yanlışlıktan yola çıkarak fikir yürütmek bana sağlıksız geliyor.
You need to log in to post a reply.